3 bin 500 başvuru beklerken

Cenk Mutluyakalı

Kıbrıs’ın “sorunlar” listesinde, son dönemde içimizi en çok yaralayan meselelerden biri kuşkusuz karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakkı.

Kıbrıs Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği yurttaşlığı...

Yıllardır bekleme listesine hapsedilen, sadece anne ya da babasından biri nedeniyle "eksik" sayılan bu çocukların derdi, nihayet uluslararası alanda görünür oldu.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin son raporu, durumu "üzüntü verici" olarak tanımlıyor. Raporun 20. paragrafı, bu çocukların sadece bir kimlik kartından değil; serbest dolaşım, eğitim ve temel hizmetlere erişim gibi en doğal insan haklarından mahrum bırakıldığını açıkça ortaya koyuyor. 

Sorunun büyüklüğünü rakamlar net bir şekilde gösteriyor...
BM raporuna göre yaklaşık 3.500 vatandaşlık başvurusu hâlâ beklemede. 
Bunların yalnızca 774’ü 2007’de belirlenen kriterlerin kapsamına giriyor.

"Vatandaşlık kriterlerinin revize edildiği fakat kamuya açıklanmadığı bilgisi, bilgi edinme hakkı açısından ciddi bir sorun teşkil etmektedir."

Özü itibarıyla mesele sadece bir gecikme değil; aynı zamanda ciddi bir şeffaflık sorunu...

Son dönemde bu konu yeniden gündemin merkezine oturdu. Yeni Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman’ın kararlılıkla yaptığı uyarılar, öğretmen sendikalarının açtığı davalar ve karma evliliklerden doğan gençlerin örgütlü mücadelesi sonuç vermeye başladı.

***
Son aylarda karma evlilik çocuklarına yaklaşık 250 yeni Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğinin verildiği konuşuluyor. Elbette bu olumlu bir gelişme. Ancak başka bir soruyu da beraberinde getiriyor: Bu kararlar hangi kriterlere göre verildi? Toplum bunu henüz bilmiyor.

Bu durumun uluslararası hukuk önünde de bir karşılığı olacağı açık; nitekim mesele artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşınma aşamasında. Birleşmiş Milletler raporunun son bölümünde şu çağrı yer alıyor:
“Ayrımcı uygulamaların ortadan kaldırılması ve kapsayıcılığın teşvik edilmesi için hedefe yönelik politikalara ihtiyaç vardır."

Aslında çözüm çok basit ve bir o kadar temel: İnsan haklarına saygı duymak.

Evet, belki adadaki tek insan hakları ihlali bu değil; ama bu insanlara resmen "yurtsuzluk" dayatılıyor.

Ortak yurdumuz Kıbrıs'ta, böylesi bir dışlama kesinlikle kabul edilemez. Onca bölünme içerisinde, belki tek ortaklığımız Kıbrıs kimliği... Kıbrıs'ta barış inşaasına hizmet etmeli...