1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Yeniden mücadeleyi yükseltirken…
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeniden mücadeleyi yükseltirken…

A+A-

 

“CTP'de olanları yazmayacak mısın, sen ne düşünüyorsun?” diye soran oluyor.
Kimseye akıl vermek haddime değil ama naçizane bakışımı aktarmak istiyorum.
Daha önce de buna benzer süreçler yaşadı CTP…
Seçimler kazandı, seçimler kaybetti.
Kıbrıs siyasetinin hep belirleyici partisi oldu.
Bu kadar tartışılmasının nedeni de bu aslında, siyasetteki belirleyiciliği…
Daha önce de buna benzer bir yazı yazdım, o dönemde Mehmet Ali Talat’ın başkan adaylığı konuşuluyordu. Şimdi de Tufan Erhürman…
Bu yeni yolda Tufan Erhürman’a başarılar dilerim.
Adaylığını açıklaması ile parti tabanındaki heyecanı hep birlikte izledik dün…
Belli ki büyük bir heyecan ve kenetlenme yaşanıyor.
Ancak partiler siyasetleri ile toplum önündedir, zaten Erhürman da adaylık açıklamasında siyasete vurgu yaparak ciddi bir ipucu vermiştir.
Kısacası halk 'siyasete' oy verir.

Daha açık söylemek gerekirse vatandaş 'umuda' oy verir, bir şeyleri değiştirmek daha ileriye gitmek için oy vererek kefil olur.
CTP siyaseten halka umut veren konumuna geri dönecektir.
Partinin politikaları, ilkeleri icraatları “İyi ki CTP var” dedirtmelidir.
Bu 'iyi ki var' sözü ilk önce kendi tabanının ağzından çıkmalıdır.
Her bir üyesinin…
Önce partinin üyeleri bu inancı yakalamalı, sonra da geniş halk kitleleri bu inanca kanalize edilmelidir.
Dikkatinizi çekerim, önce kendi tabanı buna inanmalıdır.
İşte Erhürman’ın adaylığını açıklaması bu kıvılcımın parlamasına neden olmuştur ve bu dikkat çekici niteliktedir.
CTP’nin  dinamik Gençlik Örgütü parti için büyük bir şanstır, umuttur.
İnanca 'gençleri' okuyarak başlayabiliriz mesela…
Peki “İyi ki CTP var” demek, ya da dedirtmek için ne yapılmalıdır?
Aslında sorun basit olduğu gibi, çözümü de basit.
Dile kolay dediğinizi duyar gibiyim.
CTP, emek, sivilleşme, Federal Kıbrıs ve günlük yaşama dokunan  çözüm odaklı siyasetleri aktif şekilde hayata geçirmelidir.
Görünür olmalıdır, hissedilir olmalıdır, sürükleyici olmalıdır, hızlı olmalıdır.

