1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Yükseköğretim ve Turizm Politikaları
Yükseköğretim ve Turizm Politikaları

Yükseköğretim ve Turizm Politikaları

Geçmiş bayramınız kutlu olsun. Bayramda hotellerdeki doluluk, eğlenceler ve üniversitelerde boş kalan kontenjanlar ağırlıklı olarak önplana çıkan konular oldu. Bir başka deyişle turizm ve üniversiteler. Yanı sıra ironik bir gerçeklik, bir kez daha med

A+A-

 

 

Geçmiş bayramınız kutlu olsun.

Bayramda hotellerdeki doluluk, eğlenceler ve üniversitelerde boş kalan kontenjanlar ağırlıklı olarak önplana çıkan konular oldu. Bir başka deyişle turizm ve üniversiteler.

Yanı sıra ironik bir gerçeklik, bir kez daha medya aracılığıyla gözler önüne serildi. Buna değinmeden geçemiyeceğim...

Neydi bu bayram?

Ramazan bayramı; yani dini bayram.

Bir yandan akraba, komşu, mezarlık ziyaretleri, öte yandan kumarhaneler bayram boyunca makine başında yeyip içip üç tane çileği, kirazı yan yana getirmek için cebindeki parayı harcayan insanlarla dolup taştı.

AK Parti’ye nispet Türkiye sermayesi burjuvazisine dini bayramını Kuzey Kıbrıs’ta böyle kutlattı.

Belki uyum, belki yozlaşma denecek... Bu gerçekliğin dini yönünden yorumlanmasını AKP’lilere ve buradaki külliyecilere bırakıyorum.

Sorum şu; “Biz buna turizm mi?” diyeceğiz. Eğer turizm bu ise “Ülkeye katkısı nedir?”

Milyon dolarlar döndü kumar masalarında, bunun ülke ekonomisine katkısı oldu mu?

Turizm gelirleri halka, köylüye, kentliye, esnafa, çarşıya ne kadar yansıdı?

Lefkoşa’daki esnaf, Kaleburnu’ndaki bakkal turizmden payını alabildi mi?

Hoteller kumar oynayanlarla doldukca, turizmin iyiye gittiği anlamı mı çıkar?

Malta’ya bakalım! Büyük bir kısmı kayalık bir ülke. Bizde “babutsa” denen dikeninciri bolca yetişiyor. Ne yaptılar? Babutsadan likör yaptılar içine biraz da bal katıp dünyaya satıyorlar.

Başka ne yaptılar? Kadınların geleneksel “çivi işi” dantelleri, el örgüsü yün kazakları üretilip satılıyor. Bununla birlikte şarap, şövalye bibloları, gozo peyniri, güneşte kurutulmuş domates, gabbar (kapari) çiçeği, Gozo ketçabı, Kinnie üretip turistlere satıyorlar. Üniversiteleri, İngilizin dilini, İngilizden daha ucuz olarak dünyaya satarak para kazanıyorlar. Turizm gelirleri halka yansıyor; sermaye de kazanıyor, esnaf da...

Ülkemizde kadınlarımızın geleneksel olarak ördüğü Lefkara, ipek böceği işi, alıç reçeli, karpuz, ceviz, bergamut macunu; Mehmetcik’in üzümü, sucuğu, köfteri, zivaniyası,  Yeşilırmak’ın çileği, Hisarköy’ün orkidesi, Tepebaşı’nın Medoş lalesi ve daha nice değerler...

Kaleburnu köyündeki 3200 yıllık eşine az rastlanır tarihi eserler, Kral Tepesi...

Dipkarpaz’daki doğal yaşam; eşekler, endemik bitkiler...

Turizme katılılabilecek nice değerlerdir.

Siz hiç gördünüz mü? Medoş lalesinin, karpaz eşeklerinin biblolarını...

Avusturalya kanguru imgesinden milyon dolar kazanıyor, Malta babutsadan, gabbardan...

Bizde ise kumarhaneler kazanıyor.

Devlete vergi veriyorlar fakat hükümet o vergileri ne yapıyor? Makam arabası almada, yurt dışı ziyaretlerinde ve diğer harcamalarda kullanıyor. Halka yansıması oldukca az.

Bu dönüşümlerin olabilmesi için tek tek proje yapılması gerekmektedir. Ne ki hakim siyasi anlayışla, tutarsız politikalarla bu pek de olası görülmemektedir.

Merkeze üniversiteleri alarak yeni açılımlar, bakış açıları ortaya koymak; politikalar üretmek gerekmektedir.   

Üniversiteler neden tellerle çavrili büyük kampüs alanları içinde tutuluyor da topluma; köylere, kentlere açılmıyor.Binlerce dönüm arazilerin üniversitelere verilmesini demek istemiyorum. Uygun bölümlerin veya birimlerin köylerde açılmasını söylüyorum. Örneğin Kaleburnu’na arkoloji bölümü açılabilir. Devlet teşvikleriyle bölgeye tarihi olayların canlandırıldığı açık hava müzeleri, köydeki tarihi binalar restore edilerek kafe, bar, dinlence yerleri, turist ya da öğrenci evleri olarak kullanılabilir. Turizmle ilgili bölümler Kumyalı’ya, denizcilikle ilgili olanlar Erenköy’e açılabilir. Hatta hazırlık okullları kolejler, misafirhaneler, lojmanlar, kurs yerleri de farklı farklı köylerde açılabilir.

Örneğin Geçitkale’ye hazırlık okulunun açılması bölge insanının sosyal, kültürel, ekonomik yönden kalkınmasını sağlayacaktır. Benzer şekilde Konetra, Büyükkonuk, Değirmenlik, Balıkesir, Hisarköy, Dilekkaya, Dikmen... gibi yerlere de uygun bölümler açılabilir. Bu bölgelerdeki ev ve yiyecek fiyatlarının nisbeten daha ucuz olacağından öğrenci tercihlerini de olumlu etkileyecektir.  

Üniversiteler kampüs tellerinin dışına çıkarak toplumla kucaklaşmalıdır. Üniversitelerin elinin deydiği yerlerde kültür, sanat, ekonomik, toplumsal yaşam canlanmaktadır. Bu yapı ve anlayış gelişme için gerekli olan dinamik ortamların da yaratılmasına olanak sağlamaktadır.

Gündelik sorunlardan öte makro düzeyde yükseköğrenim ve turizm politikaları tutarlı, uyumlu ve halkçı bir anlayışla yeniden üretilmelidir. Bugün gerek yükseköğretimde, gerekse turizm de yaşanan sorunların ana nedenlerinden biri de makro düzeyde uyumlu ve tutarlı politikaların üretilmemesidir.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 772 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler