1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Yaşlı adam ve çocuk
Yaşlı adam ve çocuk

Yaşlı adam ve çocuk

Parktaki bankta oturuyor, sonbaharın hafif soğuğundan korunmak için ceketinin yakalarını kaldırmış, boynunu kapatmıştı. Oyun alanındaki çocuklardan biri yaklaştı bir an; “Amca, çocukların kimler?” “Benim çocuklarım yok, sizi seyrediyorum

A+A-

İKİ SÖZ

 

Mutluluk daima yakınımızdadır, yakalamak için çoğu zaman elimizi uzatmak yeter.

George Sand

 

Mutluluğun formülü, gerektiğinde önemsiz şeylerle meşgul olabilmektir. Edward Newton

 

 


Yaşlı adam ve çocuk

 

Parktaki bankta oturuyor, sonbaharın hafif soğuğundan korunmak için ceketinin yakalarını kaldırmış, boynunu kapatmıştı.

Oyun alanındaki çocuklardan biri yaklaştı bir an;

“Amca, çocukların kimler?”

“Benim çocuklarım yok, sizi seyrediyorum.”

“Ama çok oldu burada oturuyorsun…”

“Neden, istemiyor musun beni?”

“Yok ondan değil. Uzun süre oturunca çocuğun var diye geldim. Tanışırdık diye…”

“Senin arkadaşların çok ama… Ne güzel oynuyorsunuz işte…”

“Olsun, yeni arkadaşımız olurdu. Gerçekten yok mu çocuğun?”

“Senin yaşlarında bir torunum var ama burada değil.”

“Nerde peki?”

“Kanada’da…”

“Çok uzak mı Kanada?”

“Çok uzak…”

“Ne yapıyor orda?”

“Çünkü annesi-babası orda da ondan…”

“Ne yapıyorlar Kanada’da?”

“Çalışıyorlar.”

“Torunun da çalışıyor mu?”

“O daha çocuk, sen çalışıyor musun?”

“Yok çalışmıyorum, okula gidiyorum.”

“Torunum da okula gidiyor. Sen burada okula gidiyorsun, o da orada okula gidiyor.”

“Neden orada okula gidiyor?”

“Dedim ya… Annesi-babası orda.”

“Haa, anladım.”

“Adın ne senin?”

“Ali. Peki senin?”

“Bak sen! adaşız demek.”

“Ne demek adaş?”

“Benim de adım Ali yani, onun için adaş.”

“Haa, anladım.”

“Sen çok anlayışlısın Ali… Hani senin büyüklerin nerde? Nerede oturuyorlar?”

“Onlar çalışıyorlar…”

“Sen yalnız mısın parkta?”

“Yoook. Arkadaşlarım var.”

“Görüyorum, arkadaşların var da ailenden büyükler yok mu?”

“Dedim ya amca… Onlar işlerler.”

“Ne zaman gelirler?”

“Akşama gelirler.”

“Evin çok uzakta mı?”

“Yok değil, bu binanın arkasında.”

“O zaman biraz sonra beraber gideriz evine, tamam mı?”

“Olur, tamam.”

“Hade sen git oynamaya devam et arkadaşlarınla, ben biraz sonra sana çağırırım.”

***

Biraz sonra güneş artık hafif yüksek tepenin ardından kaybolmaya yüz tutarken küçük Ali’ye çağırdı yaşlı adam… Ali geldi, elinden tuttu yeni tanıştığı Ali amcasının ve evinin yolunu tuttu. Sanki her gün yapıyorlarmış gibi… Dedesi torununu parka getiriyormuş ve akşam üzeri de evlerine gidiyorlarmış gibi…

Evin zilini çaldılar, kapı açıldı, Ali’nin annesi Ali’nin yanında yaşlı bir adam görünce korktu bir an…

“Ali bişey mi oldun, düştün mü, yaralı mısın?” diye sordu.

“Yok yok bir şey yok, korkmayın” dedi yaşlı adam…

Ve kendini tanıttı. Hemen gitmek istedi ama kadın bırakmadı, ardından Ali’nin babası da geldi kapıya, Ali’nin elini bırakmak istemediği yaşlı adamın gitmesini o da istemedi.

***

Yemeğe konuk ettiler yaşlı adamı… Ali’nin annesi ve babası yaşlı adamı tanıdılar, yaşlı adam da Ali’nin ailesini… Ali’nin parkta yalnız başına oynaması ve annesiyle babasının işten dönmelerini dışarıda beklemesi yaşlı adamı rahatsız ettiği için çekinerek sordu;

“Korkmuyor musunuz?”

“Niçin?”

“Ali yalnız başına parkta oynuyor, artık dünyamız eskisi gibi değil!”

“Haklısınız ama okuldan geldikten sonra ödevlerini yapar, sonra da biz gelene kadar parkta oynamasına izin veriyoruz. Bütün gün evin içinde beklemesini istemiyoruz.”

“Büyükleriniz yok mu?”

“Yok” dedi annesi Ali’nin… Benim annem de babam da öldüler. Eşimin bir annesi var ama o da çok yaşlı ve hasta… Yani Ali’ye bakamaz. O yüzden, mecburen…

Cümlesini bitirmesine izin vermemişti yaşlı adam kadının…

“Şöyle yapalım mı? Zaten ben de yalnızım. Anlattığım gibi kızım ve kocası Kanada’da… Bir torunum da orada tabii… Eğer izin verirseniz Ali’yi ben parka götürüp getirmek isterim. Evim buraya yakın zaten.”

Ali öyle sevinir ki bu teklife!..

Ancak annesi ve babası temkinliydi biraz.

Adam kızar gibi;

“Çok düşünmeyin, onu yalnız başına parka gönderiyorsunuz da şimdi benden mi çekindiniz?”

Öyle de oldu. Yaşlı adam, adaşı küçük Ali’yi her gün evinden aradı. Ona izin verdi, hatta şart koştu, okuldan gelip ödevlerini yaptıktan sonra onu her gün parka götürdü, sonra da evine getirdi.

Bazen yemek yediler beraber, bazen hep birlikte gezmeye gittiler.

Bir aile gibi oldular.

Ali bir dede, annesi ve babası bir baba bulmuş, yaşlı adam da Kanada’dakilerin boşluğunu onlarla doldurmuştu.

Mutluydular.

 


 

 

PAZAR’LIK…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 892 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler