1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Yeni Bir Dergi: Arka Bahçe
Yeni Bir Dergi: Arka Bahçe

Yeni Bir Dergi: Arka Bahçe

Mevsimlik bir dergi daha... “Yeni bir ormanın tahayyülü Arka Bahçe’de filizlenir!” Khora Kitap Cafe’ye ait ‘Arka Bahçe’ adlı edebiyat dergisinin 1. Sayısı çıktı sıcak sıcak Yaz’ın uyuşukluğuna uyuzluğuna inat...

A+A-

 

 

Mevsimlik bir dergi daha... “Yeni bir ormanın tahayyülü Arka Bahçe’de filizlenir!” Khora Kitap Cafe’ye ait ‘Arka Bahçe’ adlı edebiyat dergisinin 1. Sayısı çıktı sıcak sıcak Yaz’ın uyuşukluğuna uyuzluğuna inat...

 

Bu ilk sayının ‘Merhaba Derken...’ önsözünde, şöyle demiş Khora Kitap Cafe müdavimlerinin yakınen tanıdığı aslen İpsilatlı, şimdilerde Hamitmandrezli, bu derginin çıkmasında itici güç olan Halil Karapaşaoğlu:

Kıbrıslı Türk Edebiyatı, Kıbrıslı Türklere dayatılan politik, ekonomik ve entelektüel hegemonyadan bağımsız düşünülemez. Kıbrıslı Türk Edebiyatı’nı özerkleştirme ve kurumsallaştırma çabası, ülkenin genelinde var olan grevlerle, eylemlerle birlikte düşünülmelidir. Bir halkın yaşanabilir bir hayat talebi; sanırım politikanın, felsefenin, sosyolojinin, psikolojinin ve tabii ki kaçınılmaz olarak edebiyatın da meselesidir.

 

Kıbrıslı Türk siyaseti Ankara üstünden şekillenirken, buna paralel olarak Kıbrıslı Türk Edebiyatı da İstanbul üstünden şekillenmektedir. Lefkoşa ne siyasetin ne da entelektüel yaşamın öznesi olamamış, merkez haline dönüşememiştir, dönüştürememişizdir. Edindiğimiz bilgi, kendi yaşadığımız coğrafyanın ihtiyaçlarından doğmuyor, İstanbul üstünden bize dayatılıyor. Bundan dolayı, ülkemiz, entelektüel üretim alanında yoksulluk çekmekle birlikte, Kıbrıslı Türk halkının çıkmazına çözüm önerileri üretememektedir.

 

Kıbrıslı Türk Edebiyatı’nın kurumsallaşamamasının nedenlerini tespit ettikten sonra, yavaş yavaş bu sorunların üstüne gidip, gücümüz yettiğince mevcut sorunları çözmek zaruridir. Kurumsallaşmaya zemin oluşturacak önemli araçlardan bir tanesi dergidir. Şu an ne yazık ki, sürekli olarak çıkan bir edebiyat dergimiz yok. Isırgan ve İnsan Zaman Mekan dergileri zaman zaman maddi olanak buldukça çıkmaktadırlar. Dergi; yeni düşüncelerin tartışılması, eski düşüncelerin sorgulanması, söyleşilerle eleştirilerin, denemelerle, kitap tanıtımlarının olduğu, yılın değerlendirilmesinin yapıldığı, genç edebiyatçılar için okul, yazarlar ve şairler için de bir platform niteliğindedir. Böyle bir derginin sürekli olarak çıkmaması ya da çıkartılamaması bizim ayıbımızdır.

 

Arka Bahçe, eleştiri, inceleme, söyleşi, deneme, şiir, öykü alanında çalışmalar yapmaya çalışırken, çeviri alanında da ürünler ortaya koyacaktır. Katkı koymak isteyen herkese bu platform açıktır.

 

II.

Virgina Woolf’un ‘Kendine Ait Bir Oda’sında da ifade ettiği gibi, entelektüelin üretebilmesi için kendine ait bir odasının olması lazım. Bundan yola çıkarak ve buna eklemeler yaparak, bu odayı Arka Bahçe olarak tanımladık. Çünkü entelektüel; odaya hapsolmamalı, güneşi görebilmeli, rüzgarı hissedebilmeli, yıldızların altında uyuma hazzını yaşarken, yabani böcekler tarafından da ısırılmanın acısını bilmelidir.

