2025 Kuzey Kıbrıs yolsuzluk raporu ve Meclis’te yaşanan kaos ortamı, bize erken seçimin şart olduğunu işaret etmektedir…

Ödül Muhtaroğlu

Uluslararası Şeffaflık Örgütü kriterlerine göre hazırlanan 2025 yılına ilişkin “Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Algısı Raporu” açıklandı. Raporun sonuçları ülkemiz için çok moral bozucudur.

Bugünkü yazımda önce, rapordaki  tespitleri paylaştıktan sonra, kendi değerlendirmelerimi aktaracağım. Bu rapora görüş verenler, yaşadıklarını beyan eden bu ülkedeki iş insanları ve uzmanlardır.

Son yıllarda, ardı ardına yaşanan skandallar ülkemizde yolsuzluk algısını artırmış durumdadır. Özellikle, 2020’den sonra çok ciddi şekilde yolsuzluk algısının yükseldiğini görüyoruz.

Rapor, Kuzey Kıbrıs’ın 2025 yılı yolsuzluk algı skorunun 100 üzerinden 24’e düştüğünü ortaya koydu. Kuzey Kıbrıs, bu sonuçla 182 ülke ve bölge arasında 150’nci sıraya geriledi.

Küresel ortalama 42 seviyesindeyken Kuzey Kıbrıs 24 puanda kaldı. Güney Kıbrıs 55, Yunanistan 50 ve Türkiye 31 puan alırken, aradaki farkın açıldığı görülüyor.

Araştırmaya göre, iş insanlarının üçte biri ,işlerini hızlandırmak ve tamamlayabilmek için, son bir yıl içinde, rüşvet, hediye veya kişisel ilişki kullanmak zorunda kaldığını belirtti.

Katılımcılara göre, kamu kaynaklarının dağıtım süreçlerinin, yolsuzluğun merkez noktası olduğunu gösteriyor.

Yolsuzluğun en yoğun olduğu alanlar, kamuya ait arazi ve binaların tahsisi (yüzde 64), kamu ihaleleri ve izin-lisans işlemleri (yüzde 60). Ayrıca, vergi, ithalat-ihracat ve çalışma izinleri de yolsuzluğun yoğun olduğu alanlar içinde görülüyor.

İş insanlarının önemli bir kısmı, yolsuzluğun, kamu yönetiminin üst düzeyinde yoğunlaştığını,  kamu kaynaklarının politikacılar ve üst düzey bürokratlar tarafından istismar edildiğini düşünüyor.

Ankete katılanların yüzde 52’si, hükümete hiç güvenmediğini belirtirken, Meclis’e güvenmeyenlerin oranı yüzde 47. En fazla güven duyulan alanın ise,  sosyal medya olduğu görülüyor.

Katılımcıların yüzde 55’i, ülkede kara para aklamanın yaygın olduğunu beyan ediyor. Katılımcıların Yüzde 39’u ise, yolsuzluğa karışan yetkililerin hiçbir zaman cezalandırılmadığını söylüyor.

Raporda bulunan ilginç noktalardan biri de, hem yolsuzluk artıyor, hem de buna yönelik toplumsal hoş görü de yükseliyor. Yani, iyi iş yaparsa, yolsuzluk da hoş görülebilir anlayışı son yıllarda artıyor.

Yolsuzluk raporunun temel tespiti, Kuzey Kıbrıs’ta yolsuzluk,  kamu yönetiminin işleyişine yerleşmiş yapısal bir sorun olarak algılanıyor ve bu tespit, genel ekonomiyi ve hukuk devletini olumsuz etkiliyor.

Rapora göre, İş insanlarının üçte birinin işlerimizin hızlı ve kolay yürümesi için “rüşvet verdik” dediği bir ülkede, yolsuzluk elbette ki çok ciddi, üzücü ve tedbir alınması gereken bir sorundur.

Bu rapor, yolsuzlukla mücadele çalışmalarına güç vermeli ve önleyici  tedbirler alınmasını sağlamalıdır. Zira, halk arasında rüşvet ve yolsuzlukla ilgili, iddia edilen, konuşulan  birçok hususun gerçekliğine dair somut veriler sunuyor.

Yolsuzluk, rüşvet, kara para, vergi kaçırma, ihale ve  diploma usülsüzlükleri arttıkça, Kamuya sınavsız, münhalsiz geçici personel alındıkça, halkın geleceğe dair umutları azalmakta, gençler de göç yollarına düşmektedir.

Halkın önemli bir bölümü bireysel, ailesel çıkarlar peşinde koştukça, kendi kendine yeten bir ekonomi yaratılmadıkça ve hamaset merkezli, partililerini gözeten  popülist Hükümet anlayışından kurtulmadıkça, yolsuzluğun ve rüşvetin önlenmesi mümkün görülmemektedir.

Vatandaşlar da, ülkedeki yolsuzluklar karşısında tepkisini göstermeli, sessiz kalmamalıdır. Aksi halde, toplumsal yozlaşma, çözülme artacak ve düzelmesi de çok zor olacaktır.

Öte yandan, Muhalefet ve sendikaların yoğun tepkisi karşısında, Hükümet, 9 aylık hayat pahalılığının dondurulmasını içeren yasa gücünde kararnameleri geri çekmiş ve  maaşı 75 bin TL’ nin üstünde olanlara  yılın ilk 6 ayında oluşacak HP'nin yüzde 50’ sini Temmuz maaşlarına yansıtılacak, geri kalan yarısını da Ocak 2027’de ödenecek  şekilde yeni bir yasa tasarısı hazırlamıştır. Buna göre, 75 bin Tl’ nin altında maaş alanlardan ise kesinti yapılmayacaktır.

Bu yazının yazıldığı saatlerde, Muhalefet ve sendikalar bu öneriyi reddetmişti. Hükümet ise, tasarıyı komiteye götürmeden, Meclis genel kurulunu toplayıp, yasayı geçirmeye çalışmaktadır.Bakalım, bunu başarabilecek mi? Hep birlikte göreceğiz..

Sonuç olarak, KKTC’de, şu anda yaşanan kaos ortamının sona ermesi için, yolsuzluklarla mücadele eden, halkın refahını düşünen, ülkeyi sadece kendi çevreleri ve taraftarlarının taleplerine göre hamasetle yönetmeye çalışmayan ve toplumsal kazanımlar için uğraşan, bir hükümete ihtiyaç vardır.Bunun için de erken seçim kaçınılmazdır.