1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Yol almak mümkün mü?
Yol almak mümkün mü?

Yol almak mümkün mü?

Kıbrıslı Türk halkı ile Türkiye arasındaki bağ tarihi ve köklüdür. Bağın sosyo kültürel gücü ve sürekliliğini göz önüne aldığımızda, sağlıklı ilişkinin kurulması yanında bugünden yarına Kuzey Kıbrıs’ta atılacak her türlü adımın sosyal anlamda taşına

A+A-

 

 

Kıbrıslı Türk halkı ile Türkiye arasındaki bağ tarihi ve köklüdür. Bağın sosyo kültürel gücü ve sürekliliğini göz önüne aldığımızda, sağlıklı ilişkinin kurulması yanında bugünden yarına Kuzey Kıbrıs’ta atılacak her türlü adımın sosyal anlamda taşınabilir, kabullenebilir olmasının altını çizmeliyim.

Türkiye hükümetleri, kuzey Kıbrıs’a stratejik olarak bakmaktadırlar. Türkiye’nin güneyinde yapılan büyük yatırımların güvenliği ve istikrarı açısından Kıbrıs’ın kuzeyi kendileri için birincil derecede önemlidir. Türkiye’nin Ege denizinde adalardan kaynaklanan sebeplerle yaşadığı sıkışmışlığı Akdeniz’de yaşamamak için, Kıbrıs’ta öngörülecek çözüm çerçevesinin veya bunun dışında herhangi bir siyasi öngörünün, bu konuyu gözetmesini istemektedir.

Elbette, son yıllarda Orta Doğu’nun yeniden şekillenme sürecinde Türkiye’nin üstlendiği yeni uluslararası rolün etkisi ile birlikte ve ekonomik büyümenin yarattığı yüksek özgüven ile Türkiye hükümeti, KKTC’yi çözümsüzlük koşullarında yeniden düzenleme konusunda kararlı bir davranış içerisindedir. Ortaya konulan vizyon, salt bütçenin denkleştirilmesinin ötesine geçmiştir.

Kıbrıslı Türklerin, çözüm dışında, belirsizliğin ortadan kalkması dışında bir alternatifinin olmadığını, toplumsal varlığın korunması ve verilen göçün durdurulup, geri döndürülmesi açısından kaçınılmaz olduğu açıktır. Çünkü Kıbrıslı Türkler, ada üzerinde tarihten gelen siyasal, ekonomik ve hukuksal haklarının göz ardı edilmesini ve ayrılıkçı bir yaklaşımla, içinde bulunulan izolasyon koşullarını daha da ağırlaştırılmasını elbette kabul etmeyecektir. Ancak çözüm açıkca yaşanıldığı üzere, Kıbrıslı Türk halkının kendi başına elde edebileceği, ulaşabileceği bir durum değildir.

Çok büyük iki fırsat kaçırmıştır Kıbrıslılar... Birincisi 2004 referandumunda, ikincisi de Talat Hristofiyas döneminde. Bu tarihi fırsatların yitirilmesinde Kıbrıslı Rum liderliğinin ve milliyetçi “egemen”güçlerin rolünü görmezden gelemeyiz. Elbette bu saptama Kıbrıslı Rum toplumu ile ilişkilerimizi barışa dönük olarak sürekli kılma ve bu yönde yorulmadan çalışma gücümüzü elimizden almamalı!

Türkiye’nin yükselen ekonomik gücü ve yeni uluslararası rolü, Kıbrıslı Türkler ve çözüm için bir fırsata dönüştürülebilir mi? Kıbrıslı Türkler ekonomik ve siyasal bağlamda TC Başbakanı Erdoğan tarafından ifade edilen katkı ve gelişme düşüncesini, daha iyi bir sosyal düzene dönük yönlendiremez, Türkiye hükümeti ile olan ilişkileri sosyal düzenin yeniden oluşması ve gelişmiş bir ekonomik düzen için kendi stratejik planlamasını yapamaz mı?

Elbette mümkün ve gerekli!

Bunun için Türkiye KKTC ilişkilerinin doğru zemine oturması ve gerçekten iki eşit taraf üzerinden yol almak gerekiyor. Ana yavru ilişkisinin yaratmış olduğu tahribattan ve bunun karşılıklı saygıya dayalı bir temele oturmasının gerekliliğinden hareketle, Kıbrıslı Türklerin toplumsal varlığı için nüfus aktarımının kesinlikle durdurulması yanında, varolan ekonomik protokolun baskıcı, dayatmacı içerik ve yöntemini masadan kaldırmak şarttır.

Kıbrıslı Türk halkının tarihten gelen varoluş hassasiyeti konusundaki gerçeklik gözetilmediği, dikkate alınmadığı sürece de sağlıklı yol almak mümkün olamayacaktır.

  

 

 

 

 

Bu haber toplam 627 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler