21 Yıl Aradan Sonra Gelen Konser...

Eralp Adanır

 

Yıl 1995...
Kıbrıslı Rumların sınır eylemlerinin yoğunlaştığı, bazı zamanlarda “çatışma” noktasına bile gelindiği bir dönemden geçiyordu ada’mız.
Bir yanda faşist Rum gençleri/öğrencileri, diğer yanda Kuzey’de örgütlenen Ülkücü camia. Etkiye tepkiydi her iki tarafın da reaksiyonları.
Ortak yanları ise “kin”di.
Böylesi bir ortamda Ledra Palas Hotel’in içerisinde yer alan büyük bir salonda, “ilk kez” ortak bir konser verişimiz.
Ve yine “ilk kez”, 21 yıllık aradan sonra “barış” isteyen her iki toplumun gençleri biraraya gelmiş, konser yerinde duvara asılan panolara “barış” yazıları yazılmıştı her iki dilde de.
Hani “popüler müzik” adına “barış konseri”ni veren ilk grupların; Kıbrıslı Türklerden Grup NET ve Kıbrıslı Rumlardan Ecstasy olduğunu hatırlarken sizlere de hatırlatmak istedim, önüme gelen bir arşiv taramamda.
Daha sonraları Klironomia isimli bir grupla yine Ledra Palas Hotel’in avlusunda ortak bir konser daha vermiştik.
Her iki konserde de hem kendi şarkılarımızı hem de; Ege’den Akdeniz’e ulaşan ve dolaşan “iki dilli” (Türkçe-Rumca) şarkıları ortak olarak seslendirmiştik.
Bu konserlere gidip gelmek, Lâ minör basmak kadar kolay değildi kuşkusuz.
Deyimi yerindeyse bizim tarafta kelle koltukta misaliydi.
Güney’deki faşist reaksiyonların boyutunu bilmiyorduk ama konsere “KKTC Çevik Kuvvet”in minübüsü içerisinde götürüldüğümüzü, konser verdikten sonra da yine aynı şekilde bu araçla evlerimize dağıtıldığımızı söylersem, “tehdit” denilen unsurun ciddiyeti anlaşılmış olur kanısındayım.
21 yıllık bir hasret miydi, merak mıydı insanlarda/gençlerde olan bilinmez ve çok da önemli değil günün sonunda.
Belki de 1974’ü hatırlamayan ya da hayatta olmayan gençlerdi çoğunlukta.
Yeniden birşeyleri tehsis etmek, ailelerinin yaşadıkları acıları ne kendilerinin ne de kendilerinden sonraki kuşağın bir kez daha yaşamasına engel olmak için oradaydılar.
“onlar da bize benziyorlar” lafını çok duymuştuk konser alanında; sanki birimiz uzaylı, bir diğerimiz dünyalıymışız gibi.
Ve bir kez daha dünya dili “müzik” bütünleştirmişti onları ve biz müzisyenleri böylesi bir ortamda.
Çekilen acıları yeniden yaşamamak ve yaşatmamak adına portelerde gezilen notalar olmuştuk her şarkıda, tam tamına 20 yıl önce 1995’te...
Ve türküler-şarkılar daha çok söylenir bugünlerde, her iki toplumun dudaklarından ve kalplerinden süzülen notalarla.
Hani bir kez daha umutlanır insan her şeye rağmen, ufka bakarak yeni bir ışığı görürken tünelin ucunda.