Siyasi etik ve siyasi ahlak, siyasetçilerin, kamu yöneticilerinin ve siyasi kurumların nasıl davranması gerektiğini ele alan, birbiriyle yakından ilişkili iki kavramdır.
-*-*-
Her ikisi de siyasette dürüstlük, adalet, sorumluluk ve kamu yararı gibi değerleri esas alır…
-*-*-
Elbette siyasi etik ve siyasi ahlak, ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilir…
-*-*-
Veya şöyle söyleyelim, örneğin şu andaki Türkiye’de siyasi etik ve siyasi ahlaktan söz etmek ve “yavru”sundan da siyasi etik ve siyasi ahlak beklemek bana pek mantıklı gelmiyor!
Ölüden gözyaşı gelmesi ihtimali daha yüksek!
-*-*-
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Rektörünün UBP toplantısında yer alması siyasi etik ve siyasi ahlaka aykırıdır!
Evet, doğru bir söz!
-*-*-
Ama nerede?
Mesela Finlandiya’da, Norveç’te falan!
-*-*-
Finlandiya ve Norveç gibi ülkelerde, siyasi etiğin beş temel ilkesi olduğunu söyleyebiliriz…
Türkiye ve KKTC’de bunları aramak, şakadır; zaten çok arayan ya hapse girer ya da mutlaka haindir!
-*-*-
Nedir bu beş ilke?
-*-*-
Dürüstlük
Adalet
Tarafsızlık
Hesap verebilirlik
Şeffaflık.
-*-*-
Siyasi ahlak için de beş temel ilke sıralayabiliriz…
-*-*-
Vicdan.
Kamu yararı.
Sorumluluk.
Güvenilirlik.
Eşitlik ve insan haklarına saygı.
-*-*-
Siyaset bilimi ile ilgili bazı kitaplar der ki; “… Siyasi etik, siyasette uyulması gereken ilke ve standartları; siyasi ahlak ise siyasi davranışların ahlaki değerler bakımından değerlendirilmesini ifade eder. İki kavramın ortak amacı, siyasi gücün sorumlu, adil ve toplumun yararını gözeten bir biçimde kullanılmasını desteklemektir.”
-*-*-
DAÜ’de yaşanan kesinlikle yanlıştır…
Üniversiteyi ya da “akademik onuru” yerle bir eden bir olaydır!
-*-*-
Peki bu bir ilk mi?
-*-*-
Size bir örnek vereyim…
DAÜ’de birkaç yıl yarı zamanlı olarak bildiklerimi genç arkadaşlarımla paylaştım…
-*-*-
Birkaç saatlik ders için, en az beş – altı saat hazırlanıp gidiyordum…
-*-*-
Bir gün, derse iki görevli girdi…
-*-*-
Kapıyı çaldılardı, çalmadılardı ayrı mesele…
-*-*-
“Serhat İncirli siz misiniz?” dedi bir tanesi ve bana “artık okula girişiniz yasaklandı” gibi bir açıklamada bulundu…
-*-*-
Terörist miyim?
-*-*-
Okulu bombalamak veya yakmak gibi hedeflerim mi vardı?
-*-*-
Dersi mi aksatmıştım?
-*-*-
Neden üniversiteye girişim üstelik de ders döneminin ortasında durduruluyordu?
-*-*-
Ne tür bir suç işledim ki?
-*-*-
Kimse, sebep veya en küçük bir şey açıklayamadı!
Açıklamadı!
-*-*-
Dönemin rektörü de asıl sebebi biliyordu, Vakıf yöneticileri de…
-*-*-
Zaman içerisinde rektör değişti…
Vakıf yöneticileri de değişti…
-*-*-
Biri “Ersin Tatar’ın adamları aradı, durdurulmanı istedi” dedi…
-*-*-
Öteki, “TC Lefkoşa Büyükelçiliği, MİT, Bit, it” falan demeye getirdi!
-*-*-
Kimse bana ne bildirimde bulundu ne gerekçe açıkladı!
-*-*-
Bye bye Charlie!
-*-*-
Ayrıldık!
Ders verdiğim öğrencilere bile seslenemedim!
-*-*-
Sendikalı değildim; sendika yöneticileri, “üzüldük” gibisinden bir şeyler duyurdu…
-*-*-
Sebep siyasi miydi?
-*-*-
Şimdi, eğri oturalım doğru konuşalım; KKTC’de seçmen olsun olmasın, tüm vatandaşların siyasi görüşleri arasında ciddi farklar yoktur…
-*-*-
İktidar mücadelesi veren partilere bakın, ideolojik anlamda fark yoktur; etik ve ahlak açısından “daha iyi olacağız” sözleri vardır…
-*-*-
Yani şeffaf olacağız, hesap vereceğiz, hesap soracağız gibi…
-*-*-
Hedefim rektörü karalamak ya da aklamak değildir…
-*-*-
DAÜ Rektörü, bu ülkenin çok iyi bir evladıdır…
-*-*-
Neredeyse tüm rektörler kadar da siyasidir…
-*-*-
Bu ülkenin kendisi kötüdür; devletin yapısı sahtedir!
-*-*-
Temel sıkıntı buradadır ama kimse bu konuya değinmemekte, Finlandiya’da yaşıyormuşçasına eleştiriler yayınlamaktadır!
-*-*-
Konu mevcut rektör değildir!
-*-*-
Konu nedir biliyor musunuz?
-*-*-
Rektör veya genel sekreter, UBP’nin toplantısına katıldı diye “hatalıysa”, üniversitenin pazartesi sabah saatlerinden itibaren bütün ülkenin destek vereceği bir eylem alanına dönebilme yeteneğidir!
-*-*-
Hiçbir gerekçe göstermeden, ister Tatar isterse Ali Murat hiç fark etmez; okuldan uzaklaştırılma talimatını kimin verdiği önemli değil… Önemli olan kimsenin tepki verememesidir!
-*-*-
Eğer sendika başta olmak üzere, tek bir eleman dahi rektörün UBP toplantısına katılması nedeniyle dev gibi bir eylem sergileyemiyorsa, en demokratik şekilde ama sert tepki gösteremiyorsa, asıl sorgulanması gereken siyasi etik ve siyasi ahlakın “nerede” olduğudur!
-*-*-
Kahrolsun faşizm, Kıbrıs’ta barış engellenemez, birlik mücadele dayanışma…
Eeeeee sonuç?
-*-*-
Mesele sadece DAÜ Rektörü mü?
-*-*-
Rektörün siyasi bir toplantıya katılmasının önünde yasal engel var mı?
-*-*-
Siyasi partilerden aday çıkan hocalarımız; hatta DAÜ’de hocalık yapan parti genel başkanımız bile yok mu?
Yarın seçimi kaybeden görevine dönmeyecek mi?
Daha önce de aday olup kaybeden dönmedi mi?
-*-*-
Yasal bir engel yok!
-*-*-
Etik ve ahlak mı?
-*-*-
Devletin siyasi etiği ve ahlakı yoktur; kurumlarının tekinde de o ahlak ve etik kesinlikle bulunmamaktadır!
-*-*-
Haaa gerek rektör hocamız, gerek milletvekili adayı olan hocalarımız, gerekse siyasi parti genel başkanı olan hocamız, bizim kardeşimizdir…
-*-*-
Mesele, bu kardeşlerimiz değildir!
Mesele onları çok seviyor olmak da değildir!
-*-*-
Mesele, sahte olduğunu bile bile hala devletin varlığına sarılmak ve bundan bir şekilde nemalanıyor olmaktır!
-*-*-
Hala, DAÜ’den neden kovulduğumu bilmiyorum!
Bilmek istiyorum!
-*-*-
Dönemin sendikacıları da bilmiyor!
Sordular eminim ama cevap almadılar!
-*-*-
Çünkü sordukları yönetim de onlara cevap vermedi!
Çünkü onlar da bilmiyordu!
-*-*-
Oysa gerçek apaçıktı!
Bu ülkede demokrasi yoktur ve bu ülkeyi biz yönetemiyoruz!
-*-*-
Ayrıca şu da acı bir gerçektir; bu sahte düzende kimsenin, kimse umurunda değildir!
Herkes kendi canına – çıkarına bakıyor!
Gemisini kurtaran kaptan!
-*-*-
İyi Pazarlar!
-*-*-
Seçim yapalım!
Sıra kavgası da çıksın!
-*-*-
Seyrediyorum; adaylar partilerine elbette çalışıyor ama önce kendilerine!
-*-*-
Haaaa Ercan’ı uluslararası uçuşlara açma yolu, yordamı?
Mağusa Limanı?
Maraş?
-*-*-
Kardeşim, kendi mendili ile kendi sümüğünü bile silemeyen bir sümüklü toplum; 100 milyonluk Türkiye’nin çıkarları ile mi güreşecek?
-*-*-
İyi Pazarlar!
DAÜ Rektörü yarın sabah görevinin başındadır…
DAÜ Genel Sekreteri de…
Kendisini protesto edenler, kınayanlar, eleştirenler de eminim kahve içmeye gidecekler…
-*-*-
Oysa bu olay belki Fransa’da olsaydı, gazetelerin manşeti; “üniversite yanıyor, hocalar da öğrenciler de kampüste eylem başlattı”ydı!
-*-*-
Ne demişti Kamran Aziz?
Ah Kıbrıs’ım Kıbrıs’ım!