1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Yılsonuna kadar altı askeri bölgede daha kazı yapılacak…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Yılsonuna kadar altı askeri bölgede daha kazı yapılacak…”

A+A-

 

 

Lefkoşa, 24 Haziran 2018 (T.A.K): Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslırum üyesi Nestoras Nestoros, devam eden “kayıp” arama çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Nestoros, Fileleftheros gazetesinde yer alan söylesişinde, şu anda Kuzey Kıbrıs’ta 8, Güney Kıbrıs’ta ise 1 ekibin kazı yaptığını belirtti. Nestoros, “Voni”(Gökhan), “Sinde” (İnönü), “Arços”(Yiğitler), “Dikomo” (Dikmen), Mağusa ve Baf’a bağlı Polem’de kazı çalışmaları yapıldığını kaydetti.

Kayıp Şahıslar Komitesi’nin, 2016’dan bu yana yılda 10 kazı yapılması şeklindeki anlaşmadan dolayı askeri bölgelerdeki olası gömü alanlarında sistematik bir şekilde kazılar yapmaya başladığını belirten Nestoros, Kıbrıs’ın kuzeyindeki askeri bölgelerde 23 muhtemel gömü alanında kazı yapıldığını, 13 alanda, 32 kişiye denk gelen kemik kalıntılarına rastlanıldığını söyledi.

Nestoros, şu anda askeri bölgelerde 4 alanda (2’si Gökhan, “Trahonas” (Kızılbaş) ve Dikmen’de) kazı çalışmalarının devam etmekte olduğunu, 2018 yılı sonuna kadar 6 noktada “Kira”(Mevlevi), “Asomatos” (Özhan), “Voni”de (Gökhan) 2 alanda ve “Kutsevendis”de (Güngör) 2 alanda kazı çalışmalarının yapılmasının beklendiğini de ifade etti.

Türkiye’ye yönelik eleştirilerini yineleyen Nestoros, Türkiye’nin “kayıplar” konusunda arşivinde olan her bilgiyi Kayıp Şahıslar Komitesi’ne sağlaması gerektiğini ifade etti. Nestoros, bunun hiçbir zaman olmadığını, bilgi istendiği zaman Türkiye’nin işbirliği yapmadığını anlattı.

 

NESTOROS’UN KİPE’YE YAPTIĞI AÇIKLAMA

Öte yandan, Nestoros, Kıbrıslırum Haber Ajansı’na (KİPE) yaptığı açıklamalarda, “kayıp” kalıtılarının Dikmen çöplüğüne taşındığına ilişkin bilgileri, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin araştıracağı en zor konulardan biri olarak nitelendirdi.

Alithia gazetesinin haberine göre, Nestoros, herhangi bir zorluğu göğüslemelerinin görevleri olduğunu belirterek, komiteye gelen, her ne kadar zor olsa da, her bilgiyi araştırmanın sorumlulukları olduğunu ifade etti.

(TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’nden – 24.6.2018)

 


BASINDAN GÜNCEL…

 

“Bitlisli William Saroyan…”

 

 “Saroyan'ın annesi der ki: "Kürtçe'nin kalbin dili olduğunu ifade etmektedir....Türkçe'nin müzik olduğunu....Bir şarap deresi gibi aktığını....
Ama, Ermenice ya Ermenice, Ermenice, Acı' nın dilidir....”

 

Özgül Üstüner COŞKUN

 

Yıl 1964....

Bitlisli bir Ermeni, Yaşar Kemal, Ara Güler ve Fikret Otyam’la,

Bitlis'teki Ermenileri bulmak için yola düşer....

Amerika'nın Kaliforniya eyaletinden gelmiştir....

Niyeti,

Ailesinin yaşadığı evi onarıp orada yaşamak ve ölmektir....

Fakat, hayalindeki şehirden çok faklıdır burası....

Bir tek Ermeni kalmamıştır bu şehirde....

Eğilip toprağı öper....

Yolda rastladığı herkese ''Memleketlim..'' der...

Şaşırmış bir çocuk gibi sağa sola koşturur...

Ağaca, taşa, toprağa, hayvanlara sarılır....

Ara Güler' in şöyle bir sözü vardır...

''Hayat, küçük insanların hikayesidir...

İngiltere Kraliçesinin hayatı bir halt değildir....'''

Bitlis'in sokaklarında koşturan,

Edebiyatta Yalınlığın Dehası Koca Bıyıklı Ermeni'nin adı,

William Saroyan'dır....

Saroyanlar kuşaklar boyu Bitlis'te yaşamışlardır....

Ancak, 20.yüzyılın başında büyükbaba Minas, Anadolu'daki durumu ve olacakları sezerek genç eşi Lusintak'a çocukları da alıp Amerika'ya göç etmelerini söyler....

Saroyan , Amerika' da bir yetimhaneye bırakılır ....Üç yıl boyunca burada kalır....

Sekiz yaşında tekrar ailesine kavuştuğunda Bitlis kültürüyle büyütülür....

Aile terketmek zorunda kaldıkları memleket hikayelerinden yana acılıdır...

Yemeğinden türküsüne, ağacından dalına kadar koparıldığı toprakların herşeyini bilmektedir....Ermenicesine karışan Kürtçe Türkçe kelimeler, onun nereye ait olduğunu ispatlama kaygısı taşımaktadır....

Anneannesi sürekli olarak ,

Kürtçe'nin kalbin dili olduğunu ifade etmektedir....

Türkçe'nin müzik olduğunu....Bir şarap deresi gibi aktığını....

Ama,

Ermenice ya Ermenice,

Ermenice, Acı'nın dilidir....

Ölümü tatmış insanların dili....

O yüzden Ermenice'de nefretin ve acının yükü vardır....

Nefretsiz ama yüklü acılarla ve özlemlerle geldi Bitlis'e William Saroyan....

Aradıklarını bulamadı....

Eski, kesilmiş taşlardan evler yoktu mesela....

Tepesi çanlı kuleleriyle kiliseler....

Kentteki dört Ermeni Mezarlığı....

Hiçbiri yoktu....

Babasının olduğunu tahmin ettiği evi bulduğunda, evin yıkılmış duvarları arasında diz çöktü....Sessiz sessiz ağladı....

Kin duymadı....

Öfke beslemedi....

The Time of Your Life oyunuyla hem Politzer hem de sinema uyarlamasıyla Oscar kazanmış Koca bıyıklı Bitlisli Ermeni,

Vasiyetinde Bitlis'te gömülmeyi istedi....

Ama, 1980 'in cunta koşullarında bu mümkün değildi....

Yaşamı boyunca,

Rüyalarının denizi olan Van Gölü kıyısında eğilip su içmeyi hayal eden Saroyan ölmeden önce bu dileğini gerçekleştirdi....

Bir de büyükannelerinin anlattıklarıyla efsaneleşen Bitlis yakınındaki Sapkor Çeşmesi'nde dakikalarca o suyun başında kaldı....

Evet Dostlar,

Öykülerimizde kimsenin katledilmesine gerek yok....

Böyle derin özlemler duymak için....

Bir ömrü, bir toprağın kokusuyla geçirebilmek için....

Katışıksız öz bir sevgi yeterlidir...

Bazen belleğiniz gider görünse de,

Hayatı geriye sarıp yaşamaya mecbur edilir....

Çünkü,

Yüreğiniz koparıldığınız topraklarda kalmıştır....

(YÜZLEŞME ATÖLYESİ - Özgül Üstüner COŞKUN – 13.6.2018)

 

Bu yazı toplam 501 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar