1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. ZEHİRLENMİŞ BİR DÜNYAYA KARŞI
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

Yazarın Tüm Yazıları >

ZEHİRLENMİŞ BİR DÜNYAYA KARŞI

A+A-

Hayal ettiğin ile elde ettiğin arasındaki mesafede acı çekersin. Bu hayale sabitlendiğin onun kölesi olduğun için de böyledir biraz. Kendi kurduğun hayal seni ezmeye başlar. Yakın sanırsın hep arzu odağını. Öylesine canlıdır ki sen onu düşlerken, uzansan tutacak gibisindir. Öylesine kafana takmışsındır ki onu, yanlışlarını göremeyeceğin bir tünele sokar seni. Hayalinin gerçekleşmemesi derin bir mutsuzluk kaynağına dönüşür. Oysa önemli olan hayalin kendisi ya da nesnesinden çok onu kurduran ihtiyaçtır. O sevgiliden çok sevgi ve yücelik arayışıdır belki de önemli olan. Belki de gerçek büyü, gerçek mucize senin içindedir. O sevgilinin başındaki hale senin elindedir. Belki hayatına geldiğini sandığın mucize de, onda bulduğun güzellik de senin derinlerinde gizlidir. Belki de ulaşmak istediğin yer, sahip olmak istediğin şeyden çok bir tatlı huzur, bir zafer, bir cesaret ödülüdür aradığın. Bu dünyada bir iz bırakmak, daha güzel bir hayat için katkıda bulunmaktan daha büyük bir mutluluk olabilir mi?


Dünya tuzaklarla doluyken ve ölüm varken çok daha keyifli yaşanabilecek bir hayatı kendimize zehir ederiz çoğu zaman. Hayıflanmaya odaklarınız ve yaşadığımız güzelliklerin değerini azaltırız.
Geçip giden her gün nasıl da değerlidir oysa. Ölümler, hastalıklar bunu düşündürür bana hep. Dünyanın son hallerine bakmak ne kadar hüzün ve acı veriyorsa neşeye de bir çağrı yapıyor aynı oranda. Olan biten, hayatlarını yitirenler, hayatları kararanlar için bu kadar üzülmemizin nedeni her şeye rağmen yaşamayı çok değerli bulmamızdır.  Mutsuz ve karamsar insanlar bu dünyanın çok da yaşanılır olduğunu düşünmedikleri için ölüm karşısında da kayıtsız kalırlar. Mutluluğun değerini bilenler daha çok anlarlar başkalarının mutsuzluğunu.
Zulme karşı en etkin mücadele yöntemi kahkahadır; keyiflerle dolu hayatları savunmaktır. Bunu sadece kendi için isteyenlerden söz etmiyorum. Dünyanın böylesi bir yer olmasını özlüyor olmaktır önemli olan.
Bütün bu olup biteni ciddiye almıyor değilim; tam tersine kaygılıyım… Hem de çok derinden. Her gün yeni bir üzüntü, yeni bir keder kaynağı çıkıyor karşımıza. Bir yandan da bu duygularda ortaklaştığımız insanların hiç de azımsanacak düzeyde olmadığını, dünyada bir yas kardeşliği bulunduğunu görüyoruz ama.
Bizim gibi düşünen bütün bu insanlarla bir araya gelebiliriz bir şeyleri değiştirmek için. Zulüm ve onun görüntüleri bizi feci halde sersemletmiş, içimizi öfke ve isyanla doldurmuş olabilir. Bunu bir karşı şiddete dönüştürmemiz zulme yarayacaktır ancak.


Hayatın içindeki sonsuz ayrıntılar ve kafa karışıklıkları, başkalarından gelen düş kırıklıkları çoğu kez bizim onları neye tercüme ettiğimize göre biçim alırlar. Dünyadaki bilgi birikimi muhteşem bir şeydir aslında. Yaratıcı düşüncenin ise sınırı yoktur. Kötülerin şeytani, merhametsiz zekâsına karşı, iyiliğin zekâsını öne çıkarabiliriz.
Bugün olup biten her kötülüğün tohumu yıllar öncesinden atılmıştı aslında. Savaş ve çatışma kültürünün egemen olduğu kuşakların Devletlerin İdeolojik Aygıtları ile şekillendirildiği bir dünyayla karşı karşıyayız. Bilgisayarlarında savaş oyunları oynayan, öldürdükçe puan kazanan çocuklar artık büyüdüler. Okullarında, birlikte yaşadıkları farklı etnik gruptan insanlardan nefret etmeleri öğrenilen çocuklar da büyüdüler. Bu zehir dünyanın bünyesine çok uzun zamandır enjekte edilmekte.


Şimdi bu çocuklar bir düşmana saldırıyorlar puan kazanmak için. Kötülük tahayyülleri ile kendilerinden geçip orgazm oluyorlar.  


Bir yanda da bunca kargaşa arasında nasılsa var olabilmiş güzel çocuklar var. Onların da kafaları karışık…  Bilgi kirliliği içinde bocalıyorlar. Kötülük karşısında isyan ederken kendi barışçıl mücadele araçlarını devreye sokuyorlar ama bombaların bir anda bunları yok edebileceğinin de farkındalar.
Önemli olan birbirimize sarılmamız. Yepyeni bir kültür, yepyeni bir dünya için kolları sıvamamız. Çok acil çözüm bekleyen sayısız meselesi var dünyanın ama yoksullara yemek dağıtarak yoksulluğu yenemeyiz. Ortada bir sistem sorunu var. Bunu hiç ummadığımız kişiler bile itiraf ediyor artık.
Başarabiliriz. Tut ki varamadık İthake’ye.  Bu ulvi  yolculuğun muhteşem deneyimlerini yaşamaya değer yine de…

Bu yazı toplam 1718 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar