1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3. Yolun sonu göründü
Ünal Fındık

Ünal Fındık

Yazarın Tüm Yazıları >

Yolun sonu göründü

A+A-

1974 Temmuz ayı Kıbrıs Türkü için kader ayı olarak tarihe geçti. Kıbrıs Türkü “Faşist Yunan cuntası”nın 15 Temmuz’da Makarios’a karşı darbe yapması ve ardından Türk askerinin adaya çıkarma yaparak adayı ikiye bölmesi üzerine Kıbrıs’ın kuzeyinde kendi devletini kurdu.

O günden bu yana tam 46 yıl geçti. Ama bu 46 yılda ileri gideceğimize hep geri gittik. Sonunda 2020 yılı başında dünyayı saran koronavirüsle beraber bizim KKTC’nın boyaları da dökülmeye başladı.

Ortada yurttaşlarına karşı sorumluluk üstlenecek, kararlı, girişken, sorunları zamanında çözme yeteneği olan, yeterince deneyim kazanmış bir devlet olmadığı ortaya çıktı.

  1974’den bu yana neredeyse yarım yüzyıl geçti ama biz hala normal bir devlet de olamadık.

Bırakın emekli fonlarımızın emekli maaşlarını karşılayamamasını, işsizlik fonu bu virüs nedeniyle işini kaybedenlerin işsizlik paralarını ödeyebilecek durumda değildir. Bunun için devlet işten durdurmaları yasakladığını, işini kaybedenlere de 2600 TL değil, 1500 TL katkı verebileceğini ilan etmiştir.

Alın size devlet.

Ama bu devlet pandemi sürecinde memurdan kestiği paraları seçim öncesidir diye geçen aydan geri ödemeye başladı.

Bu nasıl bir anlayıştır anlamadım. Üstelik memurun henüz böyle bir talebi de olmamıştı.

UBP bu devleti kuran kadroların partisi olmakla övünür. Seçimlerde “KKTC’yi biz kurduk, biz yaşatacağız” diye propaganda yaparlar. Ama nasıl bir KKTC haline getirdiklerini sorgulamazlar.

10 Mart 2020 de Kıbrıs Türkü için yeni bir kader tarihi oldu. Bu tarih Almanya’dan adamıza turist olarak gelen bir Alman yolcuda ilk koronavirüs saptandığı tarihtir.

Bundan sonra önce okullar, sonra daireler, ardından da tüm ülke hem içe, hem dışa kapandı. Bizler de evlerimize kapandık.

Ekonomi durdu. Oteller, üniversiteler, diğer tüm eğitim kurumları, inşaat sektörü, özetle bütün işyerleri kapandı.

Bu kapanma salgın hastalık karşısında tedbir almak için şarttı. Ama bizi yönetenler tedbirin ne olduğunu bilmediğinden, bilenlere de kulak vermediğinden kapalı kaldığımız bu süreyi boşuna geçirdiler.

Sonra da “aman maliyede para kalmadı” diyerek açılmaya başladılar. Önce işyerleri açıldı, sonra az personelle devlet daireleri, sonra da oteller açıldı. Ardından da dışa açıldık. Ama eğitim kurumları kapalı kalmaya devam etti.

Dışa açıldıktan sonra ülkeye yeni koronavirüs vakaları gelmeye başladı. Günde 2, 3 derken 5. 6’ya çıktık. Bunlar dışarıdan geldiler, ülkeye girerken tespit edildiler derken, 2 gün önce yerel bulaş da ortaya çıktı.

Peki içte açılma, ardından da dışa açılma ekonomiye ne gibi katkı yaptı?

Oteller bomboş. Çoğu zaten açılmadı. Bazı 5 yıldızlı, casinolu oteller açılış tarihi olarak Casinolar Mart-Nisan 2021’i işaret etti. Casinoların çoğu açılmadı. Açılanlar da aman aman iş yapmıyor.

Üniversiteler zaten açılmadı. Neredeyse ülkede öğrenci kalmadı. Kalanlar da zorunlu olarak kaldı.

Bu şartlarda dükkanını açan esnaf ne yapacak. Çoğu siftah yapmadan kapatıyor. O nedenle zaten çarşıdaki birçok dükkan ya hiç açmıyor, ya da yarım gün açıyor.

İnşaat sektörü müşteri olmadan kime ne satacak. Üstelik devlet projelerini Ankara’da ihale eder, işi de Ankara’dan gelen müteahhitler yaparsa yerli müteahhit ne yapacak?

Özetle KKTC tam bir çöküş yaşıyor.

Hükümet ortakları ise kendi dertlerinde. Ersin bey cumhurbaşkanlığı seçimlerinde geriye düştüğünü, son anketlerde 3.üncü olduğunu gördü “sağın adayı” olmak için yeni hükümet arayışlarına başladı.

Geçtiğimiz hafta sonu UBP-DP-YDP koalisyonu için pazarlıklar yapıldı. Ersin bey pazarlık masasında var mıydı bilmiyorum. Ama pazarlıklardan anında haberdar olduğunu herkes biliyor. Üstelik 3 partinin prensip olarak anlaştığını ve kendi parti yönetimlerine onaylatmak için süre istedikleri de konuşuluyor.

Kıbrıs küçük bir adadır. Bu küçük adanın sadece % 35-36’sı kadar olan KKTC ise çok daha küçük. O nedenle herkes her şeyi duyar. KKTC’de “gizli papaz olmaz” derler.

Koalisyonun küçük ortağı HP ise beklemede. Ortağının daha ortaklık bozulmadan başkalarıyla yeni ortaklık pazarlığı yaptığını bile bile “yeter be, buraya kadar, bu ahlaksızlığa daha fazla tahammül etmem” diyemiyor.

Oturmuş kendi kaderinin başkaları tarafından çizilmesini bekliyor. Ortağının yeni ortaklarla anlaşamayarak kendiyle devam etmesi için gizli gizli dua ediyor.

Bu arada KKTC’yi biz kurduk, biz yaşatacağız diyen UBP seçim öncesi avanta dağıtmaya, eşi, dostu arka kapıdan işe almaya devam ediyor. Kurumlar batıyormuş, devlet zordaymış, ülkede ekonomi diye bir şey kalmamış kimin umurunda.

Nasılsa “biz milliyetçiyiz, şükrancıyız, anavatancıyız, bu nedenle anavatan bize her türlü desteği verir” diyerek bildiği yoldan yürümeye devam ediyor.

Yolun sonuna geldik beyler. Sizin bu vurdumduymazlığınızla yakında sadece esnaf değil bütün ülke batacak. Siz hala gizli koalisyon pazarlığı, el altından geçici istihdamı, falanca partiliye kredi, filancaya arsa gibi garagözlüklerle yol yürümeye devam edin, edebilirseniz.

Tüm okurların bayramını kutlarım. Koronavirüs belasından ve beceriksiz, basiretsiz yöneticilerin elinden kurtulacağımız nice güzel bayramlar dilerim.  

    

Bu yazı toplam 1456 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar