1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Yukarı Tükürsen Ersin, Aşağı Tükürsen Egemen!
Yukarı Tükürsen Ersin, Aşağı Tükürsen Egemen!

Yukarı Tükürsen Ersin, Aşağı Tükürsen Egemen!

Feminist Atolye: Gün geçmiyor ki, erkek egemenliğinin bereketsiz topraklarında yeşeren ve androjen hormonu fazla kaçmış siyasetçiler, ayrımcı ve fetihçi demeçlerini üzerimize boca etmesin!

A+A-

 

Feminist Atolye (FEMA)

info@feministatolye.org

 

 

 

 

Gün geçmiyor ki, erkek egemenliğinin bereketsiz topraklarında yeşeren ve androjen hormonu fazla kaçmış siyasetçiler, ayrımcı ve fetihçi demeçlerini üzerimize boca etmesin! “Yukarı tükürsen Ersin Tatar, aşağı tükürsen Egemen Bağış” tadındaki şoven ve ırkçı bu demeçler, düzenli olarak “Kıbrıslı-Türkiyeli ayrımını” kışkırtmakta, Kıbrıslıtürklerin varlığını ve adanın kaderi üzerindeki siyasi iradesini yok saymakta, milliyetçilik ve kabadayılıktan mütevellit fotosentezlerini “siyasi tez” kılığına sokarak bize yutturmaya çalışmaktadırlar.

Maliye Bakanı Ersin Tatar, Hürriyet Gazetesine verdiği demeç ile “Kıbrıslı-Türkiyeli” ayrımcılığı yapan şoven bir dil kullanmış; temizlik işlerini “kadın görevi” olarak kabul eden bir maço olduğunu cümle âleme beyan etmiştir.  AKP’nin ampulü ile gözleri körleşen Tatar, Ankara patentli neoliberal politikaları uygulamaya koyan UBP hükümetinin bir parçası olarak, çalışanların kazanılmış haklarını budayan ve kuzey Kıbrıs’ta yaşayan tüm insanların yoksullaşmasını sağlayan siyasetlerin mimarlarından biri olduğunu gizlemek istercesine “Kıbrıslı kadınlar oturuyor, Türkiyeli kadınlar ev temizliyor” demiştir. Bu cümleler ile “Kıbrıslılar zengin”, “Kıbrıslılar tembel” önyargısını kışkırtma amacı güden Tatar, temizlik ve bakım hizmetlerini kadın görevi olarak normalleştiren sistemi eleştirmeksizin, “kadının kadını sömürdüğünü” ima eden kabadayı bir üslup benimsemiştir. Kıbrıs’ta yaşayan tüm kadınların, etnik kökenleri fark etmeksizin, aile ve ev içinde harcadıkları emek dolayısıyla birer emekçi olduğunu Sayın Tatar’a hatırlatırken, kendisinin gururla savunuculuğunu yaptığı eril zihniyet dolayısıyla hem Türkiyeli hem de Kıbrıslı kadınların ezilmeye ve sömürülmeye devam ettiğini söylemek isteriz. Sayın Tatar’ın fotosentez kıvamındaki ayrımcı demeçleri ile Kıbrıslı ve Türkiyeli kadınlar arasına nifak sokamayacağını bilmesini isteriz. Feministler olarak Türkiyeli, Kıbrıslıtürk, Kıbrıslırum, Maronit, Ermeni, Moldov ve bu adada yaşayan tüm kadınlarla dayanışmaya devam edeceğimizi beyan ederken, Sayın Tatar’ı da Kıbrıs’taki tüm kadınlardan özür dilemeye ve kadınların sorunlarının çözümü için bir an önce at gözlüklerinden kurtulmaya davet ederiz.

Bu minvalde, Sayın Egemen Bağış’ın da

“KKTC, TC’ye bağlanabilir” yönündeki demecinin,  hiçbir uluslar arası hukuk kaidesine uymayan bir laf salatasından başka bir anlam ifade etmediğini;  Kıbrıs’ın geleceği hakkında söz sahibi olanların, Osmanlı imitasyonu fetihçi AKP’nin değil, bu adayı yurt bilen tüm insanlar olduğunu bilmesini isteriz. Yıllardır Kıbrıs’ın birleşmesi ve Akdeniz’de bir barış adası haline gelmesi için emek koyanları “Rum Sempatizanı” olarak ötekileştiren ve düşmanlaştıran Egemen Bağış unutmamalıdır ki, bu demeci ile kendisinin Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak isteyen Makarios’tan bir farkı kalmamıştır. Kıbrıs’ı Türkiye’ye bağlamak üzerinden yapılan erkek egemen tehditlere ve düellolara bizlerin karnı toktur. Kıbrıs’ta yaşayan bizlerin adil ve kalıcı bir çözüm için fotosenteze değil, adada yaşayan tüm halkların federal bir sentezine ihtiyacı vardır.

 

 


ÜNVERDİ'YE AÇIK MEKTUP

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi’nin, “Kadın Çalışmaları Dairesi”nin artık aktif hale geldiğini açıklamasına 19 örgütten tepki geldi.

