Serap ŞAHİN
Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan gemi kaptanı, kaptan yardımcısı ve 6 mürettebat ile Filo Denizcilik direktörü yeniden mahkemeye çıkarıldı.
Mahkemede, gemi kaptanının KKTC vatandaşı olup ülkede ikamet ettiği, sosyal sigorta kaydının bulunmadığı, mesleğe yaklaşık 10 yıl ara vermesi nedeniyle ehliyetinin geçerliliğini yitirdiği ve daha sonra Honduras’tan aynı sicil numarasıyla 3500 dolar karşılığında ehliyet aldığı yönündeki bulgular aktarıldı.
Polis ayrıca kaptanın geminin su aldığını bildiğini ancak durumu önemsemediğini belirtti.
Öte yandan polis, zanlıların tümünden uyuşturucu testi için kan ve idrar örneği alındığını, sonuçların henüz çıkmadığını aktardı.
“Kaptanın ehliyetinin geçerliliği araştırılıyor”
Mahkemede detayları aktaran Polis Müfettiş Muavini Mehmet Mannaş, gemi kaptanının KKTC vatandaşı olduğunu, ülkede ikamet ettiğini ve sosyal sigorta kaydının bulunmadığının tespit edildiğini mahkemeye aktardı. Polisin verdiği bilgiye göre kaptan, mesleğine yaklaşık 10 yıl ara verdi ve bu süreçte ehliyetinin geçerliliği düştü.
Kaptanın, Türkiye’den yeniden ehliyet almanın zor olması nedeniyle İstanbul’daki tanıdıkları aracılığıyla 3 bin 500 dolar ödeyerek Honduras’tan, geçerliliğini yitiren ehliyetiyle aynı sicil numarasını taşıyan bir ehliyet aldığı belirtildi. Kaptanın daha sonra Yunanistan’dan denklik aldığı da mahkemeye aktarılırken, söz konusu ehliyet ve denkliğin geçerliliğinin araştırıldığı kaydedildi.
Soruşturma kapsamında kaptanın yanı sıra diğer personelin yeterlilik belgelerinin geçerli olup olmadığı da araştırılıyor.
“Geminin su aldığını biliyordu ancak önemsemedi”
Polis, gemi kaptanının geminin su aldığını bildiğini ancak bunu önemsemediğini belirtti. Soruşturma kapsamında, gemi su almaya başladığında kaptanın geminin hızını düşürmesi halinde geminin su yüzeyine çıkabileceği ve geri dönme şansının bulunabileceği yönündeki hususun da araştırıldığı mahkemeye aktarıldı.
Gemide görev yapan mürettebatın, geminin tahliyesine ilişkin yeterli eğitim alıp almadığı da soruşturuluyor. Mahkemede ayrıca facia sırasında yardım çağrısının gemi kaptanı tarafından değil, kaptan yardımcısı tarafından yapıldığı açıklandı.
Kara kutu aranıyor, şirket ortağı hakkında derdest emri
Geminin kara kutusunun bulunması için çalışmaların sürdüğünü belirten polis, şirketin Türkiye’deki ortaklarından biri hakkında derdest emri alındığı ve söz konusu kişinin arandığını açıkladı.
Aranan şahsın geminin bakım ve onarım konusunda yetkili olduğunu söyleyen Mannaş, Limanlar Dairesi’nde geminin daha önce geçirdiği kaza ve bakımla ilgili herhangi bir belgenin olmadığını dile getirdi.
Mannaş, şirket hissedarlarına yönelik tahkikatın da devam ettiğini kaydetti.
Polis ayrıca geminin 2003 yılında kaza yaptığı yönündeki bilginin henüz netleşmediğini söyledi. Filo Denizcilik’in gemiyi 2024 yılında satın aldığı da mahkemeye aktarıldı.
Kaptan köşkünün su almasından dolayı seyir defterinin bulunduğu çantanın alınamadığını belirten polis, kara kutunun ise henüz bulunamadığını dile getirdi.
İkinci kaptan, seferin yapılmaması yönünde telkinde bulunduğunu iddia etti
Polis, gemi kaptan yardımcısının iki gönüllü ifade verdiğini, zanlının olay günü kaptana Taşucu’ndaki limanın saat 15.00’e kadar kapalı olduğunu söylediğini ve seferin yapılmaması konusunda telkinde bulunduğunu ancak kaptanın sefere çıktığını dile getirdi.
Mannaş, zanlıların geminin daha önce su aldığını, motor ve dümen arızası olduğunu bildiklerini söyledi.
Olay günü hava tespitine dair Meteoroloji Dairesi’nden rapor aldıklarını kaydeden Mannaş, verilen rapora göre dalga boyunun 1,5 metre, rüzgârın hızının ise 15 kont olduğunu söyledi.
“İki ay önce geminin su aldığına dair video kayıtları var”
İki ay önce geminin su aldığına dair video kayıtlarının olduğunu belirten polis, video kaydını çeken kişilerden ifade alındığını aktardı.
Mannaş, ayrıca o sefere katılan yolcuların isim listesinin tespit edildiğini, yolcuların ifadelerinin alınacağını söyledi.
Savunma: “Tüm zanlıların gemicilik belgeleri geçerli”
Zanlıların avukatıBahar Ersözer ise tüm zanlıların gemicilik belgelerinin geçerli olduğunu savundu. Gemi kaptanının tanınmış bir kaptanlık belgesine sahip olduğunu ileri süren avukat, şirket direktörünün de şirketi fiilen yöneten kişi olmadığını, şirkette sembolik olarak yer aldığını savundu.
Şirketin hissedarlarının düzenli olarak değiştiğini belirten avukat, hissedarların yatırımcı konumunda olduğunu ileri sürdü. Avukat ayrıca geminin tamir edilmesinin ardından bir Yunan şirketinde 300’den fazla sefer yaptığını savundu.
Mahkeme, tüm olguları dinledikten sonra zanlılar aleyhine sekiz gün daha tutukluluk emri verdi.
Öte yandan bir önceki celsede mahkeme tarafından tahkikat emri verilen, şirket hissedarları ile ilgili soruşturma da sürüyor.
İLGİLİ YAYIN: