1. YAZARLAR

  2. Sami Özuslu

  3. YENİDÜZEN’İ YAŞATMAK YA DA YAŞATMAMAK
Sami Özuslu

Sami Özuslu

Yazarın Tüm Yazıları >

YENİDÜZEN’İ YAŞATMAK YA DA YAŞATMAMAK

A+A-

 

‘Bir avuç insan’ çok büyük işler başarabilir. Bu toplumda böylesi pek çok örnek vardır.
Yeter ki ‘bir araya’ gelmeyi başarabilelim.
1975’te Yenidüzen’i çıkarmaya karar veren, içeriğini hazırlayan, baskı, yayın ve dağıtımında görev yapanlar ‘bir avuç’tu. Hatta okuyanlar da!..
Ama inançları, idealleri vardı.
Bu yüzden baskılardan, tehditlerden, kurşunlardan, imzasız teşkilat bildirilerinden korkmadılar.
‘Yeni bir düzen’di hayalleri…
Onun peşinden yürüdüler hep rüzgara karşı…
**
Bugün 45’inci yayın yılına ‘merhaba’ diyen Yenidüzen’in ulaştığı noktayı ve misyonunu doğru okumak lazımdır.
1975’te CTP’nin yayın organı olarak kuruldu gazete, çünkü CTP’nin kitlelere ulaşmak için başka bir seçeneği yoktu. Sol ideoloji ezilmeli, yok edilmeliydi. Solcular işsiz bırakılmalı, taciz edilmeli, gerekirse zor kullanılarak susturulmalıydı. 
Devletin yayıncı kuruluşu tamamen ‘tek sesli’ydi. Seçim dönemlerindeki yasal zorunluluk dışında Bayrak radyosunda ve daha sonra TV ekranında bir CTP’li, bir solcu siyaset insanının sesini duymak, yüzünü görmek ne mümkündü!
Basının geneli de ‘resmi propaganda’nın parçasıydı. ‘Parti gazeteleri’, ‘sendika gazeteleri’ bu yüzden çıkarıldı. İyi ki çıkarıldılar. Yoksa toplumun bir yandan eğitim sistemi, diğer yandan basın yoluyla ‘tek yanlı’ yönlendirilmekten başka seçeneği olamazdı.
**
Bugünden geriye bakıldığında 45 yıl içinde basın alanında birçok değişim oldu. Aynı zamanda toplum da değişti. Siyaset de öyle…
Artık kitle iletişimi çok daha kolay… Bilgiye erişim, düşünceyi ifade etme olanağı çok daha geniş… Gazete, TV, radyo, web sitesi sayısı çok fazla…
Bunlar olumlu…
Ama yeterli mi?
Yeterlilik meselesine nereden bakıldığıdır önemli olan ve şu sorulara cevap vermekte fayda vardır:
Medyadan beklediğimiz nedir toplum olarak? 
Ya da tersinden sorayım: Toplum için medyanın önemi nedir? Ne yapmalıdır, nasıl yapmalıdır basın?
Ve özelde UNITED Medya’dan beklentimiz nedir?
Yani Yenidüzen ve kardeşleri Sim FM ile Kanal SİM’in nedir bu hareket içerisindeki yeri?
**
Bu sorulara cevap verirken önce bir coğrafyaya bakmak gerekir. Ortadoğu-Kuzey Afrika-Anadolu üçgenindeki bu coğrafyada demokrasi, insan hakları ve özgürlükler sürekli geriliyor.
En yakın ilişki içinde olduğumuz Türkiye basın özgürlüğü konusunda en kötü ülkeler arasında yer alıyor ve oradaki medya düzeninin Kuzey Kıbrıs’ta da sağlanması için ciddi bir uğraş var.
Doğu Akdeniz malum… Filler paylaşım kavgasındayken, çimenler ezim ezim haldedir.
Adanın kuzey yarısında ekonomik faaliyetlerin önemli bir bölümü çeşitli çıkar çevrelerinin elindedir ve bu grupların medyanın önemli bir kısmını kontrol ettiği, bir kısmına ise doğrudan sahip olduğu aşikardır.
Arkasını büyük bir kumarhane, bet ofisi veya benzeri ‘bol paralı iş çevreleri’ne dayamayan yayın kuruluşları, Türkiye medyasının haksız rekabeti karşısında mum gibi erimeye devam ediyor.
Bir avuç emekçinin ve gönüllünün katkısıyla, kendi yağıyla kendi ciğerini kavurmaya çalışan yayın kuruluşları ise hangi ay sonu kapıya kilit vuracağının kabusunu görüyor.
Son dönemlerde işten ayrılan ya da atılan basın emekçisi sayısı az değil. Personel kaybeden, teknolojiye yatırım yapamayan, kırılanı tamir dahi ettiremeyen bir medya ayakta duramaz. Yayınlarına devam etse bile gücü, etkisi eskisi gibi olamaz. Kaliteli yayın yapamaz. İlkelerinin ve ideallerinin peşinde koşamaz. 
Özgür medyanın güçsüzleşmesi işbaşındaki hükümetin de hedeflerinden biridir.
Neden?
Sormayan, sorgulamayan, araştırmayan, gizleneni açığa çıkaramayan, söylenenle yetinen, iktidar ve güç sahiplerinin sesini duyurmakla yetinen, etliye sütlüye bulaşmayan, öyle barış, demokrasi, haklar falan da istemeyen bir ‘boynu bükük medya’dır onların istediği…
**
Bulunduğumuz coğrafyayı, bu ada yarısının geldiği konjonktürü, kimin aklının arkasında ne gibi ajandalar olduğunu doğru okumak lazımdır. 
UNITED Medya sadece bu adanın ve toplumun değil, her türlü riskin gittikçe arttığı bütün bölgenin de ‘demokrasi ve barış sigortası’dır.
Bu yüzdendir ki Yenidüzen yaşamalı, yaşatılmalıdır.
SİM yaşamalı, yaşatılmalıdır.
Ve bu görev ‘bir avuç’ insanın sırtına bırakılmayacak kadar ağırdır.
‘Sigorta’ yanmadan harekete geçilmesi tarihseldir, hayatidir.
 

Bu yazı toplam 1270 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar