1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Yılda Bir Defa: Aya Napa
Yılda Bir Defa: Aya Napa

Yılda Bir Defa: Aya Napa

Arka bahçemizin merkezine diktiğimiz dut ağacının her gün tek tük sararıp dökülmeye başlayan yaprakları, kırlangıçların hızla azalması ve havadaki başka işaretler sonbaharın gelişini duyuruyor bize... Ağustos’u yarıladık. Eylül’le birlikte ok

A+A-

 

Arka bahçemizin merkezine diktiğimiz dut ağacının her gün tek tük sararıp dökülmeye başlayan yaprakları, kırlangıçların hızla azalması ve havadaki başka işaretler sonbaharın gelişini duyuruyor bize...

Ağustos’u yarıladık. Eylül’le birlikte okullar açılacak yine, provalar başlayacak ve böylece yaz aylarının rahatlığını ve keyifli tembelliğini kesin olarak geride bırakmış olacağız.

Yaz ayları kültür-sanat etkinlikleri bakımından sakin geçer. Tiyatro sezonu da kapalıdır bilindiği gibi. Pek sergi açılmaz, kitap yayınlanmaz bu sıcaklarda, buralarda. Onun yerine barlar, diskolar, kulüpler rağbette. Ve kimilerine göre düğünler!

Yılda bir defa, orda yaşayan arkadaşlarımız Faik ile Katya nedeniyle gideriz, şamatanın başşehri Aya Napa’ya.

Geçtiğimiz Cumartesi, çocukları dede-nene köyüne bıraktıktan sonra, Faik Hasan ile Milen Slavov ortak sergisini görmek için çok uzaklardan gelen tatlılar tatlısı yeğenim Esracık’la birlikte Aya Napa’daydık yine.

Baf’tan Ergenç ve Andrulla, Lisi’den (asılnda Brighton’da yaşıyorlar) Sönmez ve Amanda, Mağusa’dan Jenan... hep beraber ordaydık.

Belediye, geçmiş aylarda ‘Aya Napa konulu’ bir fotoğraf yarışması düzenlemiş. Yarışmaya sadece iki fotoğrafçı katılmış; biri Kıbrıslıtürk, biri de Rus. Bu nedenle, yarışmanın bu iki fotoğrafçının ortak sergisine dönüşmesinde karar kılınmış.   

Böylece Thalassa (Deniz) Müzesi’ndeki ‘Aya Napa Güneş Deniz Kültür Fotoğraf Sergisi’ ortaya çıkmış.

Müze yapı olarak harika bir yer, Lefkoşa’da bile benzeri yok. Orada sergilenen batık gemiyi, fosilleri, hayvan iskeletlerini ve doldurulmuş büyük balıkları görünce keşke çocukları da yanımızda getirseydik diye düşündük.

Neyse, sergiyi ve müzeyi dolaştıktan sonra sahile indik, çok, çok kalabalık olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Kumların üstünde, ahşap, salaş bir bara oturup içki üstüne içki içtik. Bir şeyler atıştırdık. Eski günleri andık, aramızda olmayan arkadaşları çekiştirdik, yeni projelerden, yolculuklardan, çocuklardan konuştuk...

Güneş batınca bütün o kalabalık ortadan yok oldu. Aramızdan yüzmek isteyenler yüzdü o zaman (kimisi anadandoğma)... Barda bizden başka kimse kalmayınca ve son içkilerimizi de bitirdikten sonra yola çıktık, şamatanın (kimilerine göre fuhuşun) başşehrinden, şamatanın doruk noktasına çıkacağı saatlerde ayrıldık ordan...

*Sayfadaki fotoğraflar için Faik Hasan’a teşekkürler.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 703 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler