1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. YOK OL YOK OL YOK OL…
YOK OL YOK OL YOK OL…

YOK OL YOK OL YOK OL…

Yok ol deyince kaybolmuyor hiçbir gerçeklik. Keşke olsa… Ve keşke yok ol diyerek bütün çirkinlikleri, adaletsizlikleri yok edebilsek…. Türkiye Başbakanı Erdoğan “Kıbrıs diye bir ülke yok” demiş. Kastettiği bölünmüş bir ülke oldu

A+A-

 

Yok ol deyince kaybolmuyor hiçbir gerçeklik.

Keşke olsa…

Ve keşke yok ol diyerek bütün çirkinlikleri, adaletsizlikleri yok edebilsek….

Türkiye Başbakanı Erdoğan “Kıbrıs diye bir ülke yok” demiş. Kastettiği bölünmüş bir ülke olduğu Kıbrıs’ın ve Türkiye’nin Güney Kıbrıs’ı tanımadığı.

Siyaseten AB ve Türkiye’nin üyelik süreci ile ilgili söyledikleri anlaşılabilir.

Kıbrıs politikasındaki söylemi de öyle.

Ne var ki, gerçeklerle söylemler buluşmuyor. O olmayan ülkeyle o tanımadığı taraflarla Türkiye’nin ilişkileri maşallah bir tamam.

Varolduğunu, tanıdığını söylediği tarafla bu çizgide bir ilişki geliştiremiyor.

Mesela Fenerbahçe, o olmayan ülkeye tanımadığı yönetimin futbol takımıyla maç yapmaya gidiyor da tanıdığı, varolduğunu söylediği tarafla bir dostluk maçı bile yapamıyor.

O olmayan ülkeyi temsil eden bayrağı sırasında selamlıyor bu söylemin sahibi.

“Kıbrıs diye bir ülke yok” açıklaması biraz da resmi Rum söylemiyle aynı paydada buluşuyor.

Biri “yok” derken diğeri de “sözde” diyerek yok sayıyor ötekini.

Ama gerçeklik “yok ol” derken ortadan kalkmadığı gibi, toplumlar bunun bedelini her geçen gün daha ağır ödüyorlar.

Keşke yok ol diyerek, Lefkoşa’nın çöp sorununu da yok edebilsek.

Keşke yoktur diyerek Belediye’nin içine düştüğü batağı da ortadan kaldırabilsek.

Lefkoşa Kaymakamı Kemal Deniz Dana böyle giderse Lefkoşa’nın karantinaya alınacağını söyledi. Bence bu dönemde en cesur açıklama.

Hükümet yetkililerinden ise tek bir çare üretimi yok.

İçişleri Bakanı yaptığı toplantılarda sorunu saptamaya çalışmış. Şimdiye kadar sorunu öğrenememişse zaten, o koltukta oturmaması gerekiyor, Sayın Çavuşoğlu’nun.

O sorunun ne olduğunu öğrenmeden mi Belediye Başkanı’nı görevden aldı bu hükümet?

Sayıştay raporları o kadar ciddi suçlama ortaya koyup, konuyu Savcılığa yönlendirirken, Sayın Bakan hala anlayamamış mı bunun nedenlerini?

Son açıklama ise, belediyeye yeni bir kaynağın aktarılmayacağı yönünde.

Peki o zaman ne olacak?

Belediye Başkanı istifa etmeyecek, maaş ödemeyecek, sosyal hakları vermeyecek, sendika grevinden vazgeçmeyecek, belediye meclis üyeleri yeni krediyi onaylamayacak, hükümet yeni kaynak aktarmayacak.

Peki bu sorun nasıl ve kim tarafından çözülecek?

Bugün Lefkoşa’nın içinde bulunduğu durum tam da ülkenin fotoğrafıdır.

Ve yok olduğunu söyleyerek ortadan kaldırılabilecek bir sorun değildir.

Bugün hükümet kanadının Lefkoşa Belediyesi’ndeki hataları saymakla bitmez. Zaten Sayıştay raporları da ilgili Bakanlar Kurulu’nu sorumlu tutuyor.

Ama bu raporlar sonrasında hukuki sürecin işletilmesi gerekirken, kurultay hesabıyla görevden alınıp, aynı hesapla “dönüşü muhteşem olacak” diye tekrar göreve iade edildi, belediye başkanı.

Anayasa çiğnendi.

Başsavcılığın itibarı yerle bir edildi.

Kimse hesap sormadı.

Sayıştay raporları sonrasında hukuki süreç hala başlamadı.

Ama bunlar bir tarafa, toplumun ve özellikle muhalefet partilerinin de sorumluluğu vardır. Sadece yeni krediye onay vermeyiz diyerek, belediye meclisi toplantılarına katılmayı reddetmekle siyaset üretilemez.

Lefkoşa sorunu artık herkesin sorunudur. Hükümetin bu soruna dair bir çözüm ortaya koymaması, muhalefetin de aynı yöntemi izlemesini haklı çıkarmaz.

Yarın yerel seçimlerde bütün partiler Lefkoşa Belediyesi için aday gösterecekler.

Ve muhtemelen mevcut borç ve durum da bugünkünden çok farklı olmayacak.

Peki o zaman bu seçmen neye göre oy kullanacak?

Yoksa o zaman herkes kendi reçetesini ortaya koyacak mı?

Peki seçim propagandası için çare önerebilen herhangi bir partinin bugünkü duruma seyirci kalması kabul edilebilir midir?

“Cemal Bulutoğulları gitmeden çözüm olmaz” demek çözüm değil.

Aklı selim bir tarafın belediye için bir kurtarma planı hazırlayıp artık bunu gündeme getirmesi ve tartışmalara akılcı bir yön vermesi gerekiyor.Yoksa normalleştirilmiş bir pislik altında, bunun üzerinden hükümeti eleştirmekle bir çözüm üretilmez.

Bu ülkede siyaset yapan ya da yapacak olan herkesin boynunun borcudur bu sorumluluk.

En azından yakında halktan oy isteyecek yüzleri olması için de bir zorunluluktur.   

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 716 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler