‘AÇIK ŞEHİR LEFKOŞA’ POLİTİKASINA İHTİYACIMIZ VAR

Onur Olguner

Bu köşe yazısında uzun uzun Covid-19’un yani pandeminin hayatımızı nasıl etkilediğini yazmayacağım. Çünkü 1.5 yıldır mücadele ettiğimiz bu hastalık artık hayatımızın yeni bir normali oldu ve bu hastalığın ortadan kaybolma ihtimali olmadığını da hepimiz kabullendik.

Tabi, hastalık hayatımızdan ayrılmıyorsa, doğal olarak bizlerin hastalığa adapte olması gerekiyor fakat ülkemizin kamu yapısındaki hantallık ve yeniliğe kapalılık bu adaptasyonu pek de kolay kılmıyor.

Özellikle pandeminin en fazla etkilediği kesim olan işletmeler bu adapte olamama durumunu en ağır şekilde yaşıyor. Aylarca dükkanları kapalı olan, çalışamayan ve her açıldığında kapanma konusunda dedikodularla motivasyonu kırılan esnaf maalesef kamu yönetimlerinde bu süreci kolaylaştıracak pek bir inisiyatif görmemiştir.

Pandemide kamu dediğimiz anda genelde hep devlet tarafından yardım verilmesi akıllara gelse de, kamunun yapabilecekleri sadece yardım etmekle sınırlı değildir. Devletin ve belediyelerin alacağı bazı inisiyatifler bu dönemde işletmelerin hayatta kalmasını sağlayabilir.

Bu örneklerden biri olarak Detroit Belediyesi’nin cafe, restoran ve barlara yönelik aldığı inisiyatifi sizinle buradan paylaşmak istiyorum.

Belediye aldığı inisiyatifin ismini OPEN DETROİT olarak koymuş, yani AÇIK ŞEHİR DETROİT. Eve kapanmaların ardından, ilk sokağa çıkma yasağı sona erdiğinde, yani Haziran 2020’de şehir genişletilmiş bir dışarıda oturma politikasına karar veriyor.

Normalde kasım ayında sona ermesi gereken bu uygulama pandemi döneminde işletmelerin hayatta kalmasında o kadar elzem bir öge oluyor ki, kış aylarında da uygulamaya devam ediliyor.

Açık Şehir Chicago Politikası aslında basit bir kent politikası. Pandemi döneminde, özellikle kafelerin, restoranların ve barların çok büyük ekonomik sıkıntılar çektiğini görüyor ve bununla ilgili bir inisiyatif alıyor. Bu mekanların çoğunun oturma kapasitesinin iç mekanlarda olduğunu fark ediyor ve pandemi süreci tamamlanana kadar dış mekanlardaki kapasiteyi kamusal alanlarla arttırma politikası şehir tarafından benimsiyor.

Böylece hem ekonomik olarak darbe almış işletmelere savaşma şansı sağlanıyor hem de iç mekan oturmasını kısıtlayarak pandeminin yayılması en aza indirgeniyor.

Bu kent politikasını gerçekleştirmek için Detroit Şehri 4 adım uyguluyor:

BİRİNCİ ADIM: KALDIRIMLAR

Normalde bizim şehrimizde olduğu gibi Detroit Şehri’nde de özel işletmelerin kaldırımları kullanması için belli bir Yer İşgal Harcı vergisi var ve bu izin bizde olduğu gibi onlarda da çok kolay alınabilen bir izin değil.

Detroit Şehri bu izini pandemi süreci tamamlanana kadar askıya alıyor ve ADA Teknik standartlarına göre yayaya 1.8 metre yürüyüş alanı bırakılması şartı ile başvuran tüm işletmelere pandemi süreci boyunca masa ve sandalye koyma hakkını garanti ediyor.

İKİNCİ ADIM: PARKLETLER

Köşe yazılarımı daha önce okuyanlar bilecektir, parklet uygulamasının yıllardır şehrimize değer katacağını düşündüğümden birçok kez burada gündeme getirdim. Temel olarak yol üzeri cep park yerlerini küçük kamusal alanlara, küçük parklara, oturma alanlarına ve dinlenme alanlarına çeviren bu sistem insan odaklı kent politikalarını hedefliyor.

Detroit Şehri pandemi döneminde kafe, restoran ve barların önündeki cep park yerlerini geçici olarak oturma alanlarına dönüştürmeyi politika olarak benimsemiş böylece kafelerin oturma alanlarını arttırmayı başarmış.

ÜÇÜNCÜ ADIM: YAYALAŞTIRMA PROJELERİ

Ekonomik olarak faydasını Lefkoşa Surlariçi’nde gördüğümüz yayalaştırma projeleri de Detroit Şehri için pandemi sürecinde ciddi bir kent politikası haline dönüşmüş durumda.

Pandemi süresince yayalaştırılan sokaklar, ilgili sokakta bulunan kafelere, barlara ve restoranlara en yüksek oranda masa ve sandalye koyabilecek alanı sağlıyor. Böylece bu pilot sokaklar 7/24 ilgili işletmelere fayda sağlayacak inisiyatifi sağlıyor.

Pandemi sonrasında bu sokakları tekrar araç yoluna dönüştürme düşüncesi varsa da bu adımın olacağını ben pek düşünmüyorum.

DÖRDÜNCÜ ADIM: ÖZEL OTOPARKLAR

İşletmeler pandemi süresince otopark alanlarının %50’si oturma alanı olarak kullanabiliyor. Burada öngörülecek oturma alanlarının otoparktan güvenli bir bariyer ile ayrılması ve otopark içi trafiği etkilememesi şart koşulmuş tabi ki engelli park yerlerinin sayısı ve konumlarının korunması bu adımda özellikle gözetiliyor.

----

Bu dört adımlı şehir politikası sayesinde Detroit Şehri pandemiden etkilenen işletmelerine bir soluk getirmeyi amaçlıyor ve uygulamanın neredeyse birinci yılını tamamlarken hedefinde başarılı olduğunu ispatlıyor.

Bizim de pandemi sürecinde işletmelerimizin ayakta kalmasını sağlamak için Lefkoşa Kent Politikalarını güncellemeye artık ihtiyacımız var. Ancak bu sayede önce işletmelerimizi, ardından da şehir ekonomimizi kurtarmayı başarabileceğiz.

Çünkü Lefkoşa’nın belediyesini ayakta tutmanın yolu ancak Lefkoşa’nın esnafını ve işletmelerini güçlendirme ile mümkündür.