1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Zorluklar ülkesi
Zorluklar ülkesi

Zorluklar ülkesi

Hafta sonu adeta iflahımız kesildi. Her sağanak sonrası batıp çıkan, suya boğulan Lefkoşa’nın sanayi bölgesindeki birçok işyeri gibi UNITED MEDYA tesisleri de sular altında kaldı. Binaya biriken suya müdahale etsin diye aramadığımız devlet kurumu

A+A-

 

 

Hafta sonu adeta iflahımız kesildi.

Her sağanak sonrası batıp çıkan, suya boğulan Lefkoşa’nın sanayi bölgesindeki birçok işyeri gibi UNITED MEDYA tesisleri de sular altında kaldı.

Binaya biriken suya müdahale etsin diye aramadığımız devlet kurumu kalmadı.

İtfaiye ekipleri gelip baktı, “Bu suyu biz çekemeyiz” dedi ve gitti.

Belediye hiç uğramadı.

Sivil Savunma ekibi geliğinde ise biz kendi sorunumuzu süpürgelerle, moplarla çözmüştük zaten... Onlar da ‘geçmiş olsun’ deyip gittiler!

**

Zor bir ülkede yaşıyoruz.

İnsana verilen değer giderek azalıyor.

Planlı, geleceğe dönük, bilimsel verilere uygun yaşamak yerine bugünü atlatmaya bakıyoruz.

Sistemin adı sistemsizlik olmuş!

Güya ‘devlet’ var, ama o devlet ihtiyaç duyduğunuz an yanınıza gelecek kabiliyette değil.

Hele hafta sonuna, mesai dışına denk düşerseniz, ‘Allah ile canınız’dır sonuç.

**

UNITED MEDYA büyük bir aile...

Çalışanıyla, okuycusuyla, dinleyicisiyle, izleyicisiyle, reklam verenleriyle ve en önemlisi ‘gönüllü dostları’ ile çok geniş bir aile...

Cumartesi SİM ev Yenidüzen ekibi sırılsıklam vaziyette, saatlerce binadaki suyu tahliye ettik elbirliğiyle...

Cihazları sudan korumak için canını dişine taktı herkes...

Ve dün de hem temizlik, hem de yayınlarda dolu yağışı nedeniyle meydana gelen arızayı gidermek için ter döktük birlikte...

Arayan, soran, bizzat binaya gelip emeğini, katkısını esirgemeyen herkese teşekkürler.

Özellikle de o felaket anından itibaren suların içinde canla başla uğraşan, ‘yoruldum’, ‘üşüdüm’ demeyen mesai arkadaşlarıma ve gönüllü dostlara ne kadar teşekkür etsem azdır.

**

Oysa hafta başında yepyeni heyecanlarla yeni bir yayın dönemine başlamıştık. Birbirinden kaliteli ve ilgi çekici programlar izleyiciyle buluşmaya başlamış, diğer yandan ülkemizde televizyon haberciliğine yeni bir soluk katan ‘olay yerinden canlı yayın’larla fark yaratmaya başlamıştık.

Maddi açıdan hiçbir zaman mutluluk vermeyen bu meslekte manevi anlamda ekip olarak daha da keyif almaya, izleyici yelpazesini geliştirmeye ve toplumdan çok olumlu geri dönüşler almaya başlamıştık.

Ülkemizde herşey bir kurultaya endekslenmiş ve devlet mekanizması adeta kaybolmuş durumdayken, yurttaşın nefes ve umut ışığı olmaktı gailemiz.

Barış, demokrasi, emek mücadelesine ‘çok taraflı habercilik anlayışı’yla daha da fazla katkı koymaktı hedefimiz.

Bu yüzden heyecanlıydık işte...

Zaten ‘çok zor’ koşullar altında, özellikle de haksız rekabet şartları altında inim inim inleyen Kıbrıs Türk medyasında herşeye rağmen ‘sıçrama’ yapmış, ‘daha iyisi’ni hedeflemiştik.

‘İyi işler’ yapmanın huzuru vardı, onca yorgunluğa rağmen bedenimizde, beynimizde...

**

İşte bu yüzden ‘zor’dur bu ülkede yaşamak, iş yapmak, tutunmak, gelişmek, ilerlemek...

Canınızı yer, varınızı yoğunuzu ortaya koyar, ‘en güzel deniz’i bulma düşüyle korkunç dalgalara rağmen denizlere yelken açarsınız yürekli insanlarla birlikte...

Ama on dakika yağan yağmurla dibe vurursunuz birdenbire!..

Rüzgar esse azacık kuvvetlice, diktiğiniz bütün fidanlar kökten sökülür gider.

Sevdayı yakaladığınız kuş, elinizden uçup kaybolur gökyüzünde...

O çok yoğun, o çok zor, o kimselerin kolay kolay anlayamayacağı ‘sırat köprüsünden geçiş’ sürecinden sonra yüzünüze çarpan bu durum yıkıcıdır, kırıcıdır, kabul edilmezdir.

‘Zor ülke’de yaşamak zor zenaattir vesselam...

 

 

Bu haber toplam 877 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler