Büyük bir mutluluğu veya Girne’de yaşadığımız çok büyük felaketi – acıyı “avantaja” çevirmek önemlidir…
-*-*-
Elbette önce yaralar sarılmalı…
-*-*-
Ne kadar sarılacak bilemem…
Ama sarılmaya çalışılması şart…
-*-*-
Sonra, hesap zamanı!
-*-*-
Adil ve güvenilir bir soruşturma yapılmalı, kaptansa kaptan, şirketse şirket, müdürse müdür, bakansa bakan…
Sorumluluğu olanlar kesinlikle cezasını çekmeli…
-*-*-
Ama çok iyi bilinmeli ki, hayat devam ediyor…
Ve edecek!
-*-*-
Kaybettiğimiz insanların acısı yüreğimizde… Tabii ki en büyük acı onların yakınlarında…
-*-*-
Evet kolay değil, acı büyük, hatta çok büyük ama bu acıyı bir şekilde avantaja çevirmek lazım…
-*-*-
Nasıl mı?
-*-*-
Önce ders çıkaracağız…
-*-*-
Elbette ortada bir “deniz kazası” vardır…
Bu kazaya “ihmal” veya “ihmaller”in sebebiyet verdiği konusunda neredeyse herkes hemfikirdir…
-*-*-
Tatbikatları önemseyeceğiz!
Baştan savma gösteriler olarak algılamayacağız!
-*-*-
Ercan Havaalanı’nda bir anons yapılmış, “vay da bizi kandırdılar, aldattılar, korkuttular” demeyeceğiz!
-*-*-
Hazırlıklı olmak şart!
Ercan çok önemli ve benzer tatbikatlar, çeşitlendirilerek artırılmalı!
-*-*-
Bakın; tam ters yönden yani önemli bir mutluluktan yola çıkıp, size bir örnek vermek istiyorum…
-*-*-
Bu sene Erovizyon Şarkı Yarışması’nı Bulgaristan kazandı…
-*-*-
Burgaz, ülkenin güney – Doğu’sunda bir liman kentidir…
Varna'dan sonra ülkenin ikinci büyük sahil kenti olma özelliğini taşır…
Sanata burada büyük önem verilir ve Bulgaristan’ın dördüncü büyük şehridir.
-*-*-
Bulgar Devleti, seneye yarışmayı başkent Sofya yerine Burgaz’da yapmaya karar verdi…
-*-*-
Neden?
-*-*-
Çünkü Burgaz’ı bir turizm kenti olarak tanıtmak istiyorlar…
-*-*-
Akıllı bir tavır!
-*-*-
Yollarını, ışıklandırmalarını, temizliğini, bayındırlığını, havaalanını geliştirmek için çalışmaya başladılar…
-*-*-
Evet bizdeki çok acı bir olay!
İnsanları kaybettik, aileler yıkıldı!
-*-*-
Acılı insanların üzerinden “mutluluk” yaratmak değildir derdim; acılardan ders alıp, bu ülkeyi sevmeye başlamaktır!
-*-*-
Daha adil, daha bakımlı, daha güzel, daha yaşanır, daha hesap verebilir, daha denetlenebilir bir ülke yaratmak için; önce, ya yaşayan herkes sevecek ya da sevmeyip bir şekilde soymayı hayal eden kim varsa – kimse kusura bakmasın – defolup geldiği yere gidecek!
-*-*-
İkide bir de bu ülkenin evlatlarına, “beğenmediyseniz Güney’e gidin, hainler, Rumcular” diyerek, hırsız düzenin statükoculuğunu yapmayacak!
İki kişi iki söz!
Cahilde eksik olan akıl değildir, o kurnazdır; eksik olan ahlaktır. Cahil, güçlüdür. Kendi mutluluğundan başka hedefi olmayan insan kötü insandır. (Tolstoy)
-*-*-
Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. / Kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. / Kimse için “en” değilim. / Bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım… (Sabahattin Ali)
Hindistan örneği örgütlenme meselesi!
Hindistan’da “çok ilginç isimli” bir parti var!
Aslında siyasi parti mi değil mi tartışmasının ötesinde, bir gençlik ve öğrenci hareketi!
-*-*-
Bu hareketin adı Cockroach Janta Party (CJP)…
Yani “Hamamböceği Halk Partisi”…
-*-*-
CJP, Hindistan'da öğrencilerin ve iş arayan gençlerin sorunlarını gündeme getiren bir hareket olarak geçtiğimiz birkaç ay içinde ortaya çıktı.
-*-*-
Hindistan Yüksek Mahkemesi Başkanı, işsiz gençlerle ilgili “cockroaches” (hamamböcekleri) benzetmesi yapmış; bunun üzerine ciddi seviyede tepkiler oluşunca, gençler de kurdukları hareketle bu aşağılayıcı ifadeyi politik bir slogana dönüştürmüş.
-*-*-
Öğrencilerin ve gençlerin her türlü sorunlarıyla ilgileniyorlar…
-*-*-
Mesela, ülkede devlet okulları dökülüyor!
Sınıfların kalabalıklığından tutun, hijyene, oyun alanları eksikliğine kadar her sorun var!
-*-*-
Ve gençler diyor ki, “… Zenginlerin, bürokratların, siyasilerin çocukları özel okullarda okuduğu için, devlet okulları ile kimse ilgilenmiyor!
-*-*-
Hindistan ve KKTC’deki devlet okullarının sorunları üç aşağı beş yukarı benzer!
Arada bazı farklar var, mesela Hindistan’da konteyner sınıf yok!
-*-*-
Gençler, bizde örgütlenemez mi?
-*-*-
Sanmıyorum!
Bazı gençlik örgütleri var elbette ve mesela CTP’nin gençlik örgütünü takip ediyorum, çok da iyi işler yapıyorlar ama CJP gibi bir yapılanma KKTC’de mümkün değil!
-*-*-
Neden değil?
Bu ülkede eğitim veya sağlık, herkesin sorunu değil mi?
-*-*-
Elbette herkesin sorunu ama KKTC’nin özel şartları var!
-*-*-
Nedir bu özel şartlar?
-*-*-
KKTC’de, geçtim Kıbrıslı Türkleri, hatta tarım işçisi olarak 70’lerin ortalarında getirilmiş göçmenlerin çocuklarını, torunlarını ve hatta hatta torun çocuklarını da geçtim; devlet okulu öğrencilerinin neredeyse tamamına yakını, “KKTC yurttaşı” bile değildir!
-*-*-
Bilinmeyen bir nüfus!
Binlerce yabancı ama masum göçmen çocuğu!
Böyle olunca, kimse devlet okullarına ilgi göstermiyor!
Veliler bile baskı oluşturamıyor!
Öğretmenler “takılıyor”….
-*-*-
Siyasi, bürokrat, zengin “KKTC vatandaşlarının” neredeyse tamamının çocukları özelde!
Bir tık yukarısı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde!
-*-*-
Haaaa CJP başka ne mi yapıyor?
Mesela Hindistan siyasetinin Hindu - Müslüman tartışmalarından gençlerin eğitim, iş ve gelecek sorunlarına yönelmesini sağlamaya çalışıyor…
-*-*-
Benzeri bir örgütlenme yapılsa; öğrencilerin – gençlerin sorunlarına en örgütlü şekilde sahip çıkılsa ve “bizi Kıbrıs sorunu ile aldatıyorsunuz, hamasetle kandırıyorsunuz, bu sorunu çözelim, biz Rum – Türk çatışması veya çekişmesi istemiyoruz, sağlıklı bir şekilde eğitim almak istiyoruz” dense…
-*-*-
Daha da ileri gideceğim; bu örgütlenme siyasi partiye dönüşse ve yaş ortalaması veya yaş aralığı 18 – 30 olan bir parti, “bu ülkeyi biz yöneteceğiz” diye sokağa dökülse…
(Yorgos Kallinikou (Fotoğraf)… Fileleftheros Gazetesi yazarı… Sayıları az olsa da bazı faşist Rumların, Filo Jet faciasının ardından yapılan nefret içerikli yorumlarına tepki gösterdi… Yazar, 1974’e ilişkin öfkenin çocukların ve sivillerin ölümüne sevinmeyi haklı kılamayacağını belirterek, “Bu vatanseverlik değil, ahlaki çöküştür” dedi. Kallinikou, “Bir insan boğulurken ona hangi bayrağı taşıdığını sormazsınız; onu kurtarırsınız… Boğulmayı kutlayan, fatihi yenmiş değildir. Sadece kendi içindeki insanlığı yenmiştir. Ölümle yüzleşen insanlara lanet okuyanlar, bir anlığına aynaya baksınlar. İnsan olmayı unuttukları için utansınlar” diye yazdı… Kallinikou’ya bravo diyorum ve Türkiye’de “gemiyi Rumlar, Yunanlılar batırdı” diye yayın yapanlarla Kallinikou’nun belirttiği “insan olamayanlar” nedeniyle Kıbrıs’ta birlikte yaşayamayacağımızı söyleyen Hulusi Akar’ları kınıyorum…)