1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Zübeyir makinist olduydu...'
Zübeyir makinist olduydu...

'Zübeyir makinist olduydu...'

“Kayıp” Zübeyir Hamit’in babası Hamit Zübeyir Yıldırıcı’yla yaşadıkları ve “kayıp” oğluna ilişkin röportajımızın devamı şöyle: KUBİLAY HAMİT (Zübeyir Hamit’in kardeşi): Orhan’ın kardeşi Yaşar İsmailoğlu L

A+A-

 

 

“Kayıp” Zübeyir Hamit’in babası Hamit Zübeyir Yıldırıcı’yla yaşadıkları ve “kayıp” oğluna ilişkin röportajımızın devamı şöyle:

 

 

KUBİLAY HAMİT (Zübeyir Hamit’in kardeşi): Orhan’ın kardeşi Yaşar İsmailoğlu Londra’da, bir Rum komşusu aracılığıyla Stefani’ye telefon etti ve Stefani “Zübeyir’i Erimi köprüsünün altına gömdüler” dediydi... Bunun da araştırılması lazım...

 

SORU: Gizlemesi için bir sebep yoktur ama çünkü bu savaştı, birbirlerini vurdular, öldürdüler. Şimdi gidip da evinden almış olsaydı anlarım. Ama burada mevzide çatışma vardı... Saklaması için bir nedeni yok...

AYŞE HAMİT YILDIRICI: Oraştaki Rumcuklar’a “30 lira dutarım” dedim kendilerine, “söyleyin bana nereştedir, vereyim size bu parayı” dedim kendilerine. “Paranı istemeyik ama söyleyemeyik sana, aldılar götürdüler” dedi... “Nere götürdüler, bilmeyik...”

 

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Bizim bir köylümüz vardı, Koloşlu, öğretmen idi... Ama “Teşkilat”taydı, EOKA’daydı, komutanıdı. O bölgenin da sorumlusuydu. Koloşlu oğlancık. Gittim birkaç defa, bulamadım kendini. Adı İrakli... Belki o da bilebilir diye aradım kendini.

Sendikacı Andrea’ynan gonuştum, “Benim da yeğenlerim kayıptır” dedi.

“Söyle bana bizim oğlancık nerdedir” dedim kendine...

Bir şey demedi. Fasur sendikasının mesuluydu bu Andreas, arkadaşımıdı, yardım etsin istedim... O söyledi bana ki 22 kişi vurdular. Andreas Eftimiu... “Albay merasim yaptı” diye bana anlatan bu Andreas Eftimiu idi... Ben da onun yalançısıyım...

O zamandan ki açıldı yollar, devamlı giderim, sorarım, araştırırım...

 

AYŞE HAMİT YILDIRICI: Yaralıydı, götürmediler kendini tedavi etsinler acaba? Midem yaralıdır...

 

SORU: 22 kişiyi vurduysa, sence alırlar da tedavi ederler mi kendini o öfkeynan? Biri yalan söyler bu işte mutlaka... İlle da yalan söylemesi kötü niyetnan da olmayabilir, size duymak istediğinizi söyler olabilir... Sonra ne kadar kaldınız Forest Kamp’ta?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: 20 Temmuz’da kaçtık Piskobu’dan, Aralık’ta kaçtık galiba...

 

SORU: Zübeyir “kayıp” olduğunda kaç yaşındaydı?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: 22 yaşındaydı.

 

SORU: Ne yapardı?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Makinist idi... Güzel makinist idi ha... Limasol’da alıştıydı makinistliği...

 

SORU: Nasıl biriydi?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Huyları çok iyiydi... Dinlerdi da çok... Kısmet olmadı işte... Yolladım kendini 19 Mayıs Lisesi’ne, üç sene gitti aynı şeyde, birinci sınıf, birinci sınıf... Duvado vardı öğretmen, haber etti bana, gittim... Dedi bana “Bu çocuk okuma almaz” dedi.

“E napacayık kendine?” dedim.

“Koycan kendini sanat öğrensin...”

Dedim kendine “Be Zübeyir, gel oğlum bakayım... Yolladık seni, üç senedir aynı sınıf... Demek alman sen okumayı... Goyum seni sanata be” derim kendine.

Dedi, “Tamam, sanat eyidir...”

“Nesten?” derim kendine.

Dedi bana “Dülger...”

Dedim kendine “Yok! Dülger temiz iştir... Goycam seni makinist, yağların içine, urubaların hep yağlı olsun, gören bubanın gıymetini” dedim kendine...

 

SORU: Ne garezin vardı çocuğa!

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Ben isterdim okusun! Pis işe goycam kendini, görsün ve desin “Durmadım çalışayım...” Ceza!

“Tamam” dedi bana.

Nere goycam kendini? Kombos’un basları varıdı, 20-30 tane bası Limasol’da, varıdı makinisti bunun. Makinisti da birinci sınıf ha, Limasol’da öyle makinist yoğudu... Adnan Usta derlerdi kendine. Dedim Mustafa Kombos’a, beraberdik karargahta, “Yollayım Zübeyir’i Adnan’ın yanına da göz kulak olun kendine...”

“Eyi tamam” dedi.

Yolladım kendini Adnan Usta’ya... Durdu akıllı, öğrendi sanatı... Şimdi Mustafa verirdi kendine haftalık ama az verirdi kendine... Sanatı alıştıktan kerli der bana “Gaçacam! Az verir bana...”

Derim kendine, “Bu adam hellimi verir bize, buğdayı verir bize, herşeyi verir bize... Eker fasulya, torbalarınan... Karpuz eker, kamyonunan yollar bana eve... Daha ne versin bize?”

“E ama ben isterim para goyum bankaya, artırayım para...” der Zübeyir.

“Bekle biraz daha da ayıptır” dedim kendine.

Bir-iki sene daha işledi, ondan sonra dedi bana “Gaçacam...”

“Eeee, gaçacaysan napayım sana? 22 yaşında adama bir şey deyemem...”

Gaçtı gitti bir Rum’un yanına... Dedi kendine “İş vardır ama lazım göreyim işini... İşini göreyim, ondan sonra hem maaş vereyim sana, hem alayım seni işe...”

Koydu kendini bir makinaya, endirdi bu, izmirillo yaptı, kurdu kendini, koydu kendini tekrar... İşletti makinayı, tamam... Urumcuk aldı kendini işe. Maaş da verdi kendine. E çıktı bu olaylar... 15 Temmuz hadisesi çıktı, o şu Makarios’u öldürmeye çalıştılar... E der gendine Urumcuk, “Hade gaç da öldürmesinler seni da, çekeyim ben da belanı” dedi kendine.

Geldi köye...

“Noldu be?”

E dedi, “Ustam durduttu beni...Dutarlar kendi kendilerini öldürürler yollarda, öldürmesinler bizi...”

Neyisa, aldım kendini ben Fasur’a, üzüm zamanıydı ya... Aldım kendini oraya yanıma... Bir tek gün... Ertesi günü biz da kaçtık...

E kaldı işte. Mevzide... Mevzide da çok yamanıdı ha, atışlarda birinciydi. Giderdi Evdim’e, orada Sancaktar varıdı Evdim karargahında... Giderlerdi Leymosun’dan da, başka yerlerden da, giderlerdi Evdim’e da onda eğitim görürlerdi. Daima birinci gelirdi atışlarda, A4’te da, brende da... Nişancıydı çok... E işte...

 

SORU: Neleri severdi Zübeyir?

AYŞE HAMİT YILDIRICI: Sevdiği urubaları çok süslüydü... Çok süslüydü... Yani o kadar süslüydü da geyinirdi, kıskanırlardı kendine... Çok meraklıydı... Bağzına assın, eline koysun...

“Anne” dedi bana, “bilin nesterim senden?”

“Söyle oğlum, nestersan” derim kendine.

“Bir kat uruba edesin bana” dedi.

Ettim kendine... Aldılar Urumlar onları da... Cebinde mendili varıdı... Evden aldı Urumlar, ganimet etti... Gittim da bulmadım...

Ama kaçacağında, “Anne” der bana, “isterim yıkanayım... Ama geldiğimde gene ikanırım” dedi bana.

“Neçin acele gidecen oğlum?” derim kendine.

“E ya, gideceyik...”

“Gözetlen” dedim kendine.

“E.... Bakan vururlar, bakan vururlar” dedi bana...

Bunu dedi bana...

“Yok, söyleme bana öyle” dedim kendine. “Vurun da vururlar seni...”

“E harptır anne” der bana, “belli değil” der...

Bunu dedi bana...

Bizde yemedi, gızgardaşıma gitti, anneme gitti, karpuz-hellim kestiler kendine... Annemin adı Keziban... Oraşta, “Elinizi öpeyim” dedi, hep öptü ellerini onların da gaçtı, o gaçma...

Ben ertesi gün gaynattım tavuk, magarına ettim, yolladım kendine yukarı... Büyük oğlum Gürsel’inan yolladım kendine... Götürdü kendilerine... Orhan’ınan beraber yesinler... Herhalde onlar da götürdülerdi birşeyler... Ve hatta gittiğimde, kemicikleri bile buldum oraşta, atarlardı...

Yastık varıdı, pattaniya varıdı, parçalanmış pattaniya bulduk, öyle küçücük küçücük parçalanmış... Bilmem artık yani napallardı... Yastık bulduk, saç bulduk... Sacın içinde kızdırdılar birşeyler, herhalde getirdi annesi bir şeyler...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 737 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler