1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kufez’in masum kurbanlarını anıyoruz…”
Sami Özuslu

Sami Özuslu

SİYASAL EKSEN KAYMASI

A+A-

Doğru tanımlama bu mudur bilemedim. 
Belki de ‘siyasette çap daralması’ daha uygun olabilir.
Ya da ‘politik arena küçülmesi’ gibi bir tamlama…
Geride kalan seçime düşen ‘kara gölge’yi tarihin kara sayfalarına not ettik zaten.
Lakin KKTC siyaseti için bundan fazlasının konuşulması, tartışılması, değerlendirilmesi gerekiyor.
‘Ne’, ‘neden’, ‘nasıl’ soruları yanıt bekliyor ve bunlar cevapsız kalırsa eğer dönüp dolaşıp aynı noktaya varacağız yarınlarda…
Hatta büyük olasılıkla bulunduğumuz yerden de gerilere düşeceğiz.
Gidişat o yönde…

*  *  *

2020 Cumhurbaşkanlığı seçiminde en fazla hangi konunun gündem olduğuna bakalım.
Covid-19 sürecinde yaşanan onca kötü yönetim örneği, ekonomideki tükenmişlik, eğitimde ve hayatın her alanında yaşanan kötü gidişat çok konuşuldu ama seçimin sonucuna bunlar etki edemedi.
Seçmeni en fazla ajite eden unsurlardan biri ‘Türkiye’yi sevip sevmeme’ meselesi oldu.
Bir yanda ‘somut’ sıkıntılar, geçim derdi, sağlıkla ilgili korkular, eğitime dair kaygılar…
Diğer yanda ise ‘soyut’, ne olduğu tam anlaşılmayan  ‘etnik köken milliyetçiliği’ oyunları…
Neden böyle oldu?
Çünkü Ankara’daki iktidar böyle istedi.
İstemekle kalmadı, her türlü imkanı kullanarak diğer konuları geriye çektirmeyi ve kendi ‘gündemini’ dayatmayı başardı.
Belirli bir kesimi kontrol altına almayı ve yönlendirmeyi becerdi.
Karşı kutbun da katkılarıyla seçimi normal seyrinden çıkararak bir ‘referandum’ havasına soktu.

*  *  *

İşte tam da bu noktada, yani ‘gündem belirleme’ meselesi üzerinde durmakta büyük yarar vardır.
Zira ‘gündem belirleme’ konusu iktidar-güç dağılımıyla doğrudan alakalıdır.
Demokrasilerde ‘dördüncü güç’ sayılan basının ‘gündem belirleme’ gibi bir işlevi vardır, evet. Ama özellikle demokrasilerin cılız olduğu rejimlerde gündemi aslında güç odakları belirler. Medya sadece onun taşıyıcısı, aracıdır.
Kimdir ‘güç odakları’?
Bazen siyasal iktidar…
Bazen askeri makamlar…
Çoğu zaman sermaye…
Belki sivil toplum örgütleri…
Ya da halk hareketleri…
İç dinamiklerden biri yani…

*  *  *

Peki ama bizde ‘iç dinamikler’ siyasette en son ne zaman gündemi belirleyebildi?
Ya da tersten sorayım: Türkiye’deki iktidarın bulaşmadığı herhangi bir siyasal kriz hatırlıyor muyuz?
4’lü koalisyonun bozulması…
Ekonomik protokol…
Anamur Suyu projesi…
KIBTEK…
Telefon Dairesi…
Yurttaşlık meseleleri…
Ve elbette Kıbrıs müzakere süreci…
Hepsinde Ankara ‘benim dediğim olacak’ diye dayatmadı mı?
‘Uyan uyar, uymayan gider’ şeklinde bozulmadı mı son 10 seneden kurulup bir-bir buçuk senede dağılan hükümetler?
2020 Cumhurbaşkanlığı seçiminde doruğa çıktı müdahale…
İç dinamikler, kendi gündemimiz olamadı sonucu belirleyen…
Siyasette ‘eksen kaydı’ çünkü…
Ya da ‘alan küçüldü’.
‘Çap daraldı’ veya…
Adını siz koyun, ama ‘bu durumu tersine çevirmek için ne yapmak lazım’ diye düşünelim bence…

Bu yazı toplam 2133 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar