6 aylık hayat pahalılığı ödeneği, taksitli değil, peşin ödenmelidir...

Ödül Muhtaroğlu

İstatistik Kurumu, Mayıs ayı enflasyonunu yüzde 2.06 olarak açıkladı. 5 aylık enflasyon toplamı da, yüzde 14.33 oldu. Bu bağlamda,  yıllık enflasyon (Geçen Mayıs’tan ’ dan bu Mayıs’a) yüzde 37.28’e ulaştı.

Döviz kurlarının yükselişe geçmesi, gaz zammı ve birçok zamdan ötürü, pahalılık, mayıs ayında da yükselmeye devam etti. Yıllık gıda enflasyonu da yüzde 40’a dayandı.

Türkiye’de ise, resmi rakamlara göre, Mayıs ayı enflasyon oranı yüzde 1.71, yıllık  enflasyon oranı  ise yüzde 32.61 olarak gerçekleşti. Bizim yıllık enflasyon oranı, Türkiye’ ye göre yaklaşık yüzde 5 daha yukarıdadır.

Mayıs ayında, fiyatı en fazla artan bazı mal ve hizmetler şunlardır. Cep telefonu görüşme ücreti yaklaşık yüzde16,5 ,tüp gaz yüzde 15, özel lise ücreti yüzde 9,7, normal ekmek yüzde 9.3, özel ortaokul ücreti yüzde 7.6,  otel ücreti yüzde 5.3, kuzu eti yüzde 4.7, özel hastane amaliyat ücreti yüzde 4.3

Mayıs ayında döviz kurlarının aylık ortalamalarının, Nisan ayına göre arttığını görüyoruz. Enflasyon endeksinde bulunan ve dövizle fiyatlanan mal ve hizmetlerin fiyatlarında geçen aya göre görülen artışlar buna bağlı olarak yaşanmıştır.

Öte yandan, KIB-TEK, elektrik fiyatlarına yüzde 22 oranında zam yaptı. Elektrik, fiyatlarına  yapılan zamlar, girdi maliyetlerini de artırmakta, tüm mal ve hizmetlere zam olarak yansımakta ve enflasyonu da yükseltmektedir.

Piyasada, elektrik zammından dolayı oluşacak yeni zam dalgası, önümüzdeki aylarda enflasyonu artıracak, bu da hayat pahalılığı ödeneğinin büyümesini ve bütçeye yükünü de ağırlaştıracaktır.

Enflasyonu düşürmek için, Hükümet tarafından gerekli tedbirler alınmadığı (vergi, fon v.b) ve piyasa denetimleri yapılmadığı  için, pahalılık artmaktadır. Halkın büyük bir bölümünün satın alma gücü , günden güne düşmekte, borçları ise artmaktadır.

Avrupa’nın en pahalı ülkesi olmamız sonucunda, Rumların kuzeyden alışverişlerinin azalması ve Güney’ den Türklerin alışverişlerin artması sonucunda, Maliye çift taraflı  gelir kayıplarına uğramakta ve bütçe hedefleri de böylece tutmamaktadır. Kamu Maliyesinin, Gelir- gider dengesinde her ay milyarlarca TL açık oluşmakta, her ay düzenli borçlanmalar devam etmektedir.. Bu rakamları, Hükümet  yetkilileri de teyit etmektedir.

Hükümet, gelirleri artırmak için bazı yasal düzenlemeler, girişimler (Aflar)  yapmaya ve tasarruf  tedbirleri almaya başlamıştır. Ama, çok geç kalmıştır. Bu tedbirler, çok önceden başlasaydı, belki o zaman, bu kadar borçlanmaya gerek kalmayacaktı.

2026 yılında, bugüne kadar yaklaşık 23 Milyar TL  borçlanma yapılmıştır. Bu borçlanmaların, yıl sonuna kadar devam edeceği beklenmektedir. Temennim, savaştan dolayı artan petrol fiyatlarının inmesi ve döviz kurlarının dengeli  bir seyir izlemesidir. Aksi halde, halkın ve sektörlerin ekonomik kayıpları daha da artacaktır.

Hükümet,Haziran ayı sonunda oluşacak hayat pahalılığı oranını kamu çalışanlarına ve emeklilere yasal olarak vermek zorundadır.Ayrıca, asgari ücret de bu orana göre belirlenecektir.Ay sonuna çok bir zaman kalmamıştır.

Hükümet’ in oluşacak hayat pahalılığın sadece yarısını vermek amacıyle hazırladığı yasa tasarısı, Meclis komitesinde aylardır beklemektedir.Hükümet, bu konuda zamana oynamakta, çalışanların ve sendikaların tepkisini çekmemek için, bu konuyu gündeme getirmemektedir.

Muhtemelen, ay sonuna doğru, Meclis kapanmadan, hayat pahalılığı yasa tasarısı, Genel Kurul’un gündemine gelecektir. Hükümetin yapması gereken, çalışanları, sendikaları, muhalefeti ve toplumu germeden, Haziran sonunda oluşacak 6 aylık hayat pahalılığı oranınının tümünü maaşlara yansıtmak olmalıdır.

Hayat Pahalılığı ödeneğinin yarısını şimdi, geri kalan yarısını 6 ay sonraya ötelemek, yani taksitle maaş artışı vermek, halkın büyük tepkisini çekecektir. Seçim tarihinin yaklaştığı bu dönemde, taksitle maaş artışı vermek, Hükümetin yapacağı en büyük stratejik hata olacaktır.