 

Örgütler, Ünverdi’ye gönderdiği mektupta, “bir kadın bakan” olarak şimdi lütfen bize açıklayın: Kadının geleneksel rolünü pekiştiren, kadını “eş ve anne” olma kalıpları dışına çıkarmayan ve eşitsizliğin devamına göz yuman bu düzenlemeyi nasıl kabul edebiliyorsunuz?” diye sordu.

 

İŞTE ŞERİFE ÜNVERDİ’YE AÇIK MEKTUP

 

 Sayın Şerife Ünverdi,

Günümüz ihtiyaçlarını karşılamaktan, eşitlikten, katılımdan ve sonuç almaktan uzak Kadın Çalışmaları Dairesi’ni açma girişiminizi hayret ve esefle izliyoruz. Hatırlamıyorsunuz ama bu Yasa daha onaylandığı gün, çalışamayacağı anlaşıldığı için işlevselleştirilmemişti.

 

Bizler, kadın örgütleri, dernekler, sendikalar, siyasi partiler, üniversiteler olarak eşitliği sağlayacak ve daim kılacak, çağdaş ve geleceğe taşınabilir yasa ve kurum önerileri hazırladık; devletin her kademesine sunduk.

 

Meclisteki rafları dolduran önerilerimizi görmezden geldiniz. Bizi ve çalışmalarımızın tümünü dışladınız. Oysa toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden bilfiil etkilenen bizleriz. Neye ihtiyacımız olduğunu biz biliyoruz; ama siz, tepeden ve dayatmacı bir anlayışla devam ettiniz.  Bu yasanın toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldıran ne yeterliliği ne de yetkisi vardır.

 

Biz, önce kadınlar, sonra cinsiyet eşitsizliğinden bilfiil etkilenenler ve eşitsizliği umursayanlar olarak bu daireye inanmıyoruz. On yıl önce yasası geçen bu daire, günümüz ihtiyaçlarına cevap vermekten uzaktır.

 

- Bu daire ancak partizanca istihdam yapar

- Yeni partili müdürler atayıp müşavir sayısını artırmaya yarar

- Siyasi ve kamu işlerindeki hantallığı artırır

- Kadına karşı şiddeti daha da görünmez kılar

- Sığınma evi ihtiyacını erteler

- Eşit işe eşit ücret talebini hasıraltı eder

- AB  uyum çalışmalarını kesintiye uğratır

- Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne aykırı kalmayı devam ettirir

- Kadın düşmanı yasaların üstünü örter

- Ceza yasasının ucube yapısını korumaya devam eder

- Risk altındaki çocuklar ve kadınlarla ilgili sorunların devamlılığını garantiler

- Eğitim sistemindeki ataerkil zihniyeti pekiştirir

- Ücretsiz bakım hizmetleri ile ilgili yapılması gereken düzenlemeleri geri plana iter

- Gece kulüplerine, kadınların istismarına, mal gibi alınıp satılmalarına göz yumar.

 

İçinde yaşadığınız eşitsizliğin farkında olmayan “bir kadın bakan” olarak şimdi lütfen bize açıklayın: Kadının geleneksel rolünü pekiştiren, kadını “eş ve anne” olma kalıpları dışına çıkarmayan ve eşitsizliğin devamına göz yuman bu düzenlemeyi nasıl kabul edebiliyorsunuz?

 

Unutmayın ki, toplumsal cinsiyet eşitliği ve adaleti, bu alanda çalışma yapan örgütler dışlanarak sağlanamaz. Bu ülkede, 2007’den beri gerçek ihtiyaca cevap verecek “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Mekanizması”nın kurulması için gerekli öneri ve çalışmaları hep birlikte gerçekleştirdik. Türkiye’de, Güney Kıbrıs’ta ve dünyanın birçok yerinde uygulanan, AB direktifleri ve BM raporlarıyla işlevselliği vurgulanan bu mekanizmayı kurmak yerine, hiç kabul görmemiş Kadın Çalışmaları Dairesi’ni yürürlüğe sokarak yanlış bir adım attığınıza inanıyoruz. Sizi gerçek toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak ve ihtiyaca cevap verecek bir Mekanizma kurmaya davet ediyor; bizlerin desteğini ancak böyle bir adım atarak alabileceğinizin altını çiziyoruz.

 

1.    Akova Kadınlar Derneği

2.    BASIN-SEN

3.    ÇAĞ-SEN

4.    Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu

5.    Esnaf ve Zanaatkârlar Birliği

6.    Feminist Atölye

7.    Fikrin ve Hukukun Üstünlüğü Hareketi

8.    Kuir Kıbrıs Derneği (Homofobiye Karşı İnisiyatif)

9.    Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası

10. Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği

11. Kıbrıslı Türk İnsan Hakları Vakfı

12. Kıbrıs Türk Kadın Dayanışma Konseyi

13. Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası

14. Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası

15. Sınırı Aşan Eller

16. Sosyal Riskleri Önleme Vakfı

17. Yurtsever Kadınlar Birliği

18. CTP-BG Kadın Örgütü

19. TDP Kadın Örgütü

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 745 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler