Adıyaman Grand İsias Otel davasında Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi skandal bir karara imza attı.
Binanın yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisi de serbest bırakıldı.
Bu kararla “Katil Bina”, imzalarla, ihmallerle, kararlarla ve görmezden gelmelerle bir kez daha çöktü.
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremlerde, Adıyaman’da hayatını kaybeden Şampiyonlarımız aslında farklı yıllara yayılan kamusal sorumsuzluğun kurbanıydı.
Bizlerse mahkemeyi takip ederken, bu sorumsuzluğun hesabının sorulmasını bekledik, istedik.
Ancak mahkemeden çıkan karar, öfkemize öfke, acımıza acı kattı.
Bu kadar açık bir yıkımda, bu kadar net bir zincirde, sorumluluğu olanlar nasıl oluyor da serbest kalabiliyor?
Bir binanın ruhsatı durup dururken verilmez.
Projeler incelenir, imzalar atılır, kat artışları onaylanır, yapı kullanma izinleri düzenlenir. Tüm bu süreçlerin tamamı kamunun bilgisi ve yetkisi dahilindedir. Yani ortada “doğal bir afet”ten ziyade, normalleştirilmek, doğallaştırılmak istenen bir suç vardır.
Katilleri koruyarak, suçun doğallaştırılması vardır.
Mahkeme kararına baktığımızda tablo daha da çarpıcı bir hal alıyor.
Bazı kamu görevlilerine sınırlı cezalar verilirken, diğerleri beraat ettirilmiştir.
İmza atılıyor ama “yetkim yoktu” deniliyor.
Sorumluluk, kağıt üzerinde var; adliyede ise buharlaşıyor.
Eğer kamu görevlilerinin ihmali gerçek anlamda cezalandırılmazsa, hiçbir bina yalnızca depremle yıkılmaz.
Yıkımın asıl nedeni cezasızlıktır...
Çünkü adalet, enkazdan sağ çıkamazsa; yeni enkazların da önü açılır.
Ortada tartışmalı bir gerçek yoktur:
İsias Otel, mevzuata aykırı biçimde büyütülmüş, denetimsiz bırakılmış ve hukuka rağmen ayakta tutulmuş bir yapıdır.
Bu süreçte projeye onay veren, ruhsat düzenleyen, yapı kullanım izni sağlayan kamu görevlileri vardır.
Peki mahkeme ne yapmıştır?
Sorumluluğu parçalayarak dağıtmış, yetkiyi soyutlayarak etkisizleştirmiş, kamu görevini ise neredeyse cezai dokunulmazlık alanına taşımıştır.
Oysa hukuk çok açıktır:
Kamu görevlisinin sorumluluğu, yalnızca “son imzayı atan” olmakla sınırlı değildir. Yetki alanı içinde hukuka aykırılığı görüp durdurmayan herkes, sonuçtan sorumludur.
Bu karar adalet değildir.
Bu karar, hukukun enkaz altında kaldığının tutanağıdır.
Ama merak etmesinler, bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız.
Hesabını sormadan, soğumayacak içimiz. Çünkü Şampiyon Melekler’e verdiğimiz bir sözümüz var.