Örneğin emek siyaseti ekseninde halktan gelen çağrılara kulak tıkamamalıdır.
“Halk” derken sadece Kıbrıs Türk halkından bahsetmiyorum.
Kıbrıs Rum halkının hassasiyetlerini de düşünmelidir.
Özür dilerim ama Kıbrıs sorununda Türkiye Dışişleri ana politikası eksenini kırmalı 'idare-denge' siyaseti terk edilmelidir.
Bunu kırarak dökerek yapmanıza gerek yok.
Ama yaşayarak gördük ki hem pratikte, hem de siyaseten özellikle “bütünlüklü çözüm” kilidi bizi ileriye taşımadı. Artık parça parça çözüm siyaseti de masaya konmalı ve Cumhurbaşkanı da iteklenmelidir.
Aynı sorun mali konular için de geçerli…
Maliye politikalarında da 'idare' siyaseti kimilerine göre “partiyi öz değerlerinden uzaklaşmasına neden oldu”, eleştirileri hep birlikte izledik. Özellikle sendikaların görüşü ortada...
Emeğin partisi CTP'nin çalışanların işçilerin “İyi ki CTP var” diyeceği bir dönem yaşaması beklenirken,“denk bütçe” sarmalında kaybolan siyaset bizi çok başka noktalara taşıdı.
Örneğin 'Göç Yasası' konusunda atılması beklenen adımlar yeterdi değildi, bu konu daha iyi anlatılmalı sendikaların desteği yitirilmemeliydi.
Evet 'az gelirliye fazla maaş artışı' doğruydu, desteklenmeliydi…
Kamudaki aşırı yüklenmeye bol keseden devam edilsin demiyorum ancak 'gelir adaleti'  bağlamında adımlar atılmasını beklemek bir CTP'nin en azami beklentisi olmaktan öteye gitmeliydi.
Hep mi yanlış adımlar atıldı maliye açısından?
Hayır!
Uygulanan kimi doğru politikalar sayesinde CTP’li hükümetler döneminde Türkiye'den kaynak beklemeden maaş ödemesi yapılabilecek noktaya gelinmesi umut verici bir gelişme olarak not edildi.
Az gelirliye fazla artış da buraya not edilebilir.
Buna karşı çıkan yok.
Ancak bu ve buna benzer güzel gelişmelere eklenmesi gereken politikalar da olmalıydı.
'Emek yanlısı' ve yurttaş yanlısı günlük yaşam kalitesini artıran politikalardan bahsediyorum.  Buna ‘sivilleşme’ de eklenebilir.
Kamuya uygulanması beklenen emek politikalarına paralel, özel sektörde çalışan binlerce emekçiye kadar uzanan siyasetler “İyi ki CTP var” dedirtmeli.
Örnek vermek gerekirse Göç Yasası kaldırılırken, özelde sendikalaşmanın yasal hale gelmesi için radikal adımlar atılabilmeliydi.
Bu ve buna benzer örnekler çoğaltılabilir.
Doğru adımlar da atıldı pek tabii, yukarda birkaç örnek verdim.
Mesela iyi örneklere şunlar da eklenebilir:
• Su konusunda dirayetli durarak anlaşmanın içeriği Kıbrıs Türk halkının lehine değiştirilmişti,  sonuç çok yeterli olmasa da doğru bir duruştu.
• Ekonomik Protokol konusunda da net duruş sergilenerek özelleştirmelerin önüne geçmek için müzakere yöntemi seçilmişti, doğru adımdı.
Türkiye tarafından talep edilen KIB-TEK'in özelleştirme süreci CTP sayesinde durduruldu, KIB-TEK maliyesi yapılandırıldı,  doğru bir adımdı.
•  CTP’li hükümetler döneminde elektrik, gaz gibi sade vatandaşın günlük harcamalarına doğrudan etki yapan konularda indirime gidildi, doğru bir adım atıldı.
•  Yurttaşlık dağıtımı durduruldu, seçmen yapısının değişmesine engel olundu, doğru bir adım atıldı.
Birçok yasa yapıldı, bazılar komitelerde tıkandı, kimileri geçti yürürlüğe girerek radikal değişikliklere vesile oldu.
•  CTP’nin son iktidarlarının ilk günlerinde dahi TOMA iptali, yangın helikopteri kiralanması, Onkoloji Hastanesi yapımı gibi sevindirici gelişmeler de oldu, bunlar da doğru adımlardı, yurttaşa dokundu.
• Her şeye rağmen askerlik ellendi, meslek lisesi mezunlarına askerlik kısaltıldı, doğru adım atıldı. Ama çok daha fazla, çok daha radikal adımlar günlük yaşama dokunmalıydı.
İki ana konu, emek siyaseti ve Kıbrıs sorunu politikaları etrafında fikir jimnastiği yaptığımda ilk aklıma gelenler bunlar.
Pek tabii fazlası da düşünülebilir, tartışılabilir.
CTP'liler Kasım kurultayı öncesinde lokal konularda şimdilik tartışmalarını sürdürüyor.
Tabii ki o yönde de fikirler çatışmalı, doğru yol tartışarak aranmalıdır.
Buna CTP'liler karar verecek.
Ancak CTP'yi ileriye taşıyacak olan tartışmalarla ele alınması gereken siyasetidir, değerleridir, duruşudur. Muhalefetteki bu kısa dönem değerlendirme için iyi bir şanstır.
Zira isimler değil siyaset tartışılmalıdır.
İhtiyacımız olan hem her bir CTP'liye, hem de en sade vatandaşa “İyi ki CTP var” dedirten politikaları hayata geçirmektir.
Gerisi teferruattan başka bir şey değil…
CTP Kıbrıs siyasetinin belirleyici gücüdür, olmazsa olmazıdır.
Öyle olmaya da devam edecektir.  Bu toprakların bu güce ihtiyacı vardır.
Ve bu güç, bir an önce toplumun her üyesine “İyi ki varsın” dedirtmenin yollarını aramalıdır.
Elbette hiçbir şey için geç değil.
Yeter ki kırmadan dökmeden konuşarak doğru yolu bulabilelim.
Sevgiyle, hem bir birimize hem de politikalarımıza inanırsak, tabana, gençlere halka kulak verirsek, sonuçları doğru okuyabilirsek başaramayacağımız hiçbir şey yok.
İyi ki CTP var, iyi ki  umudumuz var…

-----------------------------------------------------


“GKK neden kafasına göre?”

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde çalışan  asker, polis sivil işçi ve memurlar Güney Kıbrıs’a ayda 3 gün geçebiliyor. Bu hak onlar için kısıtlanmış…
Dün haber merkezimize bir mail geldi.
Bakın ne diyor:

Öncelikle bu satırları yazmamdaki sebep, sizin bunları kesinlikle dürüst ve cesur bir şekilde yayınlayacağınıza olan inancım tamdır. İsmimi ve kimliğimi saklamamdaki neden ise malum kurumdan dolayıdır. Şimdi sorunumuza gelince; Biz GKK’da çalışan sivil işçi ve memurlar olarak Güney Kıbrıs’a geçiş hakkımızı ayda 3 gün olarak kısıtlamalarıdır. Bu insan haklarına aykırıdır. Seyahat özgürlüğü ile ilgili Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:
“Gezi ve Yerleşme Özgürlüğü
Madde 22. Her yurttaş, gezi özgürlüğüne sahiptir; Hiçbir yurttaş, isteği dışında Devlet sınırları
dışına çıkarılamaz ve aynı şekilde girmekten alıkonulamaz.”
Peki size sorarım; mahkeme tarafından alınmış herhangi bir karar olmaksızın, seyahat belgeleri alıkonulmaksızın (yani suç halleri dışında) nasıl oluyor da GKK kafasına göre sınırdaki yurtdışı çıkış bilgisayar sistemlerine bize kısıtlama koyabiliyor? Ayda 3 gün bizi nasıl kısıtlayabiliyor? Neden Türkiye’ye istediğimiz zaman gidebiliyoruz da, güneye geçmek için bize ayda 3 gün süre tanıyor? Lütfen bu konuyu gazeteye taşımanızı ve gereken yanlışlığın düzeltilmesi için ön ayak olmanızı istiyoruz, iyi çalışmalar diliyorum...
Not: Kimliğimin gizli kalmasını istiyorum, benim gibi düşünüp de konuşamayan çok insan var.

Bu yazı toplam 1263 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar