1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Yollat gitsin!'
Yollat gitsin!

'Yollat gitsin!'

Ercan’dan Londra/Heatrow’a doğru çıktığım yolculuğa KKTC pasaportu ile başladım. İstanbul’dan transit geçiş yaparak uçuşuma devam etmek için “Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportunu kullandım. İstanbul Atatürk Havalimanında, uçağa bi

A+A-

 

Ercan’dan Londra/Heatrow’a doğru çıktığım yolculuğa KKTC pasaportu ile başladım. İstanbul’dan transit geçiş yaparak uçuşuma devam etmek için “Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportunu kullandım. İstanbul Atatürk Havalimanında, uçağa biniş kartı ile birlikte “Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportunu uzattığımda görevlinin yüzünün değiştiğini, heyecanlandığını fark ettim. Uçağa binmek için sabırsızlanan yolcuların arkamdan gelen mırıldanmaları arasında, telaşla “Ne kadar kalacaksınız?”, “Başka bir ülkeye geçecek misiniz?” gibi ardı sıra garip ve anlamsız sorular gelmeye başladı. Cevabım açıktı: “Üç gün kalıp döneceğim.” Cevabım tatmin edici olmadı ki, karşımdaki görevli yanımızdaki sorumlu olması muhtemel kişiye dönüp “Kıbrıs Cumhuriyeti” pasaportunu uzatarak benim de duyacağım şekilde sordu: “Nap’caz bunu?” Sorumlu kişi, aldı baktı, baktı, baktı ve öf püf çekerek: “Yollat gitsin!” dedi. 

İnsan tesadüf mü diye düşünebilir, ancak bundan yaklaşık üç ay önce yine aynı yolculuğu yapmış ve İstanbul’da buna benzer bir olayı yine uzun süre bekletilerek yaşamıştım.

*

1 Temmuz tarihi, kimileri için milat. Kıbrıs Cumhuriyeti, 1 Temmuz itibarıyle Avrupa Birliği dönem Başkanlığını altı aylığına üstleniyor. Türkiye hassas! AB üyelik sürecinde bir ülke olarak Dönem Başkanı’nın düzenlediği hiçbir toplantı davetine icap etmeyeceğim diyor. Tanımadığım bir ülkenin Başkanlığını niye tanıyayım, diyor. Bunu anlamak zor değil. Ancak diğer çalışmalara da katılmaya devam edeceğini belirtiyor, AB Bakanı Egemen Bağış.

Türkiye uluslararası hukukun dışına çıkabilecek bir ülke değil. Çeşitli konular bağlamında hareket alanını sınırlayan zorunluluklar olmaktadır, olacaktır. Çok bilindiği üzere örneğin, spor karşılaşmalarında Kıbrıs Cumhuriyeti ile karşı karşıya kalması gibi.

Türkiye hükümetinin uluslararası hukukun dışına çıkıp, çeşitli güç oyunları ile kendisinin ve Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarını koruma ve gözetmeye girişmesi kabul ve tercih edilir değildir.

“1 Temmuz” nasıl ki sıradan bir sonuç değildir, nasıl ki ciddi siyasi ve diplomatik hatalar, yanlış stratejiler, büyük siyasi hatalar, gereksiz kibirlenmeler üzerine doğmuştur, başarı da bugünden yarına kısa vadeli reaksiyoner tepkiler yerine, tüm tarafların kazanacağı, tüm taraflara güven veren bir yol inşa etmekle elde edilebilir.

Taş taş üstüne konmayan, masada oturmaktan (ki şimdi bu da yok!) başka küçük bir ilerleme bile elde edilmeyen 2010-2012 müzakere dönemdeki hatalı müzakere stratejisine sessiz kalan, göz göre göre sürecin sonuç üretmemesine ortak olan Türkiye Dışişleri’nin, “belirsizlik”, “sonuçsuzluk” yaklaşımının Kıbrıslı Türk toplumu ve Türkiye için akılcı bir yol olmadığını görmediğini düşünmek bana çok gerçekçi gelmiyor.

Özellikle doğal gaz ve petrol gibi bir konunun gündemde olduğu şu yeni durumda!

Yoksa, küçük bir örnek olsa da “Nap’caz bunu?” “Yollat gitsin!” türü endişe ve tepki dolu duygusal tavırlarla sonuç almak mümkün olmayacaktır.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 831 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler