1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Yeni Dünya Gençleri ve Eğitim
Yeni Dünya Gençleri ve Eğitim

Yeni Dünya Gençleri ve Eğitim

Bir ülkenin gelişmişliğine eğitim sistemine bakılarak karar verilebilir. Bu nedenle bir ülkenin gelişmişliğini sürdürülebilir kılmanın yegane yolu, eğitim sistemini de sürekli olarak yeni değerlere göre şekillendirmektir. Bugünün çocukları i

A+A-

 

 

         Bir ülkenin gelişmişliğine eğitim sistemine bakılarak karar verilebilir. Bu nedenle bir ülkenin gelişmişliğini sürdürülebilir kılmanın yegane yolu, eğitim sistemini de sürekli olarak yeni değerlere göre şekillendirmektir.

 

Bugünün çocukları internet çocuklarıdır. Teknoloji ile arkadaş olmalarının ötesinde teknolojik, bireysel, zor beğenen küresel dünya vatandaşlarıdır. Bu çocuklar; TV’den sonra Internet’i tanıyıp benimsemiş, özgürlüğüne düşkün,  kısmen sadakatsiz ve tatminsiz, zor beğenen ama isteklerini ısrarla ifade eden ve tercihlerini açıkça ortaya koyan toplum bireyleridir.

 

Bu çocuklar; bir yandan cep telefonu ekranı, bilgisayar ekranı, hatta TV ekranı karşısında iseler de aynı anda birden fazla faaliyette bulunabiliyor: Cepten SMS atarken, bilgisayar ekranında hem “MSN”de yazışıp hem ödevini yapabiliyorlar… Bir yandan yeni şeyler keşfederlerken, bir yandan da bu keşiflerini “facebook”da paylaşabiliyorlar…

 

Peki, ama bugün eğitim sistemimiz, bu bireyleri yetiştirmeye ne kadar uygun? Çünkü bu çocukların; mektup ya da dilekçe yazma, uzun yıllar önce olmuş savaşlarda kimin kaç tane tüfeği, kaç tane atı, kaç tane tankı olduğunu bilme,  eğik atış, yatay atış ya da havuz problemlerini çözmekten çok daha önemli sorunlarla uğraşması gerekiyor. Bu çocukların; küresel ısınma, ekonomik krizler, yoksulluk, kitlesel sağlık sorunları, genel olarak dünya nüfusunun hızla artıyor olması, göçmenlik ve belki de hâlâ daha çözememişsek Kıbrıs Sorunu gibi küresel sorunlara çözüm bulmaları gerekecek…

 

Bu çocukları; öğretmenin tahta başında durmadan bir şeyleri anlatıp, ezberletmek istediği sınıf ortamlarında bırakın geleceği, günümüz dünyasının ihtiyaçlarına bile hazırlamak pek mümkün değil... Bu durumun aksine onlara; sınavların, eğitim sistemini esir almadığı, teknolojin en az evindeki kadar okulunda da olduğu, tutum ve değerleri kazanmaya yönelik anlayışların hakim kılındığı bir bilgi okuryazarlığı ortamı sağlanmalı…

 

Her ne kadar toplumsal olarak dünya toplumları arasında yerimizi alamamış olsak da, gençlerimizi dünya vatandaşı olarak yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Çünkü onlar artık teknoloji yerlileri olarak birçok anlamda dünyalı olmanın hem hazzını hem de önemi fark etmişlerdir… Bu nedenle başarmamız gereken ilk ve en önemli şey; ansiklopedik bilgileri satır satır ezberleten eğitim anlayışını terk ederek, olayları ve olguları, eleştirel düşünebilmeyi öğretebilmektir.

 

Bu çocukların; günlük yaşamlarındaki geniş dünyaları ile okullarında dört duvara arasına sıkışmış sınıf düzenleri arasındaki karşıtlığı ortadan kaldırmamız gerekliliği kaçınılmazdır. Bu nedenle sınıfın duvarlarını aşacak; aktif öğrenme, sosyal sorumluluk, çevre duyarlığı, düşünmeyi ve bilgiye ulaşma yollarını bilme gibi temel değerleri içeren bir eğitim anlayışına sahip olmalıyız… Aksi durumda çocuklarımıza, okullarını ve öğrenmeyi sevdirmeyi başaramayacağız… 

 

 

          

BİLİYOR MUYDUNUZ?

 

 

 

Bilgi Okuryazarlığı

 

         Eğitim bilimciler, bilgi okuryazarlığı” konusunda iki temel yaklaşımdan bahsetmektedir.  Bunlar,  “bilgi okuryazarlığı” kavramının ne olduğu ve bilgi okuryazarı olan bireyin sahip olması gereken özelliklerin neler olduğu ortaya koymaktır.

 

Birinci yaklaşımla gerçek yaşamla ilgili problemleri çözebilme için bilgiye ulaşabilme, farklı türdeki kaynaklardan bilgiye ulaşabilme,  bilgilenmenin sürekliliğini sağlayabilme, bilginin ne zaman ve nasıl elde edileceğine ilişkin stratejiler belirleyebilme gibi özelliklerin bilgi okuryazarlığı tanımında yer alması gerektiğini belirtmektedir. İkinci yaklaşımda ise, bilginin nicel olarak artması karşısında bilgiye gereksinim duyan bireylerin sahip olması gereken becerilerin de arttığı vurgulanmaktadır. İşte söz konusu beceriler bilgi okuryazarlığının temelini oluşturmaktadır.

 

 

 

 

 

ANLAYANA - GÜLMECE

 

Siyaset

 

Hamdi ve Halil adında iki siyasetçi, yaklaşan seçimler için köy köy dolaşmakta, oy toplamak için ateşli konuşmalar yapmaktadırlar… Hemen her gece bir başka köye gittikleri için kolay ve ucuz olması açısından, köylerde çadır kurarak gecelemektedirler… Çadırlarını kurup, ertesi gün yapacakları seçim konuşmasını düşünürlerken uykuya dalarlar, bir süre sonra Hamdi’nin sesi duyulur… Bir siyasetçi edasıyla söze başlar.

- Halil gökyüzüne bak ve bana ne gördüğünü söyle…

 

Halil’den yanıt gecikmez:

- Yıldızlar net gözüküyor bu demek oluyor ki bulut yok ve yarın hava güzel olacak. Bu bizim için iyi ve ayrıca yıldızlar çok büyük ve parlak buda demek oluyor ki buralarda hava çok temiz… Yarınki konuşmamızda bu temiz havanın bizim eserimiz olduğunu söyleyelim…

 

Hamdi sinirli bir şekilde yanıt verir:

- Ya Halil bırak şimdi siyasi lafları… Görmüyor musun üstümüzden çadırı almışlar…

 

 

 

AKLINIZDA BULUNSUN

 

 

Jisseki - Kankei

 

         Farklı ülkelerdeki program geliştirme çalışmalarının yer aldığı ve editörlüğünü Prof. Dr. Özcan Demirel hocamızın yaptığı “Gelecek İçin Eğitim” kitabında; Japonya, Kore, Kaliforniya, İrlanda, İngiltere ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin eğitim sistemleri karşılaştırmalı olarak inceleniyor. Okulöncesinden yüksek öğretime, öğretmen yetiştirmeden, meslek edindirmeye kadar eğitim sistemlerinin farklı boyutlarının yer aldığı kitapta Japonların, işgücünün planlanmasının ve bu plana uygun personel yetiştirilme programlarını nasıl geliştirdikleri ile ilgili kısım, eğitim yönetiminde “planlama” adına ders alınacak nitelikte…

 

         “Jissekki – Kankei”, Japonya’da okullar ve işverenler arasındaki sözleşmelerle verilen addır. Bu sistemde, okulların birincil görevi, kendi öğrencileri bir işe yerleştirmektir. İşverenler de, okulların önerileri doğrultusunda seçilen öğrencilere istihdam imkanı sunmakla yükümlüdürler. İşverenler, bu sistemle; istihdam koşullarını, okullara sunulan iş sayısını, iş tanımlarını, ücretleri ve çalışma sürelerini Japon İstihdam Güvenliği Yasası’na uygun olarak Kamu İstihdam Güvenliği Ofisine (PESO), okullar da bu özelliklere uygun programları ve yetiştirdikleri öğrencileri eğitimden sorumlu bakanlıklarına bildirmek zorundadırlar.

 

         Kaliteli ve etkin bir mesleki eğitimin ülke ekonomisine katkısı yansınamaz. Japon ekonomisin bugünkü durumunda olmasının en büyük nedeni olarak “Jissekki – Kankei”’yi 1960’dan beri başarı ile uygulanması gösterilmektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1042 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler