1. YAZARLAR

  2. Tayfun Çağra

  3. Zor ama imkânsız değil
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yazarın Tüm Yazıları >

Zor ama imkânsız değil

A+A-

 

Kim ağır gelir acaba!
Vatandaş mı, yoksa rantçılar mı?
Peki kime göre?
Girne emirnameleri söz konusuysa, ağırlık ölçenleri ve ağırlık kriterlerini de ona göre belirlemek gerek.
Ağırlık ölçenler tabii ki emirnameyi değiştirmeye çalışan siyasiler…
Ağırlık kriterleri ne olabilir peki?
Bence ülkenin ve vatandaşın düşünceleri, hakları değil. Doğa hiç değil, kültür ha keza… Değerler öte kalsın.
Ne peki?
Tabii ki kendi çıkarları…
Öyle olmasa neden bu kadar uğraş versinler ki!
Neden Ayyorgi’de 4 kat yerine 7 kat çıkanlara “siz yapın da biz hallederiz” desinler…
Ülkeye hizmet ettiklerini mi sanıyorlar!
Şimdi emirname değişikliği yapmak isteyerek özelde hem söz konusu otele hem de genelde bütün Girne sahil şeridinde bütün olası yüksek katlı inşaatlara olanak yaratmak istiyorlar.
Değişiklik yapmak istiyorlar ama bu yapmak istedikleri değişiklikleri cesaret edip de yasa gereği halkın önüne sunamıyorlar.
Onun içindir ki ikidir, ‘İyi İdare Yasası’na göre yapmaları zorunlu toplantıyı ertelemek durumunda kalıyorlar.

***

Vatandaşın işi zor…
Girneli’nin işi zor…
Ülkemizin yok edilmesine karşı her tarafta, her bölgede savaş veren duyarlı ve de sorumlu insanların işleri oldukça zor.
Neden?
Çünkü o kadar büyük çıkarlar dönüyor ki ortada, o büyük çıkarlar uğruna otoriteyi elinde tutanların kullanmaya çalıştıkları güçlerine karşı sıradan vatandaşın verdiği mücadele büyük güç ve sabır istiyor.
Küçük bir örnek; 5 Ağustos’ta demokrasi mitingi! yaptılar ya... Hani meydana gidip başka bir ülkenin cumhurbaşkanı için bağlılık gösterisi yaptılar ya… Hani demokrasi için! idam istediler ya… İşte o mitinge gidenlere baktınız mı?
Elbette başka başka beklentileri olanlar da vardı ama işte emirname değişikliğiyle büyük rant beklentileri olanların iş arabalarını ve çalışanlarını da konvoylarda ve mitinglerde görmüşsünüzdür. İşte böyle içli dışlı oldular…
Çıkarları için idam istediler.
Beklentiler, çıkarlar, hesaplanan rantlar büyük.
Onun için gerçekten de vatandaşın işi zor ama imkânsız değil.

------------------------------------------------------------

Bir dur düşün, sonra konuş

Rus uçağı düşürüldü, Türkiye “sınırlarımız ihlal edildi” dedi, Ahmet Davutoğlu o zaman “düşürmesi için emri ben verdim” dedi.

Rusya kızdı, bütün ekonomik, siyasal ilişkileri kopardı. Putin, Türkiye’nin IŞİD’ten kaçak petrol aldığını iddia etti. Erdoğan karşılık verdi; Rusya’nın IŞİD’le birlikte rejime yani Suriye’ye petrol sattıklarını öne sürdü.

Rusya, vatandaşlarını Türkiye’ye gitmemeleri için uyardı, turizm neredeyse iflas etti, bazı Antalya otelleri kapılarını açamadı. Sebze meyve gitmedi, üretici perişan oldu. İnşaat şirketleri Rusya’da iş yapamaz oldular, enerji alımı tehlikeye girdi.

Tayyip Erdoğan önce bağırdı, çağırdı, kızdı, kükredi ondan sonra özür diledi ve sonra da “pilot Fethullahçı’ydı zaten, içimize sızdılar!” dediler. Ve sonra da Erdoğan gitti Putin’le el sıkıştı. İyi de etti elbette ama demek ki siyasette önce durmak, düşünmek ve sonra konuşmak lazım.

Bu yazı toplam 908 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar