312 Çocuğun Anlattığı Hikâye

Aslı Murat

1 Haziran Dünya Çocuk Günü.

Dün yine çocukların ne kadar değerli olduğundan söz ettik.

Geleceğimiz olduklarını söyledik.

Ama sanırım bu yıl biraz daha zor bir soru sormamız gerekiyor:

Çocukları korumak gerçekten ne demektir?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Meclis'te önemli bir veri paylaştı.

2025 yılı içerisinde istismar şüphesi nedeniyle 312 çocuğa müdahale edildiğini ve bu çocuklarla ilgili ev ziyaretleri gerçekleştirildiğini açıkladı.

312 çocuk.

Bir an durup bu rakamı düşünelim. Ve bunlar yalnızca sistemin görebildiği çocuklar. Bir de görünmeyenler var.

Konuşamayanlar.

Korkanlar.

Kimsenin fark etmediği çocuklar.

Tam da bu nedenle çocuk hakları meselesi yalnızca çocukları sevmek meselesi değildir.

Çocukları koruyabilmek ve onları haklarla donatarak güçlendirmek meselesidir.

***

Yıllardır çocuk istismarını, çocukların ruh sağlığını, eğitim hakkını, suça sürüklenen çocukları ve çocuk koruma sisteminin eksikliklerini konuşuyoruz. Haklı olarak da konuşuyoruz. Çünkü bugün hâlâ Çocuk İzlem Merkezi'ni kurabilmiş değiliz. Çocuk ruh sağlığı alanında ciddi eksikliklerimiz var. 1930’lu yıllardan kalan yasalarla etkili bir şekilde adım atabilmek mümkün değil.

Sosyal hizmetler, çocuk koruma gibi özel uzmanlık gerektiren bir alanda ihtiyaç duyduğu ölçüde branşlaşabilmiş değil. Çocukları koruması gereken sistem, çoğu zaman olay yaşandıktan sonra devreye giriyor ve el yordamıyla ilerlemeye çalışıyor.

Oysa dünyada çocuk hakları alanında çalışan uzmanlar artık başka bir noktaya dikkat çekiyor. Çocukları ilgilendiren sorunlarla ilgili risk değerlendirmesi yapıp ihlali önleyecek, gerektiğinde acil müdahale edebilecek ve mağduriyet sonrası süreci takip edebilecek bir kurumsal alt yapı kurmak gerekiyor. Bu da sadece bir Dairenin taşıyabileceği bir yük değil. İstişare içinde çalışan, kurumlar arası işbirliğini hayata geçirecek bir çocuk koruma mekanizmasına ihtiyaç var.

***

Çocukları tehdit eden şey tek bir sorun değil.

Yoksulluk, eğitimden kopuş, ruh sağlığı sorunları, şiddet, ihmal, istismar, zorbalık ve sosyal dışlanma birbirine bağlanmış durumda.

Bir çocuğun okuldan kopması başka bir sorunu büyütüyor.

Yoksulluk başka bir riski artırıyor.

Destek alamayan bir çocuk başka tehlikelerle karşı karşıya kalıyor.

Bu yüzden artık dünyada tek tek sorunlar değil, çocuğun bütüncül iyilik hali konuşuluyor. Ama bunun da ötesinde yeni bir gerçeklik var.

Çocukların hayatı artık yalnızca sokakta, okulda ya da evde geçmiyor.

Dijital dünyada da büyüyorlar.

***

UNICEF'in dikkat çektiği gibi, dünyadaki internet kullanıcılarının yaklaşık üçte biri çocuklardan oluşuyor. Çocuklar giderek daha küçük yaşlarda dijital sistemlerle, sosyal medya platformlarıyla ve yapay zekâ uygulamalarıyla karşılaşıyor.

Bu durum yeni soruları beraberinde getiriyor.

Bir çocuğun tüm kişisel verileri rahatlıkla açık edilebiliyor, paylaşılabiliyor.  Bunlar yanlış ellere geçtiğinde yaşanabilecek sonucu da tahmin etmek zor değil. Bir diğer yönü ise şiddet ve istismarı normalleştiren platformlar.

Bu nedenle dünyada artık çocuk hakları ile siber güvenlik arasındaki ilişki daha fazla tartışılıyor. SafeChild girişimi de bu arayışın ürünlerinden biri.

Çünkü mesele yalnızca teknoloji değil. Çocuk hakları.

***

Bugün çocukları korumak yalnızca kapıya kilit vurmak anlamına gelmiyor.

Riskleri önceden görebilen güçlü bir çocuk koruma sistemi kurmak anlamına geliyor.

Çocuk İzlem Merkezi'ni hayata geçirmek anlamına geliyor.

Çocuk ruh sağlığı hizmetlerini güçlendirmek anlamına geliyor.

Sosyal hizmetlerde uzmanlaşmayı sağlamak anlamına geliyor.

Ve aynı zamanda çocukların bilgilerini, mahremiyetini ve dijital güvenliğini korumak anlamına geliyor.