Ah Adnan hocam, vah Cemal hocam

Cenk Mutluyakalı

Hey gidi Adnan hocam hey!
Maliye’nin kapısını tekmeler de girerdi.
Elinde siyah çelenk, Eğitim Bakanlığı’nın önünden gitmezdi.
“Bu sendikal zihniyetin bu ülkeye yararı olmaz” diye yazardım, köpürürdü.

***

Sendikal popülizm hep yarışır.
Siyasi popülizmle...
Bu yarışta “gelecek” kaybeder.

***

Bu sendikal zihniyet halen vardır.
Tıpkı siyasette bu zihniyetin izleri halen silinmediği gibi...
Elbette ne sendikacıların tümü böyledir, ne de siyasetçilerin...
Yine de yurttaşın “en az güvendiği” iki kesim halen siyasi partiler ve sendikalardır.
İkisinin de görevi aslında toplumu dönüştürmektir… Oysa partizanlığı, bireyciliği, riyakârlığı seven topluma dönüşür, ikisi de...

***

Seçim döneminin en “idealist” söylemlere sahipti, Cemal hocam liderliğinde, TDP.
“Biz denenmemişiz” diyorlardı.
Ve hatta “beyaz güvercin uçuran bembeyaz giyimli bir kız çocuğu” ile anlatılmıştı saflık.
Film gibi (!)

***

Şimdi diyelim ki Adnan Eraslan eğitime yön verecek en bilge, en deneyimli kişidir ve o nedenle “Müdür” atanmıştır.
Bir sene sonra emekli (!)
Ve eğer gerçekten bu kadar yurtseverse, “müdürlük” makamına ihtiyacı yok ki...
“Makam” olmadan da paylaşabilir, onca senenin deneyimini...

***

“Müşavir olmayacak” diyorlar da…
Peki maaş ve ikramiye farkı ne olacak?
“Son maaş x çalıştığı sene” gibi saçma bir formül var ikramiyede.
“Ortalama” alınmıyor!

***

Hükümetlerin en önemli zaafıdır, şu meşhur “paylaşım” kavgası, “bizim parti geldi, kendimize bir yer bulalım” telaşı...
Ahhhh!
Çok da severim Cemal Özyiğit hocamı…
Ve o nedenle kırıklığım büyük ya.
İnsana en fazla da değer verdiklerinin bu halleri koyar!
Şart mıydı?
Toplumun moralinden, bir siyasi hareketin değerlerinden daha mı önemliydi, bir insanın makam hırsı, hayali, egosu...