1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Yerli üretim teşvik edilmeli...
Yerli üretim teşvik edilmeli...

Yerli üretim teşvik edilmeli...

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

     

Bu hafta Gazimağusa’dayız... Mağusa’nın meşhur garga suyunun hikayesini dinlemek üzere Super Kola Satış ve Pazarlama Sorumlusu Melih Eyüpoğlu ile sohbet ediyoruz... Yerli üreticinin fazla büyüyemediğini ifade eden Eyüpoğlu, bunun bir nedeni de istikrarlı bir ekonomi ve planlı bir yapının olmaması diyor.

Yerli üretim teşvik edilmeli...

Dilek ÖNCÜL

·        Yenidüzen: Super Kola bir aile işletmesi. Macera nasıl başladı?

·        Melih Eyüpoğlu: Super Kola 1962 yılında dedem Ali Eyüpoğlu tarafından kuruldu. Mağusa’da üretimine başlandı. Tabii 63-74 arası isitikrarlı bir ortam yok, savaş ortamı; o yüzden üretimin çok zor olduğu yıllar. Seksenli yılların başından itibaren de babam Kutlu Eyüpoğlu işin başına geldi. Şimdi yıl 2012 ve ben geçen yıl itibarı ile babamı arkama alarak devam ediyorum işimize. Dedem de bize bilgilerini aktarıyor. 2005-2011 arası kısmi üretim şeklindeydi ama geçen seneden itibaren artık tam kapasite ile bu işle uğraşıyoruz.  

“SUPER GOLD MANDARİN-GARGA SUYU, BUBBLE-UP”

·        YD: Ürünleriniz neler?

·        Eyüpoğlu: 3 ürünümüz var. Super Gold mandarin-garga suyu, bubble-up ve bubble-up’ın eski yeşil renkli şişelerinde nostalji serimiz var. Geçen yıl Haziran ayı itibarı ile ürünlerimizde yenilemeye gittik. Depozitolu şişeden depozitosuz şişeye geçtik ki bu bir müşteri talebiydi. Ayrıca 2000li yılların başında devraldığımız bubble-up ile bixi markalarımız vardı elimizde ve ilk aşamada bubble-up’ı devreye koyduk. Ramiz Manyera’nın ürettiği bubble-up ile bixi kapanınca, hani günü gelir kullanırız diye, markaları devraldık. Günü geldi, geçen yıl bubble- up ürünümüzü üretip pazarlamaya başladık. Biz bu markaları devraldığımızda ekipmanları da devralmıştık. Yarım asırlık ürünler. Bu markalar o eski şişelerle özdeşleşmiş durumda ve halkımızın belleğinde yer etti. Biz de bu yeşil bubble-up şişelerini kullandık ve bubble-up nostalji serisini ürettik.

 

·        YD: Üretim nerde yapılıyor?

·        Eyüpoğlu: 2005 yılına kadar biz kendi fabrika üretimimizi Mağusa’da aralıksız devam ettirdik. 2005 yılında piyasadaki düşüş, mali zorluklar, getirdiği sıkıntılardan ötürü Mağusa suriçindeki kendi fabrika üretimimizi durdurup fason üretime geçiş yaptık. Sema İçkileri ile sözleşme yaptık. Onların halihazırda bulunan makinelerini kullanarak kendi hazırladığımız, laboratuvar çalışmasını yaptığımız ürünlerimizi üretiyoruz. Şu anda iki yerli kardeş firmanın üretim işbirliği sürüyor. İşçilik, su, elektrik gibi hizmetleri alıyoruz oradan. İstihdama da katkı koymuş oluyoruz böylelikle. Dağıtım, pazarlama ise kendi takibimizde olan konulardır.

“YERLİ ÜRETİMDE EĞER BİR NOKTAYA GELMEK İSTERSEK KESİNLİKLE BİR İŞBİRLİĞİ GEREKLİDİR.”

 

·        YD: Halkımız yerli ürünlere ne kadar sıcak bakıyor?

