400 bin yerine 40 bin dolar kira alan Maliye!

Cenk Mutluyakalı

Hem kendi kendimize yetmiyor, avuç açıyoruz, hem de adanın en güzel kıyılarından 400 bin yerine 40 bin dolar kira alıyoruz.

Ülke değil seçkinler kazanıyor.
Toplum değil kişiler zengin oluyor.

Maraş’ın en güzel köşesindeki Palm Beach Otel’in yıllık kirası 1996 yılında 40 bin dolar olarak belirlendi. Yasaya göre % 3, sözleşmeye göre % 6 artış yapıldı.
Bugün için kira bedeli 60 bin dolar oldu.
Aylık değil senelik (!)

*  *  *

KKTC maliyesine 60 bin dolar kira ödeyen “kiracı”, kendi kiracısından 750 bin Euro alıyor!
Hem de Maliye’nin onayıyla!

Düşünsenize, bu ülkeyi yönetenler, kendi malı için anlaşma yaptı, “Bana yıllık 60 bin dolar öde, sen kendi namına 750 bin Euro al” diye.

Kiracı ile kiracının kiracısı arasında ilk sözleşmede 400 bin Euro’ydu rakam, sonraki sözleşmede 750 bin Euro’ya çıktı. “Devlet”in kasasına giren meblağ ise 60 bin doları geçmedi.

*  *  *

5 bin dolar ayda geliyor.
Palm Beach Otel’in orası için kira bedeli bu.
El insaf!
Girne’nin orta yerinde dükkân kirası 10 bin sterlin!

“Yatırımcı burasını alırken çok ciddi bir para ödedi” diyorlar.
Bir iddia 5 milyon dolar ödeme yapılmış.

Kime?
Bir önceki sahibine…
Toplum ne kazanıyor, bunu konuşan yok.
O nedenle okul yok, hastane yok, yol yok, elektrik yok!

Bafra’daki kiraları soruyorum, çok daha komedi…
Senelik bin dolar, üç bin dolar bedellerle, dünyanın en güzel sahillerini veriyor, sonra avuç açıyoruz.

Savaş ganimeti üzerinden yeşeren talan düzeni bu işte!

*  *  *

Otel dosyasını bir açtım, tam anlamıyla çıldırdım.
Öylesi bir “saadet zinciri” kurulmuş ki, akrabalar, yakınlar, tanıdıklar, siyasi aymazlıklar, özel sözleşmeler, istisnai kararlar, yasal cambazlıklar!

Kiminle görüşsem “benden duymadın” diyor, bilgi almaya, öğrenmeye çalışıyorum ve üzerinden bir de suçlanıyorum. “Sen kimin adamısın” sataşmaları arasında yol almak zor. Çünkü siyaset kadar medya da kirlenmiş.

*  *  *

Palm Beach’te ortaklar bozuştu, ara emriyle casino kapatıldı ve günün sonunda “Maliye” dava edildi.
Dün duruşma vardı, Savcılık, “Maliye Bakanlığı’nı savunmayacağını” söyledi:
“Biz karşıt görüş vermiştik, bizim görüşümüze rağmen sözleşme yaptılar.”

Devletin avukatı devleti savunmuyor, anlayınız vaziyeti!


( Mesele çok karışık, size geniş bir özet yapacağım, yarına devam edelim… )