1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Yerli Google: İlla şimdi araycan?!
Yerli Google: İlla şimdi araycan?!

Yerli Google: İlla şimdi araycan?!

Ne yerin ne de yerlinin aslında bir suçu yok! Aksine; onlar müthiş bir harmoni içerisinde ve pırıl pırıl! Tek bir suçlu var: Havalar! Sürekli olarak “Ne olacak bu memleketin hali?!” diye soranların dahi belli dönemlerde mola aldığı bir ring bu

A+A-

 

 

Ne yerin ne de yerlinin aslında bir suçu yok! Aksine; onlar müthiş bir harmoni içerisinde ve pırıl pırıl! Tek bir suçlu var: Havalar! Sürekli olarak “Ne olacak bu memleketin hali?!” diye soranların dahi belli dönemlerde mola aldığı bir ring burası. Bu molalar da genellikle yaz aylarına denk gelmekte. O yaz ayları ki iklim bas bas bağırmaktadır: “Sokağa çıkanı yakarım!” ve yerli Google, kendi doğasına da ters düşecek şekilde cevaplamak yerine sorar: “İlla şimdi araycan?”

 

BIZ MEMNUNUZ HALIMIZDEN!

 

İngiltere ile Kıbrıs sürekli olarak kıyaslanan iki ülkedir. İngilizler bizdeki güneşli havalara, bizimkilerin de İngiltere’deki çimlerin yeşilliğine hasta olması aslında içinde bir sürü promosyonu barındıran bir durumdur. Örneğin; bir kütüphanede harıl harıl çalışmak için gereken hava koşulları nedir? Elbette ki “Bugün denize mi gitsek?!” diyebileceğimiz bir hava durumu, bünyemizin içeri içeri değil, dışarı dışarı meyletmesine sebep verecektir. Oysa ki İngiltere’nin müzmin gri gökyüzü, “Beytambal galsın artık böyle hava!” dedirtip, şahısta kitaplara gömülme isteği doğurur! Peki bizdeki iklim kışın ortasında olsun, buram buram kitaplara gömülme isteği yaratabilir mi? Aksine kış aylarının dizilere gömülme isteği yarattığını söylemek çok daha gerçekçi. Bu durumda soru şu: Suçu iklime atarak kendi okumaz-yazmazlığımızı daha ne kadar muhafaza edeceğiz? Ve galiba en trajik cevap da şu: Biz memnunuz halimizden!

 

“UZAY ÇAĞI” MI, “BILGI ÇAĞI” MI?

 

Bu çağa, birileri “Bilgi Çağı” adını vermiş. Hoş, “Uzay Çağı” diyen de var ama uzay ile, bilgiye kıyasla hiç ama hiç alakamız olmadığı için, “Bilgi Çağı” olarak varsaymakta fayda var. Dileyen uzay çağı olarak da kabul edebilir ama bu durumda mecburen kendimize çağdışı(!) deme tehlikesiyle yüz yüze kalacağız. Bu da herhalde Kıbrıslı Türkler’in en çok çekindiği sıfattır. Bize ganimetçi denebilir, besleme denebilir, hazır yeyici denebilir ama çağdışı?! Ne münasebet! Bu yüzden uzayı pek karıştırmayın çağa!  Malum KKTC, uzaya çıkana kadar, yıldızlar bizim için gazetelerin günlük astroloji yorumlarından ibaret bir gizem!

 

ŞIRKETLERIN İYI HUYLU OLMA İHTIMALLERI

 

Eğer çağ bilgi çağıysa, bu değirmenin suyu nereden geliyor? Yani, Kıbrıslı Türkler'in çağa ayak uydurmasını sağlayacak olan, bu halkın çağın kapısındaki güvenlik tarafından “Doluyuz kusura bakmayın!” denerek geri çevrilmemesi için elzem olan tek şey... Bilgi! Hangi kaynaktan, nasıl temin edilmektedir ve/veya edilecektir? Cevabınızı duyar gibiyim. Zaten tüm sorunların cevabı artık aynı: Google! Bizim ülkenin kendine has özelliklerinden bir tanesi de tam da budur aslında! Memleket kapalı ekonomi olduğu üzere, KKTC sınırları içerisinde (satış ve kullanım haricinde) kurumsal temsilciliği bulunmayan Google, Facebook, Youtube, Nike, Coca Cola gibi şirketlerin, sanki bir şirket değil de tabiatın bir parçasıymış gibi algılanması. Yani sanki Google dediğimiz olay sadece bir ekran görüntüsünden ibaret de, orada mesai yapan, gece gündüz çalışan insanlar yok. Nike desen sadece ayakkabı! Meseleye bu açıdan baktığımız zaman iş biraz daha farklı boyut alıyor. Ne yani, Kıbrıs Türk halkının bilgi çağına adaptasyon konusundaki en büyük kaynağı bir şirket mi? İyi de şirketlerin, kendi karlarını artırmak için hareket ettiğini biliyoruz! Bir halkın, bir çağa adapte edilmesi bir şirkete devredilecek konu mu? Tabi eğer bilgi çağına adapte olma gibi bir derdimiz yoksa, otomatik olarak böyle bir sorunumuz da yok. Hele hele bilgiden evvel, elektrik, eğitim ve sağlık gibi konuları dahi şirketlerin “iyi huylu olma ihtimalleri”ne havale ettiysek, zaten durum yeterince vahim demektir.

 

Algılamak belki de insanoğlu için en önemli eylemlerden biridir. Algılamadığımız sorunlarınız olamaz. Algılamadığımız birine aşık da olamayız. Algı dediğimiz şey, maalesef ki günümüzde yönlendirilen bir gerçeklik halini aldı. Birileri isterse, tüm evlerde bazen Behlül ile Bihter, bazen de sıradaki UBP kurultayının neticesi tartışılabiliyor. Yerli Google’a “Yeter artık, bu iş böyle gitmez!” yazıyorsunuz. Hemen cevap geliyor: “Ona da maraz?!” mı demek istediniz?

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1418 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler