2019: ÇÖZÜM DE MÜMKÜN  BEYİN ÖLÜMÜ DE!

Mehmet Çağlar

2018'in Kıbrıslı Türkler için özeti:
“Ne veriliyorsa...”

Evet, 
sana ne veriliyorsa, 
sen de bu verili şartlara göre hayatı ve politikayı restore edeceksin...
Mecbursun...
Bir çeşit "yanaşma" kültürü resmiyeti içinde ...

İdeoloji diye bir şey yok!
Var mı?
Olsa olsa batılı bir iktisat ve İslami hayat tarzının taklidi var...

Zaten Kıbrıs’ın kuzeyinde Anadolu kültürünün dominant hale geldiği gayet açık!
Konuya yaşam tarzı ve Kıbrıslı Türk Kültürü üzerinden bakılınca tereddütte pek de yer kalmıyor!
Neye mahkûm ederler, ya da ne sunarlarsa ona razıyız!

Peki 2019'da ne olur?

Size önce şunu sorayım:
“Bugün Kuzey Kıbrıs'taki "akıl" ve onun yaşamdaki pratik bir ifadesi var mı?
Var ise nedir?”

Eğer Kıbrıslı Türk toplumunun ihtiyaçlarından kaynaklanan ve feyz alan bir vizyonunuz yoksa, 
bütün bu yapılmaya çalışılan “reform” süreçleri başkalarının eline geçer...
Bu da ülkeyi daha önce başarısız olandan daha da kırılgan yaparak,
riskleri yönetmede ve fonları nereye gitmesi gerekiyorsa oraya etkin bir şekilde yönlendirmede yetersiz kılar...

2019’da kısa süre içinde, 
bugün "asla olmaz" olarak gördüğümüz konuların akıl almaz bir şekilde değişmesi yüksek olası!

Hem de bu değişimler Kıbrıslı Türkler "yararı"na gerçekleşecek kanımca...
Hem maliyet nedeniyle,
hem "kalite" nedeniyle,
hem de izlenebilirlik ve denetim nedeniyle birçok şey değişecek...
Bu konular da yasalar ile değiştirilecek!

Kısacası, 
Kıbrıs’ta federal bir çözüme ulaşılmaz, üretim araçları kontrol edilmez ve üretim odaklı bir yapıya geçilmez, 
eğitim sistemi toplumsal ihtiyaçlara göre düzenlenmez,
ve siyasetin topluma, toplumun da siyasete karşılıklı popülizmi sona erdirilmezse,  
bence toplumsal, sosyolojik ve kültürel bağlamda Kıbrıslı Türk Kültürünün toplumsal yaşamdaki başatlığı sona erip, tabiri caizse "beyin ölümü" 2019’da gerçekleşebilir...
Artık yaşamda olmayan, 
aramızdan ayrılan birine yapılması gereken ne ise, 
beyin ölümü gerçekleşene de yapılması gereken o olur!
Böylelikle yaşam ünitesinde suni yaşatma aletlerine bağlı tutarak yaşatmaya da mecbur kalınmaz...

Hobbes'e göre:
"özgür bir adam, 
iradesi dahilindeki yapacaklarına mani olunmayan kişidir."
O halde, 
birisi bize Kıbrıs’ın kuzeyindeki özgürlüğe giden yolun bir matrisini çıkarsın...

Bir kere, mevcut statükoyu değiştirmek için çıkarların yeniden tanımlanması gerekir...
İstenilen algının oluşturulması, 
ancak ve ancak yeni bir tanıma göre mümkün olabilir...
Örneğin, 
jeolojik formülasyonları halkın beklentileri ile daha inandırıcı argümanlarla,
ve pratik temellerle bütünleştirebilirsiniz...
Tabii ki burada dikkat edilmesi gereken husus, 
algının oluşturulması değil, 
algının yönetilmesidir...
Çarpıtma değil!
Bir duygusal politika değil!
Karşılıklılık kuralı...

Amaç;
ulusal çıkarların değerlendirilmesinde,
Sayın Akıncı gibi farklı düşünülebileceğini ortaya koyup, 
bir kendi kendini aşma politikasının yerleşmesidir!
Kıbrıslı Türklerin mübadele edilebilir değerlerine yönelik bir politika, siyaset üretmektir.

Yoksa, başkalarının bilincine ulaşmak kolay!
Ne veriliyorsa, hayatı ve politikayı da ona göre restore edersin, olur biter!