“5’li Zirve” Şimdilik Mucize Gibi!

Cenk Mutluyakalı

“Biz barışı dayatmıyoruz; bunu ancak Kıbrıslılar inşa edebilir.”

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres'in bu cümlesi, kulağa hem umut hem de sitem gibi geliyor.

Keşke öyle olsa…
Kıbrıslılar kendi barışını kendi elleriyle çizebilse…
Oysa adamız, barışı değil, çözümsüzlüğü konfor alanı belleyen “dayatmacılar” yorgunu. Guterres, “Bu süreç öncelikle Kıbrıslılara bağlı” derken tam da bu tarihsel çelişkiyi işaret ediyor ve kaçınılmaz gerçeği ekliyor: “Garantörlerin de üstlenmesi gereken bir rol var…”

Yine de güzel bir gündü...
Heyecanlı, umutlu...
Adanın kuzeyinde adeta bir barış sergisi vardı.

Bölünmüş başkentin kavşaklarında gençler, yaşlılar, mimarlar, öğretmenler, emekçiler, hekimler, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve gönüllüler aynı çağrıda buluştu. Ellerinde Türkçe ve İngilizce pankartlarla...

Belki de bu görüntüler yalnızca Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin ziyaretiyle sınırlı kalmamalı.
İstanbul'daki "Cumartesi Anneleri" gibi...
Bu ülkede de "Çözümsüzlüğün Çocukları" her hafta aynı meydanda buluşabilmeli.

Dünyaya usanmadan, yorulmadan, vazgeçmeden seslenebilmeli…

***
Tam 16 yıl sonra ülkemize gelen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin liderlerle yaptığı görüşmeler umut veren bir atmosfer yarattı. İlk gün yaklaşık üç saat süren ayrı görüşmelerin ardından verilen mesajların tonu olumluydu. Ama asıl önemli olan satır aralarıydı. Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulidis, çözümün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları temelinde olması gerektiğini vurgulayarak kendi siyasi çerçevesini hatırlattı. Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman ise farklı bir noktaya dikkat çekti:

“Geçmiş deneyimlerden farklı olarak, bu kez ortak hedefimize ulaşmamıza katkı sağlayacak yeni ve gerçekçi bir metodoloji üzerinde çalışıyoruz.”

Farklı vurgu yaptılar... Ama ikisi de Genel Sekreter'in çabalarına güçlü destek verdiklerini söyledi. Guterres ise bu çabanın neden bugün daha önemli olduğunu tek cümlede özetledi: “Bölgedeki gelişmeler Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını her zamankinden daha önemli hale getirdi.”

***
Bu ziyaretten memnun olmayanlar da var elbette…
Çözüme karşı çıkanların önemli bir bölümü, çözümsüzlüğün yarattığı ekonomik, hukuki ve siyasi sıkışmışlıktan da en fazla şikâyet edenler.

Oysa sorunun kaynağı yerinde durdukça...
Bu ülkeye gerçek huzur da gelmeyecek.
Ne en zenginine...
Ne de en yoksuluna...
Ne gencine…
Ne yaşlısına…

***
Umutlu bir gündü...

Kıbrıslı liderler ve müzakerecilerin akşamki yemeğinden neler çıkacağını da göreceğiz…
Reel politika, farklı çıkarları aynı masada buluşturabilmeyi gerektiriyor.

Bu nedenle süreçte yalnızca Birleşmiş Milletler'in değil, Avrupa Birliği'nin ve garantör ülkelerin de oynayacağı rol belirleyici olacak.

En iyimser sonuç “5’li Zirve”nin açıklanması olur.
İlk izlenimim ve edindiğim intiba zor!

İki toplum liderinin “Yeni bir Stratejik Plan” üzerinde mutabık kaldığını duymak, şimdilik bir diplomasi mucizesi sayılır…

Sürecin teselli ikramiyesi, kapsamı genişletilmiş yeni bir “Güven Yaratıcı Önlem” paketi olabilir belki…

En ideal sonuç yeni bir yol haritasının çizilmesi, görevi devralacak yeni genel sekretere güçlü bir çerçevenin devredilmesi ve müzakere masasının yeniden kurulmasıdır.

Muhtemelen ortak basın toplantısında o tanıdık diplomatik retoriği duyacağız: “Görüşmeler olumlu ilerliyor, diyalog yapıcı, çabalarımız sürecek…”

Bakalım!