·        Eyüpoğlu: Yerli üretimin kesinlikle daha da gelişmesi gerekmektedir. Üreticilere, sanayicilere düşen kısmı var ancak toplumumuzda da artık belirli bir bilincin belirli bir seviyeye gelmesi gerekmektedir. Bu da tabii ki kişisel bazda yapabileceğimiz bir mücadele değildir. Yerli üretimde eğer bir noktaya gelmek istersek kesinlikle bir işbirliği gereklidir. Bir hükümet politikası, ilgili kurum-kuruluşların bir şekilde katkısı olmalı. Sanayicilerin birlikteliğini sağlayacak bir yapı lazım bize. Bu, sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yapılabilir. Sanayi, Ticaret, Esnaf ve Zanaatkarlar  Odalarımız var. Bu birliktelik sağlandıktan sonra ben inanıyorum ki ancak o zaman istenilen projeler yaratılıp bu toplum bilincine destek verilebilir. Özel olarak yapılan çalışmalar belki ürüne karşı sempati oluşturabilir ama o istediğimiz artıyı bilemiyorum ne derece sağlar.

“AÇIKCASI FAZLA BÜYÜYEMİYORUZ. ÇÜNKÜ İSTİKRARLI BİR EKONOMİMİZ YOK, PLANLI BİR YAPI YOK.”

 

·        YD: Nasıl ayakta kalabiliyorsunuz?

·        Eyüpoğlu: Her şeyin başı mali güç. Üretici olarak sadece bir ürün üreterek iç piyasada istenilen verime ya da seviyeye ulaşmak çok zor. Nüfusumuz belli, tüketim belli. Ya ihracat olacak ya da dıştan bir destek. Birçok büyük firma bu nedenle hem üretimde hem ithalatta yer alamaya çalışıyorlar. İthal ettiğiniz ürün sizin dolaylı yoldan üretiminizi etkiliyor. Ayrıca yurt dışı ile yapılan bu bire bir ilişkiler size ürününüzün ihracat yolunu açabiliyor. Açıkcası fazla büyüyemiyoruz. Çünkü istikrarlı bir ekonomimiz yok, planlı bir yapı yok. Bir devlet politikası oluşturulabilir, planlama yapılabilir ama önemli olan bunun sonucudur. Sonuçlar istenilen seviyede olamadığı için işverenler de, sanayiciler, üreticiler, ithalatçılar da bazı noktalarda çakışıyor hatta bazı zaman kendi etiklerini göz ardı etmek durumunda kalıyor. Bu işbirliği ve hoşgörü sağlanmadığı sürece maalesef bu kesimlerin arasındaki tartışmalar da sürecek.

“İSTİKRARSIZ ORTAM, İSTİKRARSIZ PLANLAMA VE YÖNETİM BİZİ YATIRIM YAPMA NOKTASINDA BİR ADIM GERİYE ATIYOR”

 

·        YD: Sıkıntılarınız neler?

·        Eyüpoğlu: Birinci nokta ihracat. Geçen sene itibarıyle Ekonomi ve Enerji Bakanlığımızın bazı teşvikleri olmuştu. Bu teşvikler navlun iadesi, yurt dışında reklam desteği, sosyal medyada sayfa oluşturulması, standart belegelerinin tedariği şeklindeydi. Biz de geçen sene Kasım ayında dedik ki ürünlerimizi neden yurtdışına göndermeyelim. 4-5 aylık çok yoğun bir çalışma yaptık. Çok zor bir süreçti ama sonunda güzel bir bağlantı kurduk İngiltere ile ve ürünlerimizi yurt dışına gönderdik. Reklam, navlun teşviği fırsatlarından yararlanmak istedik. Bu teşviklere güvendik, ürünlerimizi ihraç ettik. Özellikle Kıbrıslı Türkleri hedefledik, onların aldığı gazetelere reklamlarımızı verdik ve teşviğimizi aldık. Ancak bizim ürünümüzün devamlılığını sağlayacak şey navlun. Taşımacılık dolaylı yoldan gittiği, direkt ticaretimiz olmadığı için masraflarımız çok yüksek. Türkiye’den ürününüzü çıkartmakta zorlanıyorsunuz. Yeni ihracat yapabilmemiz için bu iadeyi almamız lazım. İlgili Bakanlık, daireler bizim ihracatımızı onayladı, bizde navlun açısından sıkıntı yok dedi ama bu kadar ay geçti biz iademizi alamadık. Konuyu araştırmak istedik muhatap bulamadık. Şu anda ihracatımız havada duruyor. Başardık ancak sessiz kalıyoruz, çünkü devamını getiremiyoruz bu ihracatın. Bir seviyeye getirip bunu gururla duyurmak isterdik ama olmadı. Yurt dışı Pazar araştırması teşviği vardı. Ben bir ay İngiltere’de kaldım, ürünümüzü pazarlamak için çok yoğun temaslarda bulundum ama Pazar aştırması konusunda da teşviğimizi alamadık. Daha birçok sıkıntımız var. Ham madde tedariğinde yurt dışına bağımlıyız. Ada ekonomisyiz sonuçta. Taşımacılık yüksek, masraflar yüksek. Çifte KDV olayı var. Bunların aşılması bir birliktelikle çözülebilir. Bilinçli, profesyonel iş insanlarımız var toplumda ancak istikrarsız ortam, istikrarsız planlama ve yönetim ile ekonominin zayıflaması bizi yatırım yapma noktasında bir adım geriye atıyor, demoralize oluyoruz, var olanla idare etmeye çalışıyoruz.

 

·        YD: Hedefleriniz neler?

·        Eyüpoğlu: Yarım asırlık bir yerli üretici olarak öncelikli hedefimiz supergold, bubble-up ve bixi markalarını bilinirliğini kullanarak hak ettikleri yere getirmektir. Geçen sene 3 yıllık bir süreç biçtik; bu üç yıl içerisinde kendi eksikliklerimizi tamamlayıp ürün çeşitliliğimizi tamamlayıp bir noktaya gelip daha sonra işin daha ciddi bir şekilde pazarlanması ve yeni projelerin yapılması noktasında daha büyük projelere imza atmak istiyoruz. Bir litre pet şişe konusunda çalışmamız var. Yakın bir gelecekte çalışmalarımızı sonuçlandırmayı planlıyoruz. Onu da devreye koyarak insanlardaki yerli üretim bilincine katkı koymayı hedefliyoruz. Yavaş yavaş bayiliklerimizi oluşturduk. Kısmetse bu 2-3 sene tekrardan bir ayağa kalkma süreci olacak bizim için.

 


 

“Hibe Programları için teknik bir heyet şart”

 

·        YD: Küçük ve Orta Boy İşletmeler Hibe Programı’nın tanıtımı yapıldı geçtiğimiz ay... Siz bu hibelerden yararlanabiliyor musunuz?

·        Eyüpoğlu: Açıkcası açılışına gittik. Ekonomi ve Enerji Bakanımız Sunat Atun konuştu. 5 milyonluk bir hibe programı. Tanıtım sunumuna da gittim. Sunulan rakamlar, projenin içeriği gayet güzel. Üreticiye ve hizmet sektörüne yönelik olarak belli miktarda hibeler söz konusu. Ancak şöyle bir şey var; bugün kime danışırsanız danışın bir başvuru sorunu vardır. Çünkü başvuru için teknik bilgiye ihtiyaç vardır. Bir yönlendirme şarttır.

 

·        YD: Peki bu konuda Bakanlık destek vermiyor mu?

·        Eyüpoğlu: Projeler açıldığında sunum yapılıyor. İçeriğinin ne olduğu, hangi aşamalardan geçilmesi gerektiği belirtiliyor ancak yaşanan bazı teknik sorunlar projelerin aşamalı olmasına yol açtı. Şu andaki projede ilk önce kavram raporu istendi. Yani ne yapmayı düşündüğünüzü planlıyor, sunuyorsunuz ve o aşamadan sonra diğer aşamaya geçiliyor. Projenin şekillenmesi noktasında sanayi odalarımız, esnaf zanaatkarlar, ticaret odası, ilgili bakanlığımız bir şekilde bir teknik heyet oluşturup kim başvurmak istiyorsa ona destek verip yönlendirmeli. Bu projelere başladığınızda farklı bir fikirle çıkamazsınız. Ortaya koyduğunuz fikri geliştirebilirsiniz ancak. Bu nedenle projenin başlangıcı yani başvuru yapılacak zaman en önemli andır. Bu heyetin 20-30 kişiden oluşması gerekmez bir masa oluşturulur yeter. Avrupa Birliği başvuru numaraları, e-mail adresleri veriyor. Siz bağlantı kuruyorsunuz. Ancak fikri siz vermelisiniz. Bu noktada kendimizi geliştirmeye ihtiyaç var diye düşünüyorum. Hibeler son bir kaç senedir yoğunlaştı. En başından, sağlıklı bir başlangıç, bu teknik bilgilerle olanaklı olacak diye düşünüyorum.


 

“Mali destek programları çerçevesinde oluşturulan bütçeler doğru yere, doğru şekilde yönlendirilmelidir”

 

·        YD: Alınan mali tedbirler, protokoller sizce yerinde mi?

·        Eyüpoğlu: Sanırım üç ay sonra açıklanacak yeni protokol. Çalışmaların ve veri bilgilerinin bire bir iç piyasadan toplanması gerekli. Hazırlanan mali protokoller bir hedefe yönelik, bir planlamaya yönelik olabilir. Ancak sonuçta bugüne kadar yapılan tedbirler, mali destekler, teşvikler, hibeler ve yatırımlar ortada, sonuç ortada. Bunlar güncellenirken, toplumun bütün kesiminden gelen bilgiler ışığında burada şekillenmesi gerekir. Çok güzel projeler var aslında. Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’nın teşvik programı çok güzel. Bunlara mali destek programları çerçevesinde bütçe ayrılıyor ancak bunlar uygulamaya geçmediği sürece, bunların uygulamada olduğunu somut olarak bundan yararlanmak isteyen kişi olarak bizler görmediğimiz sürece zor. Uygulanmadığını görüp, hala daha bu bütçe açıklarının ve ekonomik yapının zayıfa gittiğini görmek bizi açıkcası sorgulatıyor. Farklı noktalara farklı amaçlar ile farklı yatırımlar yapılıyor. Kimsenin dini görüşüne, inancına ve yaşam tarzına müdahele edilemez. Ama bugün bu piyasa koşullarında bu şartlarda gündemin farklı noktalara kayması biz yerli üreticiyi olumsuz etkiliyor. Üretim, istihdam demektir. Ürertim kesinlikle teşvik edilmelidir. Bu mali destek programları çerçevesinde oluşturulan bütçeler doğru yere, doğru şekilde yönlendirilmelidir. İlgili odalar, birliklerin bizlerden toplayacağı bilgiler ışığında programların hazırlanması için bir yapının oluşturulmasının çok zor olduğunu düşünmüyorum. Bu bilgilerin toplanmasının da bu iletişim çağında çok zor olduğunu düşünmüyorum. Ama şu anda bu destek programlarının hazırlanması konusunda bu çalışmaların yapılmadığını gözlemlemekteyiz. Tabii umarım hayırlı uğurlu olur, var olan eksiklikler giderilir. İnsanların tekrardan refah düzeyinin yükseldiğini gördüğümüz gün bu çalışmaları takdir edeceğimiz gün olacaktır. Önemli olan sonuç.

 


Bir cümleyle

Ekonomi: İstikrar şart

Para: Araç

Döviz: Kırmızı alarm

Hükümet: Planlı yönetim

Özelleştirme: Tartışmalı

Sanayi Odası: Sesimiz, kulağımız

Medya: Çalışkan

Kıbrıs insanı: Sevecen ve dürüst    

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1720 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler