1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ZİYARET ÖNCESİ MESAJ GÖNDERDİ
ZİYARET ÖNCESİ MESAJ GÖNDERDİ

ZİYARET ÖNCESİ MESAJ GÖNDERDİ

Avrupa Komisyonu Üyesi Štefan Füle, Kıbrıs ziyareti dolayısıyla makale hazırladı. Işte makalenin tam metni KIBRIS ÜZERİNDEKİ İLGİ, UZLAŞMA ÇALIŞMALARINI HIZLANDIRACAK Kıbrıs Cumhuriyeti, birkaç gün içinde AB Konseyi'nin dönem başkanlı

A+A-

 

Avrupa Komisyonu Üyesi Štefan Füle, Kıbrıs ziyareti dolayısıyla makale hazırladı.

 

Işte makalenin tam metni

 

 

KIBRIS ÜZERİNDEKİ İLGİ, UZLAŞMA ÇALIŞMALARINI HIZLANDIRACAK

 

Kıbrıs Cumhuriyeti, birkaç gün içinde AB Konseyi'nin dönem başkanlığını devralacak. Herkesin bu olayı heyecanla beklediğini biliyorum, ve önümüzdeki 6 ayda Kıbrıs'ın Konsey'i başarıyla yönlendireceğine inancım tam; ayrıca bu önemli süreç sırasında adayı ziyaret edeceğim için oldukça sevinçliyim.

 

Başkanlığın, tüm Kıbrıslılar için faydalı olacağına ve Kıbrıs sorunu için başarılı bir çözüm bulunması ihtimalini artıracağına inanıyorum. Kıbrıs Türk toplumuyla yaptığım temaslarda,  Konsey Dönem Başkanlığının statükoyu Kıbrıs Türk toplumunun aleyhine kalıcılaştıracağına dair bir endişe gözlemledim. Endişenin temelinde, Başkanlıkla beraber Kıbrıs Rum toplumunun, uzlaşma görüşmeleri sırasında taviz vermek istemeyeceği inancı yatıyor. Bir yandan da Kıbrıs Türk toplumu, AB organizasyonları ve Üye ülkelerden Kıbrıs'a gelen yüzlerce temsilcinin Başkanlığa kilitlenerek basının tüm dikkatini üzerlerine çekmesiyle unutulacağına veya umursanmayacağına inanıyor.  Bu endişeleri ciddiye almakla beraber, bunun bir yanlış anlama olduğunu düşünüyorum. 

 

Başkanlığın, kalıcılaştırmaktan öte statükonun değişmesine yardımcı olacağına inanmaktayım. AB ve üye ülkeler, adadaki durumun daha fazla farkına varacaklar. Bilfiil olarak ayrılmış bir Üye Devletin getirdiği sorunları fark edeceklerdir. Kıbrıs'a gerçekleştirilen herhangi bir ziyaret, Avrupa'ya, bu ada üzerinde bitmemiş bir iş olduğunu ve kapanması gereken bir yaranın bulunduğunu hatırlatmaktadır. Bu da aslında, Kıbrıs sorununu çözmenin aciliyet teşkil ettiği fikrini yaymalıdır. Statüko, sürdürülebilir bir seçenek değildir, kapsamlı bir uzlaşmaya vararak adayı birleştirmenin alternatifi yoktur. Çözüm bulmamanın bedeli, adil herhangi bir çözümden daha fazla olacaktır. Akdeniz'de keşfedilen yeni kaynaklar, Kıbrıslı Rumlara ve Kıbrıslı Türklere benzer şekilde faydalı olabilmeli ve birleşmiş bir adayı gerçek kılma çalışmalarında katalizör olmalıdır!

 

Kıbrıslı Türklerin dışlanması ve umursanmaması konusuna gelince, ben tam tersini düşünüyorum. Başkanlık hazırlıkları sırasında adayı ziyaret eden AB ziyaretçileri, Yeşil Hattı geçerek Kıbrıslı Türk temsilcilerle görüşmüştür. Kıbrıs Türk toplumuna yönelik AB mali yardım programına, Üye Ülkelerin temsilcilerinin, gerek bakanlık gerekse ulusal parlamento düzeyinde, artan ilgisini gözlemledik.  Bu ilgiyi projelere gerçekleştirilen ziyaretlerden görmek mümkün. Bu sebeple kuşkum yok ki, Başkanlığın sonucu olarak, dikkat Kıbrıs Türk toplumuna olduğu kadar, AB'nin bu toplumu Avrupa Birliği'ne yakınlaştırmak, izolasyonları azaltmak ve yeniden birleşme için hazırlamak yönünde ne yardım yaptığına da yönelecektir. Bu yardım, Kıbrıs yeniden birleşene dek devam edecektir.

 

Önümüzdeki altı ayı heyecanla beklemek için bir diğer sebep de, Konsey Başkanlığı döneminin uzlaşmalarla ilgili olmasıdır. Başkanlık dönemi, ulusal çıkarları gözetmeye yarayacak bir dönem değildir. Tam tersine, Başkanlık, pek çok alanda uzlaşmaya varılmasına yardım ederek tüm Avrupa Birliği'ne hizmet edilen bir dönemdir. Başkanlık demek, sıkı çalışmak ve kaptan köşkü yerine motor dairesinde durarak AB gündemindeki hedefleri gerçekleştirmektir. Konsey başkanlığı yapan her üye, uzlaşmaya varma üzerine bir diplomayı hak eder. Şahsi arzum, başarılı bir Konsey Başkanlığı döneminin ardından, Kıbrıs'ta başarılı bir uzlaşmaya varılmasını görmektir.  Bu, iki toplumun liderlerinin kamuoylarını hazırlamalarını gerektiren önemli uzlaşılarda bulunmasını gerektirecektir. Başkan Barroso'nun Kıbrıs'a 2009'da yaptığı gezide belirttiği gibi, “Esas başarı, uzlaşmaya yenilme veya kaybetme olarak değil, bir şeyler kazanma olarak bakabilmektir”. Kıbrıs sorununa bir çözüm, her iki tarafın da kazanacağı bir durum oluşturacaktır; ve kazanç, sadece Kıbrıs'ın değil, Avrupa Birliği'nin tamamının kazancı olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 766 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler