6 AYLIK BEBEĞE AĞIT

Sami Özuslu

Adın Andreas’mış senin küçük bebek…
Öyle yazdı gazeteler…
Yaşasaydın şimdi 41 yaşında olacaktın.
Kim bilir, nasıl biri olurdun.
Uzun boylu mu, kısa mı?
Gözlerin yeşil mi, yoksa kahverengi mi?
Saç rengin siyah mı olurdu, kumral mı?
Bilmiyoruz bunların hiçbirini…
Sen yaşamadın ki hiç!..

**

Ağzında emzik varmış.
Sen toprağın altında…
Annen, iki teyzen yanında…
Hep beraber…
Orada…
Karanlıkta…
Kimse bilmedi.
Bilemedi.
Tam 40 yıl…
‘Kayıp’tınız.
Kaybettiler seni bile!
Kaybettik, insanlığımızı.
Biz, hepimiz…

**

6 aylıkmışsın Andreas henüz…
Belki ‘agu’ demişsindir o kısacık ömründe yalnızca…
Ağlamışsındır bolca, acıktığında, karnın ağrıdığında…
Başka bir söz edemedin ama bu hayata…
Bırakmadılar, sözünü söyletmediler sana.
Bakmadılar bebek yüzüne muhtemelen seni ‘toplu mezar’a gömenler.
Bakamadılar herhalde…
Hangi ‘insan’ bakabilir ki, bir bebeğin masum yüzüne, olurken onun celladı?
Ve biz, bakamıyoruz şimdi senin yüzüne Andreas…

**

Kim bilir nasıl bir insan olurdun, yaşayabilseydin.
Hangi oyunları oynardın çocukken acaba?
Limgiri mi, uzun eşek mi?
O dönemlerde bunlardı en revaçta oyunlar Andreas…
Pirilli bir de…
Severdin mutlaka hepsini…
Ve topu da…
Ve topacı da…
Çocukluğunu yaşatmadılar ki sana…

**

Kaç kızın gönlünü çalardın acaba gençliğinde?
Ve kaç kez çalardı kalbinin kapısını Eros?
Ergenlik sivilcelerinle, asabi dönemleri nasıl atlatırdın acaba?
Kimlerle ahbap olur, kimlerle kapışırdın teneffüste?
Matematiği mi severdin acaba, edebiyatı mı?
Okur muydun üniversitede, yoksa köyde çiftçi mi olurdun?
Zengin olmayı mı hedeflerdin hayatta, yoksa ideallerin peşinde mi koşardın, yüreğin nereye götürürse?
Evlenir, çoluk çocuğa karışır mıydın?
Sever miydin çocukları?
Sevdirmediler Andreas!..

**

Adın Andreas’mış senin, küçük bebek…
Ali de olabilirdi adın, Ayşe de, Panayiotis de…
Ne fark eder ki isim?
Ağzında emziğiyle, hangi bebek bilir ki adını, sanını?
Hangi yavru farkındadır nerede doğduğunu, hangi renk olduğunu, milletini, dinini, imanını?
Ve hangi çocuk, ağzında emziğiyle, daha ‘anne’ diyemeden, emeklemeden, ilk adımını atmadan, dişi çıkmadan, etrafını tanımadan ölmeyi hak eder ki?
Hangi vicdan böylesi bir ölüme onay verebilir, hangi yürek bu acıya dayanabilir?

**

Adın Andreas’mış senin küçük bebek…
Büyümeyen bebek.
Büyümesine izin verilmeyen bebek…
Tek bir fotoğrafın bile yokmuş geride kalan…
İyi ki yokmuş Andreas…
Olsaydı, nasıl bakacaktık biz senin yüzüne?
İyi ki yokmuş!