Aydın; doğayla, kentle bütünleşebildiği sürece nefes alabilir ancak!

 

O yüzden;

Yabani otların, meyve ağaçlarının, şifalı bitkilerin...

Uçucu yapraklarla, sevişmelerin, orgazmların...

Molotofların, sokakların, dağların...

Buluştuğu yerdir Arka Bahçe!

Arka Bahçe yasakların çiğnendiği, kurulu düzene başkaldırının tohumlarının ekildiği, gizli oda gibidir duvarları ve tavanı olmayan...

Yeni dünyanın ekilip biçildiği özgür orman hayalinin provasıdır da aynı zamanda...

 

* * *

 

Şiirleri, anlatıları, çevirileri, incelemeleri, söyleşileri, denemeleri, karikatür ve öyküleriyle dergide yer alanlar şöyle:

Ziya Ormancıoğlu, Zeki Ali, Tamer Öncül, Hakkı Yücel, Jenan Selçuk, Ahmet Tezer, Emre İleri, Halil Karapaşaoğlu, Sonat Yurtçu, Erk N.Günce, Kenneth Rexroth, Kostas Karyotakis, Atilla Türk, Gürgenç Korkmazel, Cengiz Erdem, Nazım Beratlı, M.Kansu, Rıdvan Arifoğlu, Okcan Yıldırımtürk, Tuğçe Koruoğlu, Çınar Uluçay, Yıltan Taşçı ve Devran Öztunç.

 

Toplamı 62 sayfa olan dergiyi sindire sindire okumayı daha tamamlamadan hemen duyurusunu yapmak istedim.

Sonuçta bu yazı bir eleştiri yazısı değil, bir duyuru. Pek çok tanıdık ismin yanında, yepyeni, genç isimlerin bulunması heyecan ve umut veriyor.

İşte sizin için kısa kısa, tadımlık seçtiklerim:

 

Sen

Tek başına mı yalnızsın?

Yoksa

Beraberken mi?

 

(Ziya Ormancıoğlu)

 

 

Ağaç

Telaşsız ve nazik alnımla,

selamlayacağım günbatımlarını,

       şafakları.

 

Dikileceğim bir ağaç gibi,

öyle bakacağım fırtınaya,

ve şu mavi göğe.

 

Hayat budur diyeceğim,

bir tabuttur, içinde

insan acısının ve sevincinin

       son bulduğu.

 

(Kostas Karyotakis, çeviren: Okcan Yıldırımtürk)

 

 

Deniz Soluması

Dalgalarla nefes alıyor deniz

kumlara adsız bir tarih yazıyor.

 

Yıllar sonra bu kıyıda

bir kulağımda dalgaların sesi

bir kulağımda yürek atışların

diz çöküyorum göğsüne yaslanarak.

 

Olgun bir meyve gibi açılıyor

burnumda büyülü kokun.

Her dokunuşumuz

masum bir cennete çağrı.

 

Sonsuzluğa uzanan bir resmin ortasında

usulca birleşen figürleriz

kimsenin farkına varmadığı.

 

Tek farkımız

bir bütün olmamız

sürekli yırtılıp dağılan bir resimde!

 

(Zeki Ali)

 

 

Uzun

Şiirdendir denizin kabuğu

 

(Emre İleri)

 

 

.rivayet odur ki

(...)

güya sen büyük özlemiydin yazılmamış ne varsa hatırlarında

inci tanesi belki kırılan istiridye kabuğunda ve kaybolurdun

daha bir şehvetle yaşamak için vuslatı aşkın doğu yakasında

rivayet odur ki en çok sevişmek zorlanır orada kendini anlatırken

tenden içeri girer ya ıslak ağzında beyaz bir gül hani can yakar

ve adını her çağırdığında canan ki artık aşktır o vebali senindir

öyleyse öp bir dilim ekmek gibi ve soframıza koy saadetimizi

yarın daha güzel olacak biliyorum seni sevdiğim için eskisinden

bir intihar haberi daha gelmeden bir ceset daha kalkmadan ömrümüzden

 

(Hakkı Yücel)

 

 

Bu haber toplam 1061 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler