1 Mayıs ve Erdoğan’ın çelişkileri

Ünal Fındık

Referandumun 10.uncu yıldönümünde bu sürece destek veren yeni seçilmiş TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 yıllık tam iktidarının sonunda geldiği nokta hiç de Erdoğan’ın o günlerden aklımızda kalan hali değil.
Erdoğan o günlerde referandumda “Evet”e açık destek veren ve çözüm isteyen, çözümü zorlayan “Müslüman Demokrat” liderdi.
10 yılın sonunda ise demokratlığı unutan, demokrasinin temel prensiplerinden olan “kuvvetler ayrılığı” ilkesini hiçe sayan, basını baskı ve tehditle susturmaya çalışan, sosyal medyayı mahkeme kararlarıyla kapatan, sivil toplum direnişlerini polis marifetiyle engellemeye yok etmeye çalışan bir siyasi lider durmuna geldi.
İktidar kişiyi de partiyi de yıpratır derler. Bu doğrudur. O nedenle batı demokrasilerinde hiçbir lider çok uzun yıllar iktidara tutunmaz. Yıprandığını gördüğü anda bırakır. Siyasi partisi de yeni lideriyle bir süre muhalefette kalarak güç toplar, rakibi yıpranınca da iktidara gelir.
Hiçbir demokratik ülkede 10 yıl, 20 yıl iktidarda kalan lider figürü artık yoktur. Örneğin ABD’de ne kadar başarılı olursa olsun başkanlık 2 dönem, toplam 4+4=8 yıldır. Bugüne kadar bir istisna olmamıştır. En başarılı başkanlar arasında adı geçen Bill Clinton için bile 2.inci dönemin ardından evinin yolunu tuttu.
Erdoğan önümüzdeki günlerde 3.üncü dönemin sonuna gelecek. AKP’nin tüzüğü görevleri 3 dönemle sınırlandırır. Erdoğan şimdi ya bu tüzüğü değiştirecek, ya da Ağustos ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimine partisinin adayı olarak katılarak cumhurbaşkanı olmayı hedefleyecek.
Olabilir. Cumhurbaşkanlığını hedeflemesi gayet doğaldır. Doğal olmanın ötesinde hakkıdır da. Dahası “Başkanlık sistemi”ne geçilmesini için Anayasa değişikliği istemesi de doğaldır. Belki de tartışılsa başkanlık sisteminin Türkiye için daha yararlı olduğu görülecektir.
Ama bunu yapmadan 12 Eylül paşalarının hazırladığı “12 Eylül Anayasası”nın cumhurbaşkanı’na verdiği olağanüstü yetkileri kullanmak üzere cumhurbaşkanı seçilmek istemesi “Müslüman Demokrat”lıkla bağdaşmaz. AKP grup başkan vekili Nurettin Canikli “1982 Anayasası’nın Cumhurbaşkanına verdiği yetkiler halk tarafından seçilecek Cumhurbaşkanının da yetkilerini kullanması için yeterlidir. Çünkü bu Anayasa ile 12 Eylül’de Kenan Evren’in kullanması için zaten geniş yetkiler verilmişti” dedi.
Böylece Canikli, Erdoğan’ın köşke çıkması halinde kullanmak istediği yetkilere açıklık getirdi.
Bu gelişmelerin arasında “1 Mayıs İşçi Bayramı” gündeme geldi. Sendikalar 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamak istedi. Geçen yıl meydanın kazılmış olduğunu ve bu nedenle tehlikeli olduğunu öne sürerek yasaklayan devlet, bu yıl hiçbir gerekçe göstermeden Taksim’i işçilere yasakladı.
Erdoğan Salı gün yapılan AKP grup toplantısında “Taksim’den bir defa ümidinizi kesin. Burada devletle bir gerilime lütfen girmeyin. Esnaf ve halkın huzurunu kaçırmayın. Eğer bu bir barış günü ise bunu çatışmaya dönüştürmeyelim. Buna müsaade etmeyiz” dedi.
Erdoğan devamla “artık Taksim’de, Kadıköy’de miting yok. Miting mi yapacaksın git Yenikapı’da yap, git Maltepe’de yap” diyerek sendikalara kendi görüşünü dayatmak istedi.
2010 yılında 32 yıl sonra 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması ile övünen AKP, 2014 yılında çatışmaya davetiye çıkarıyor.