1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Yok mu burada hiç ‘evet’çi ?...
Yok mu burada hiç ‘evet’çi ?...

Yok mu burada hiç ‘evet’çi ?...

· -“Evet sevgili yurttaşlar....” · -.... Türkiye sizinle gurur duyuyorrrrr... · - Ne güzel, Kıbrıs’tayız.. · - Türkiyeeee sizinleee...... . . . · - Tüm dünya sizin % 65’le referandumda verdiğ

A+A-

 

 

·        -“Evet sevgili yurttaşlar....”

·        -.... Türkiye sizinle gurur duyuyorrrrr...

·        - Ne güzel, Kıbrıs’tayız..

·        - Türkiyeeee sizinleee......

. . .

·        - Tüm dünya sizin % 65’le referandumda verdiğiniz evet oyuna saygı duyuyor.

·         - Türkiye sizinleeee gurrr......

·         - Öyle değil mi Derviş bey?

·         - Efendim, malum biz HAYIR demiştik...

·         - Olsun olsun... Peki, siz İrsen bey?

·         - 7,5 sekiz efendim, hala bir artış yok!..

·         - Onu demedim İrsen bey kardeşim, dünya diyorum, ‘evet’inizle gurur duyuyor, kendinizi tüm evrene ispat ettiniz.

·        - Efendim, kem küm kem. Biz de HAYIR deyivermiştik o günlerde... Ama kararı alan Derviş beydi, malum...

·        -Siz Hüseyin Özgür bey.

·         - Özgürgün efendim Özgürgün.

·        - Evet Hüseyin Bey, uzatmayın...

·        - Efendim, ev sahibi sizsiniz, nasıl arzu ederseniz...

·        - Yani dünya EVET’inizle gurur duymuştu değil mi?

·        - Efendim, biz o dönemde HAYIR demiştik ama şimdi siz böyle uygun görüyorsanız.

·        - Yani yok mu bu otobüsün üzerinde EVET diyen bir allahın kulu..

·        - Efendin biriz diriz tek yüreğiz...

·        - Sevgili yurttaşlarım siz...

·        - Efendim, bunlar çoğunlukla hayırcılar arasından toparlayıp getirdiklerimiz...

·        - Peki siz ne diyorsunuz Halil İbrahim bey?

·        - Efendim, ben denk bütçeden anlarım...

·        - Egemennnnnnn , neredesinnn?

·        - Türkiye sizinle gurrrrrrr..............

 

 


 

 

ACI

 

Bir gencimizi daha kaybettik; trafik, motor, kaza...

Ve arkadaşları için ne büyük bir travmadır bu...

Onca acının ardından, akıttığımız gözyaşı kadar ders de alabilsek yaşamdan :(

 


 

Bir ‘pansiyon’ fotoğrafının düşündürdükleri

 

Yabancı bir ülkedeki BÜYÜKELÇİLİĞİN en öncelikli görevi, ‘kendi ülkesini’ temsil etmektir ve yurttaşlarını...

‘Temsilci’ ya da ‘görevli’ olarak bulunduğu coğrafyaya ‘akıl vermek’ten, daha önce gelir böylesi bir sorumluluk...

Henüz öğrenciyken, Polonya’daydık, Krakow’da...

Bir arkadaşım, otobüsün camından savurunca elindeki naylonu, yerinden fırlayan hocamız, basmıştı tokadı:

“Hakkın var mı senin, Kıbrıslılar pistir dedirtmeye...”

....

Pislik yuvası bir pansiyon fotoğrafı yansıyor gazete manşetlerine, ‘para karşılığı’ fuhuş yapan erkekler’le birlikte.

Her gün, nice ‘çirkinliğin’ haberi yansıyor...

Hiç mi demiyorlar, “Böylesi insanlar, temsil ettiğimiz ülkeyi küçük düşürüyor” diye...

Ya “gecekondu” tipi yapılanmalarda yaşananlar; Haspolat’ta, Alayköy’de, Mağusa’da...

Her sabah ‘turist’ kılığında adaya girerek onca ‘altüstlük’te rol alanlar...

Kayıt dışı, kaçak, insanlık dışı şartlarda barınanlar...

Bu insanların ‘temsilcileri’, hiç mi düşünmüyorlar ‘bizi rezil ettiniz’ diye...

Bize verecek onca akılları varken, temsil ettikleri ülke vatandaşlarının bu hallerine karşı, hiç mi sorumluluk alma ihtiyacı duymuyorlar?

Ve bu gidişe ‘dur’ demek için bir ‘PROGRAM’ uygulamak adına ne bekliyorlar daha; ‘ayrışma’nın tam bir ‘uçurum’a dönüşmesini mi acaba?

 

 


Fark

 

 

Eroğlu ile Talat’ın farkı budur. Eroğlu, Kıbrıs sorunundan anlamaz. Ama ‘tavla’yı ve ‘halkı tavlamayı’ becerir işte!.. Seçmen de bunu önemser, bu ülkede... Örnek mi, Cemal Bulutoğluları mesela...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1454 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler