1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ZİRVE; KONFERANS VE ÇERÇEVE ANTLAŞMASI
 ZİRVE; KONFERANS VE ÇERÇEVE ANTLAŞMASI

ZİRVE; KONFERANS VE ÇERÇEVE ANTLAŞMASI

Kıbrıs sorununda Ocak sonuna doğru gidiyoruz. Ancak hala daha somut bir gelişme yok. Gerçekte hem güneyin, hem de kuzeyin liderlikleri bir dua okuyorlar. Okudukları dua ile ilgili çağırdıkları da kendi bildik “Evliyalarıdır”. Çünkü her iki tar

A+A-

 

 

Kıbrıs sorununda Ocak sonuna doğru gidiyoruz. Ancak hala daha somut bir gelişme yok. Gerçekte hem güneyin, hem de kuzeyin liderlikleri bir dua okuyorlar. Okudukları dua ile ilgili çağırdıkları da kendi bildik “Evliyalarıdır”. Çünkü her iki tarafın hakim güçlerinin gizli amacı, statükoyu devam ettiren, “Devletleri” kurtarmaktır.

Nitekim,  Hristofyas’ın sözcüsü Sayın Stefanu;  DİSİ Başkanı Anastasiadis’in, Türkiye’nin de görüşmelerde yer alacağı Konferans fikrine dönük yaptığı olumlu açıklamaya dönük, karşı bir cevap verdi.  Kendine göre bir tehlikeye işaret etti.  Bu da ne idi? “Türkiye’nin de katılacağı bu süreç, BM Genel Sekreterinin hakem veya arabulucuğunu getirir” dedi. Bu yüzden Anastasiadis’i ,buna yol açmakla suçladı.  Bu gelişmeyi çok büyük bir endişe kaynağı olarak gördüğünü ifade etti.

 Peki ,buna Kuzey’den verilen bir karşı cevap var mı? Hayır. Çünkü kuzeyin egemen siyasi güçleri, Cumhurbaşkanlığı da BM Genel Sekreterinin görüşmelerde Hakemlik yetkisi ile donatılmasına karşıdır. Bırakın Hakemliği, her iki taraf, hiçbir konuda antlaşmasalar bile, çözüm sürecinde BM’nin hakemlik, arabuluculuk v.s gibi çözüm sürecinde etkin konum almasına karşıtlıkta, hem fikirdirler. İşte bundan ötürü, iki tarafta, “yabancılar karışmasın, Kıbrıslıca çözüm” sözünde uzlaşmışlardır. Ancak bu konuda da şu ana kadar yürüdükleri yol azdır. Aksine, yukarıda da yazdığım gibi, her iki tarafta, bildikleri Evliyanın gelmesi için de dua okumaktadır..

Her iki lider, Annan Planına karşı idi. Her iki liderin plan karşıtlığındaki gerekçelerinin biri de tam bir benzerlik göstermektedir. Bu da Planın, “yabancıların komplosu” olduğu yönünde idi. Hristofyas, daha sonra da BM’ nin etkinliğinin gelişmesine hep karşı çıktı. Dr Derviş Eroğlu da gerek Ana Muhalefet Partisi Başkanı, gerekse Başbakan olarak, Talat’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde, hep  “yabancıların ortaya plan koyacağı” umacası ile CTP ve Talat’ı suçlayan açıklamalar yapıyordu. Şimdi, BM’nin etkinliğinin gelişmesine karşı olan bu liderler, söz ettikleri, “ Kıbrıslıca çözüm” ifadesi temelinde de,  başarısızdırlar. Peki ne?  BM’nin etkinliğinin gelişmesine karşıdırlar. Ancak, Kıbrıslıca da çözüm üretemiyorlar. O zaman amaç ne?  Belli .Kuzey ve güneydeki “devletlerin “ korunması.Statüko.

İşte bundan ötürü, iki tarafın liderliği de Ocak sonunda oluşacak zirveye,” Çok Taraflı Konferansın zemini oluşmadı, bu iş bitti” dedirtmek için gitmek gayreti içindedir.. BM’nin devreden çıkması ve statükonun sürmesi.. . Amaçları, Devlet Kurtarıcılığında,  “ulusal” siyasi tarihlerine not düşürtmektir. .

ARTIK YAZMAK GEREKİR. ÇERÇEVE ANTLAŞMASI DA, ELE ALINMALIDIR.

İşte bu aşamada ARTIK YAZMAK GEREKİR. . Eğer New York’ta, Ocak sonu gerçekleşecek bu zirvede de iki lider arasında yakınlaşma olmazsa; BM temelinde, Çok Taraflı Uluslararası Konferans yine de toplanmalıdır. Böyle bir durumda ise, Birleşik Federal Kıbrıs hedefine ulaşmayı temel alarak, bu kez bir Çerçeve Antlaşmasını, Konferans,  Gündemine almalıdır. BM, bu anlamda etkinliğini geliştirmelidir. BM’nin etkinliğinin gelişmesi talebi ortaya konmalıdır. Bu konjüktür gereği önemlidir.

Çünkü güneyin, AB’nin dönem Başkanlığını almadan; bu Çerçeve Antlaşması gerçekleşmelidir. Yani Ocak zirvesinde, eğer başarısızlık olursa; sonrasında Temmuz 2012’ye kadar, boşluk bırakılmamalıdır. Çünkü oluşacak boşluk; AB dönem Başkanlığı sarsıntısı ile Kıbrıs’ta, İnsani, Barışçı, pek çok değerin daha da zarar görmesine yol açacaktır.. Bunun negatif etkisi, Dönem Başkanlığı sonuna kadar sürecek ve ondan sonra da yeni bir temel oluşturmak da zorlaşacaktır.

Zira, Kıbrıs’ın dönem başkanlığı 6 ay sürecek, ama Savunma konusundaki Başkanlığı bir yıl sürecektir. Bu gerginliğin umulandan daha uzun sürmesine yol açacaktır. Ocak zirvesinde eğer başarısızlık olursa, oluşacak olan bu boşluk;  Uluslararası Konferans desteği ile bir Çerçeve Antlaşması ile dolarsa, bu yeni durum,  çıkmazın yol açacağı zararlı, öldürücü durgunluk ve gerginlik, yerine, pozitif bir başka atmosferin oluşmasına yol açacaktır. Bu ise, ayni zamanda,  Birleşik Federal Kıbrıs’a dair çabalara yeni bir dayanak yaratacak ve çözüm  yolu yeni bir enerjiyle dolacaktır..

Ayrıca, Kıbrıs’ın iki toplumu; Türkiye ve Yunanistan ile Türkiye ile AB ve Güney arasında gelişen ve bu dünya şartlarında kimsenin yararına olmayan gerginlik; yerini, yeni bir yumuşamaya ve çözüm için bir başka olumlu zemine taşıyacaktır. Bu ayni zamanda illa Türkiye ile de görüşmek isteyen güneyin liderliğine de yeni ve uygun bir zemin de yaratır..

BU ÇERÇEVE ANTLAŞMASI : NEYİ KAPSAMALI?

a-   Maraş, 1994-1995 Güven Artırıcı Önlemler Paketi görüşmelerinde sonuçlanan                                                   zemin,  temelinde, Kıbrıslı Rum sakinlerinin,  iskanına açılmalı. Ayni zamanda yaşam her yönü ile oraya gelmelidir

                                b- Kıbrıslı Türklere dönük AB’nin aldığı Direkt Ticaret Tüzüğü yürürlüğe konmalı. Kuzeyin deniz limanları üzerindeki “güneyin yasağı” kalkmalı, hava ulaşımı, genişletilecek Yeşil Hat ile Ticaret Tüzüğü kapsamında ele alınmalıdır.

                                 c. Yeşil Hat Tüzüğü genişletilip uygulanmalı. Kuzey ve güney arasında hem ekonomik ve ticari ortaklıkların, hem de ekonomik ilişkilerin gelişmesine dönük ortam, daha da açılmalıdır. Mal, emek ve sermayenin serbest dolaşımı hedefiyle, her iki tarafın ekonomik şartlarını dikkate alan, haksız rekabeti engelleyecek ve tam entegrasyon sürecine girmeden, ekonomik deregasyonları da gözetecek,  ekonomik adımlar, siyasi ve toplumsal histerilerden uzak ele alınmalıdır. İki tarafın yönetim mekanizmalarının, sivil toplumunun,  içinde yer alacağı, AB ile BM’ nin şemsiyesi altındaki ortak kurullarla, bunların geliştirilmesi yapılmalıdır.

Ayni zamanda AB Mali Yardım Tüzüğü; Birleşik Federal Kıbrıs’ın eşit siyasi ortağı olacak kuzeyin, idari, yönetsel ve ekonomik yapısı ile sağlık, eğitim ve sosyal alanlarını, AB kriterlerine yükseltecek UYUM çalışmalarını hedefleyen bir amaç için geliştirilmelidir.

 Krize karşı konum elde etmek için, kaynakları doğru kullanmaya dönük katkı da yaratacak olan, karşılıklı Askeri Güç İndirimi, silahlanma, savunma bütçelerini azaltmaya dönük adımlar ele alınmalıdır.

                                 d. Kıbrıslı Türkler, Birleşik Federal Kıbrıs’ın siyasi eşit tarafı olacakları için, bu temelde,    Avrupa Parlamentosunda temsil ele alınmalıdır. Bu adım, ayni zamanda Birleşik Federal Kıbrıs hedefine ulaşmak için iki tarafın statükocularının siyasi manevra alanını daraltacaktır.  

                               e.Türkiye limanlarını açmalı, 1960 Ankara Antlaşmasını yürürlüğe koymalıdır

                                f.Güney; AB görüşme sürecinde, Türkiye üzerine şekillendirdiği, başta enerji olmak üzere Başlıklardaki blokajlardan vazgeçmeli ve Türkiye’nin AB süreci, Kıbrıs barikatı ile kesilmemelidir. Türkiye, güneye dönük uyguladığı diğer ekonomik ve siyasi blokajları da durdurmalıdır.

                                  g. Kuzeydeki Ortodoks Kiliselerinin ve dini yerlerin yönetimi, sevk ve her tür düzenlenmesi , Kıbrıs Kilisesine;  Güneydeki  Camilerin ve İslami yerlerin yönetimi, sevk ve her tür düzenlenmesi  de Evkaf ve Din İşlerine verilmeli..

                                   h. Kuzey ve Güney arasındaki geçişler, elektronik imkanlarla denetlenmeli ve siyasi, idari kısıtlamalar kaldırılmalı. Her iki tarafta, Muhaceret ve Polis Teşkilatları, BM denetiminde ve AB gözetiminde,  antlaşmaya kadar, daha ileri, ortak çalışmalara girmelidir. Avrupa’ da, ekonomik entegrasyonun ve dünyada da globalizmin geliştiği bu çağda, KIBRIS’IN  içindeki, “sınır” kapılarındaki, “Gümrükçü” maskaralığına, Yeşil Hat Tüzüğünün genişletilmesi ile son verilmelidir.

Her iki tarafın liderliklerinin,  Ocak zirvesi için çözüme zemin sağlamaya  değil, kopuş olayını düşündükleri ve umdukları açıktır. Yani, kendi statükolarını korumak  amacı için bunu bekledikleri  meydandadır.  Çözüm ve Birleşik Federal Kıbrıs temelini ilerletmek ve bu zemini güçlendirmek için,  çıkmaz ve kopuş yaratma niyetlerine  dönük, en önemli alternatif, Çerçeve Antlaşmasıdır.  Bu, Federal Çözüm’e ulaşmak için önemlidir.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 3597 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler