1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Yüzme bilmeyenler boğulacak
Yüzme bilmeyenler boğulacak

Yüzme bilmeyenler boğulacak

EKONOMİ SOHBETLERİ: HÜRREM TULGA

A+A-

 

 

EKONOMİ SOHBETLERİ

 

         Ekonomi Sohbetleri’nde bu hafta Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası Başkanı Hürrem Tulga ile çıraklık eğitimi ve Oda’ya bağlı iş kollarının sorunlarını ele aldık... Tulga ile çizdiğimiz genel çerçevenin, farklı iş kollarında hizmet veren iş insanları ile ilgili yapacağım röportajlara ışık tutacağını düşünüyorum. 1993 yılında Meclis’ten geçen bir yasa ile kurulan Oda, kurumsallaşma adına her geçen gün yeni projelere imza atıyor...Oda’ya ait Sanayi Sitesi içinde Çıraklık ve Yetişkin Eğitim Merkezi bulunuyor. KTEZO Yardımlaşma ve Teminat Kooperatifi de kısa bir süre önce kurulmuş bulunuyor.

 

Yüzme bilmeyenler boğulacak

 

Dilek ÖNCÜL

 

·        Yenidüzen: Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?

·        Hürrem Tulga: Esnafların mesleki sorunlarına büyük ölçüde çözüm aradığı ve toplandığı bir kuruluştur. Meclis’ten 1993 yılında geçen bir yasası vardır. Son zamanlarda görmezlikten gelenlerin olduğunu düşünürsek de Meclis’ten geçen özel bir yasaya sahip olduğunu belirtmem gerekecek. Kurumsallaşmasını tamamlamış bir örgüttür; okulundan lokaline, bankasına kadar bütün mesleki birlikleriyle sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyor. İki yılda bir genel kurulumuz olur, tüm ilçelerin katılımıyla 50 kişilik oda meclisi belirlenir yani federatif de bir yapısı vardır. Oda meclisi de başkan ve yönetim kurulunu belirler.

 

“ODAMIZDA 22 MESLEK KOLU ÖRGÜTLÜ”

 

·        YD: Oda’ya bağlı meslek dalları neler?

·        Tugla: Tüm meslek dallarının hatta turizmin örgütlü olduğu bir yer. Aslında Esnaf Zanaatkar demek yerine şöyle de söyleyebiliriz, Mikro-Küçük-Orta Boy İşletmeleri’nin toparlandığı bir yerdir. Dolayısıyla tüm mesleki alanları bünyesinde taşıyor; toptancılar, ithalatçılar dışında herkesi kapsayacak yasal bir çerçevesi var. Şu anda 22 meslek kolu örgütlenmiş durumdadır. Ve arkası da gelecek, yeni katılımlar olacak yakın bir zamanda. Tabii mesleki örgütlenmeleri dışında bir de ilçeler olarak örgütlenmiş durumdayız.

 

·        YD: Kayıt dışılığın büyük bir sorun olduğu dile getiriliyor...

·        Tulga: Kayıt dışılık biliyor musunuz genellikle düz olarak anlaşılır, yani kaçak işçiler olarak algılanır, bir de çalışma izinsiz hiçbir yere kayıt olmayan insan olarak yorumlanır. Kayıt dışılık çok daha geniştir. Bir şirketin kuruluşunda bile kayıt dışılık vardır bu ülkede. Düşünün pek çok şirketler kurulur ama bu şirketlerin hiçbiri de sermayeyi bu ülkeye getirmez. Yani yükümlü olduğu sermayeyi göstermez. Yoktur öyle bir sermaye. Yabancı sermayeli bir şirketin kurulabilmesi için Bakanlar Kurulu’nun aldığı bir kararla 100 bin dolar yatırmak lazım ilgili bankaya. Şirket tam kurulurken bir tefeciden, herhangi birinden borçlanarak veya muhasip yoluyla o para bankaya gösterilir kuruluş aşamasında, kurulduğu anda da şirket, para hemen çekilir. Bu nasıl bir kayıt dışılığa neden olur; önüne gelen bu işleri yapmaya başlar. Mesleki eğitimi öldürür, ülke vatandaşını öldürür,bu işi  yapması gereken ehli insanları dışlar. Ya da diğer nokta, siz herhangi bir firmaya bağlı olarak çalışıyorsunuz ama onun dışında da işler yapıyorsunuz. Düzenleme yok bu ülkede, mesai diye bir kavram yok. 4’ten sonra başka yerdesiniz, Cumartesi Pazar başka yerdesiniz. Kendi adınıza işler yaparsınız. Bu şu anda ülkeyi kasıp kavuruyor. Kalite noktası, standart yok, herkes her işi yapıyor. Sigorta, işçi, elektrik ödemek zorunda olmadığı için. ek maliyeti olmadığı için de fiyatı düşürebiliyor.

 

“TAM BİR İTHAL ÜLKESİ DURUMUNA GELDİK”

 

·        YD: Ara eleman konusunda sıkıntı olduğu belirtiliyor..

·        Tulga:Ara eleman-teknik eleman... Bu ülkedeki en büyük sorun katma değer üretimin olmamasıdır. Siz al-sat yaptığınızda bir katma değer oluşmaz. Çünkü onu satın alacak bir alım gücü gerekiyor. Alım gücü oluşması da hizmet üretimine bağlıdır, emtia üretimine bağlıdır. Sizin gelişmişliğinizi o gösterir. Biz bunları hep unuttuk çünkü birileri hazır olarak verdi bize ve zannedildi ki o bir güçtür. Onun bir güç olmadığı şimdi çıktı ortaya. Katma değer üretiminde en önemli güç insandır. Nasıl üretim yapacaksınız; eğitime, bilgiye dayalı olarak, insana bağlı olarak yapacaksınız. Bu yıllar yılı ihmal edildi. Bu gündeme getirilir gibi oldu ama ciddi olmadı, rafa kaldırıldı, sonuç olarak bu politika oluşmadı. Dolayısıyla üretim de bu ülkede geriledikçe geriledi. Tam bir ithal ülkesi durumuna geldik. Yapılması gereken insana bağlı olarak üretimi artırmak, toplumun üretime katılımını sağlayarak da katma değer üretiminin bu ülkede yerleşmesini sağlamak. Şimdi bu yeterince olmadığından dolayı hem emtiayı hem de işçiyi ithal ediyorsunuz. Her iki yolla da siz bu ülkedeki bütün kaynakları ülke dışına atıyorsunuz. Bu ülkede çıkışın yolu toplumu üretime katmaktır. Bu noktada en önemli husus eğitimdir. Hele standartların tartışıldığı, haksız rekabetin tartışıldığı bu Dünya’da, en önemli konu eğitimdir. Bunu yapamazsanız emtiyaya bağlı kalacaksınız, dışardan gelen işçiye bağlı kalacaksınız, bugün olduğu gibi, ve sürekli yoksullaşmaya devam edeceksiniz.

 

“KALİFİYE ELEMAN YETİŞTİRME NOKTASINDA ÇIRAKLIK OKULU’NU HAYATA GEÇİRDİK”

 

·        YD: Sizin ara eleman-teknik eleman yetiştirme konusunda bir çabanız var. Neler yapıyorsunuz?

·        Tulga: 2005 yılından bu yana sertifikalandırma çalışması yapılıyordu Oda üzerinden. Ehliyete dayalı iş yerleri açılmazsa her önüne gelenin iş yeri açtığı bir ortamda mesleki eğitimin hiçbir anlamı olamazdı, olmayacaktı. Önce sertifikalandırma sürecine girdik arkasından da oluşturduğumuz okulumuzla o işleri yapabilecek, hizmet üretimini, emtia üretimini yapabilecek kalifiye eleman yetiştirme noktasında Çıraklık Okulu’nu hayata geçirdik. Bu Eğitim Bakanlığı ile bir protokol çerçevesinde ve Avrupa Birliği’nin projeye verdiği destekle hayata geçti. Hemen hemen bütün iş kollarında başladı eğitim. Eksikliklerine rağmen büyük bir başarı ile sürüyor. Şu anda öğrenci sayımız 550’ye ulaştı. Tabii bu insanların geleceklerinin olabilmesi için sertifika sistemini denetlemek de gerekiyor, önüne gelenin iş yapmasını engellemek gerekiyor. Tabii yasalarda da boşluklar var. Onları gidermeye yönelik açılımlar yapılmalı. Biz yasamızı günün ihtiyaçlarına göre yeniden tadil ettik. Oda’nın hazırladığı değişiklik önerileri Ekonomi Bakanlığı’nda incelendi,  Bakanlar Kurulu’na gitmesi için şu anda Ekonomi Bakanı’nın onayını bekliyor.

 

·        YD: Hükümetten beklentileriniz...

·        Tulga: Bir kere küçük-orta boy işletmelerin bu acımasız rekabet koşullarında bir hükümete ve devlete ihtiyacı var. Aksi taktirde bu acımasız rekabet koşulları içerisinde tutunabilmelerine imkan yoktur. Ama böyle bakıldığında nerde bu devlet, nerde bu hükümet diye sorarsınız. Düşünün ki şu anki Milli Eğitim Bakanı gelip okulumuzu ziyaret etmemiştir. Yani bu ülkede en önemli sorunun kayıt dışılık ve  işsizlik olduğu söylenir. Bu sorunu çözmek üzere çalışan bir kurum ziyaret edilmezse anlayın artık ne kadar ilgiliyiz yapılan işlere..

 

·        YD: Fuar alanında 1. İş Bulma Fırsat Günleri gerçekleştiriliyor...Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

·        Tulga: İş Bulma Kurumu yokmuş gibi iş arayanlar orda iş bulacakmış. Biz Oda olarak çıraklık eğitimi çerçevesinde 550 istihdam yaptık. Söylenecek bir şey yok...Her sene 2500 civarı öğrenci meslek liselerinde okur. Bu çocuklar mezun olduğunda çok büyük bir çoğunluğu üniversiteye gidiyor. Döndüklerinde sektöre girip uyum sağlayamıyorlar. Sektörün içinden gelmedikleri, teorik ağırlıklı öğrendikleri için, teknoloji sürekli değiştiği için olumsuzluk yaşıyorlar. Ama bizim çıraklık sistemi içerisinde yetiştirdiğimiz çocuklar daha okulun birinci gününden iş yerine gitmeye başlıyor. Mezun oldukları zaman burdaki teorik eğitimlerin yanında zaten o iş yerinin standardı üzerinden de eğitildikleri için o işletmenin standardında biri olurlar. Biz bu çocukların burda kökleşmesini sağlıyoruz, yurtdışına gitmesini engelliyoruz. Sosyal rehabilitasyon yanı var bir de. Bu çocukların sokakta olduğunu düşünün. Son zamanlarda yaşanılan tartışmalar var ya, o noktada odanın üstlendiği rolü düşünün... Bu çocuklar çalıştıkları yerlerde iletişimi de öğreniyorlar, sosyalleşiyorlar, topluma entegre oluyorlar. Bir kimlik kazanıyorlar. Bu çocuklar genellikle öğrenimlerini yarıda bırakmış çocuklar ve Devlet sisteminin onlara göstereceği bir alternatif yok.

 

·        YD: Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

·        Tulga: Ekonomi Bakanı’nın hakkını yemek istemem. Yanlış veya doğru Ekonomi Bakanlığı’nda bir strateji girişimi var, bir strateji oluşturma çabası var. Bu çerçevede KOBİGEM oluştu. Ancak bu, hükümet politikası olamıyor. Hala daha hükümet insanlara sağladığı küçücük ayrıcalıkla, rantla ayakta durmaya çalışıyor. Bu çabalar hükümete, Bakanlar Kurulu’na, bürokrasiye, kurumlara yansımıyor.

 


 

 

“Bu yeni politikada Mikro-Küçük-Orta Boy İşletmelere ilişkin nerdeyse hiçbir şey yok”

 

·        YD: Alınan mali tedbirler ve uygulanan protokol sizce yerinde mi?

·        Tulga: Bu ülkede yeni bir ekonomi politikası var. Siyaset de ekonomi de yeniden oluşmuştur bu ülkede ve hayata geçirilmeye çalışılıyor. Bu noktada esnafın durumu, ülkenin yeniden yapılandırılması sürecinde, giderek daha da sıkıntılı oldu. Nedir bu politika tabii... Bu yeni politikada Mikro-Küçük-Orta Boy İşletmelere ilişkin nerdeyse hiçbir şey yok. Siz kendi becerinizle ayakta kalabilirseniz kalırsınız. Bu politikanın Dünyada ve Türkiye’de karşılığı var. Bildik bir politikadır bu; neo-liberal ya da vahşi kapitalizm olarak tarif edilir. Özal, “biz kapalı bir ekonomi olarak yaşadık yıllarca, dolayısıyla Dünya’ya ayak uydurabilmek için okyanuslara açılmak durumundayız. Yüzme bilmeyenler de boğulacak, başka çaremiz yok” demişti Sarayotel’in balkonunda yaptığı konuşmada. Bu bize aslında bugün yine söyleniyor. Protokollerin özü bu zaten ama açıkça da söyleniyor artık; gelişme ancak birileri giderse, yok olursa, iflas ederse olur. Bu ekonomi-politikaya uygun olarak da seni destekleyebilecek, seni geliştirebilecek, senin mesleki gelişimini öngörecek bir yaklaşım da yok. Sadece söylenilen, ekonominin yeni kuralları vardır tutunabilirseniz tutunursunuz. İşte krediler, yaparız, ederiz diye -cek, -caklı çok şey var ama aslında bunların hiçbiri yok. Turizmde bunu yaşadık. Turist sayısında artış var. Peki ama sokakta yürüyen turist sayısında artış var mı, göremiyorsunuz bile. Artış var ama bu topluma yansımıyor. Giderek tekelleşme var ve ekonomi daha güçlü kesimlerin eline geçiyor, küçükler daha çok mağdur oluyor. Özelleştirmeye bağlı olarak da bu ülke yurttaşının işletmelerinin artık pek çok işi yapamayacağı şeklinde bir yaklaşım da oluşmaya başladı.

 


bir cümleyle

 

 

Ekonomi: Adalet

Para: Araç

Borsa: Hayal

Döviz: Tehdit

Hükümet: Olmayan bir şey

Özelleştirme: Ranttan başka bir şey yok

Sanayi Odası: Kurum

Medya: Nerdeyse her şey...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 642 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler