1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Yaşasın İşgal!'
Yaşasın İşgal!

'Yaşasın İşgal!'

Dionisis Dionisos 22 Nisan 2012 tarihli Politis gazetesinde İsrail ile Kıbrıs Cumhuriyeti işbirliğinden yola çıkarak yeni “stratejik işbirliği” peşinde koşan Kıbrıslı Rum siyasetçilere gerçek “stratejik ortağın” Kıbrıslı Türkler ol

A+A-

 

 

Dionisis Dionisos 22 Nisan 2012 tarihli Politis gazetesinde İsrail ile Kıbrıs Cumhuriyeti işbirliğinden yola çıkarak yeni “stratejik işbirliği” peşinde koşan Kıbrıslı Rum siyasetçilere gerçek “stratejik ortağın” Kıbrıslı Türkler olduğunu hatırlatıyor ve şöyle diyordu: “Kıbrıslı Türkler stratejik ortağımızdır. Hem onlar hem de biz ekonomik krizden çıkmak ve Kıbrıs’ı cennette dönüştürmek için bu ortaklığı hayata geçirmeliyiz”. Dionisos, devamla, Kıbrıslı Türkleri Federal Kıbrıs Devletine entegre etmeden Kıbrıslı Rumların Türkiye gibi 80 Milyon nüfuslu bir piyasayla ilişki kurma avantajını asla ele geçiremeyeceğini, Türkiye ile mantıklı bir diyalog kurarak sorunun çözülmesi halinde, başta Kıbrıs olmak üzere, herkesin kazançlı çıkacağını yazıyordu. Dionisis argümanlarını şöyle sıralıyordu:

-“Kıbrıs Sorununu çözmeden inandırıcı ve güvenilir bir ülke olamayız. Daha şimdiden AB içinde adımız “saplantılı” ülkeye çıktı. AB ne konuşursa konuşsun, biz hep aynı konuya (Kıbrıs Sorununa)  takılıyız.

-Kıbrıs Cumhuriyeti Kıbrıs Sorunu çözülmeden çok-boyutlu dış politika izleyemez.

-Çözüm olmadan İsrail ile ilişkilerimizi sadece ekonomik açıdan ele almakla yetinmeyeceğiz ve bu ilişkiyi “ülkeyi kurtarmak gibi” bir misyon yükleyeceğiz.

-Federal Kıbrıs Devletini kurarak sorunlu bir ülke olmaktan kurtulursak, bölgenin bütün ülkeleriyle işbirliği yapabiliriz.

-Kıbrıslı Türklerle bizim birlikte yöneteceğimiz devlet, Türkiye ve Suriye ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması imzalayarak enerji ülkesi haline gelir.

-Böyle bir gelişme, Türkiye Yunanistan arasında da MEB imzalanmasına yol açabilir.

-Kıbrıs doğal gazını Yunanistan’ın da katılımıyla Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırabilir.”  

Görüleceği gibi, Dionisis Dionisis Kıbrıs Rum siyasi elitlerini “aklıselime” davet ediyor ve en önemlisi, Kıbrıs Türk toplumunu Federal Kıbrıs Devletine entegre etmeden kalıcı bir huzur ortamının sağlanamayacağını hatırlatıyordu. Dionisi Dionisis’e katılmamak elde değil. Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların kader birliği yapması en mantıklı olandır. Gelin görün ki, aklın yolu her zaman bir değil!

Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs’ta devlet olgusuna entegre olmasını sadece Ankara’nın ve Kuzey Kıbrıs’ın ayrılıkçı milliyetçileri değil, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kendi tekelinde tutmak isteyen Kıbrıs Rum elitleri de engelliyor. Bu yüzden de Kıbrıslı Türkleri ortak-devlet olgusuna entegre edecek politikalara rağbet etmiyorlar. Örneğin, 21 Nisan 2012 tarihli Gaile’de de yazdığım gibi, Kuzey Kıbrıs üniversitelerinden mezun olan Kıbrıslı Türk öğrencilerin Kıbrıs Üniversitesinde lisans-üstü eğitim yapmalarına imkan tanınmıyor. Oysa hayatın her alanında işbirliğini ileri götürmek entegresyon süreçleri açısından son derece önemlidir. Sadece bu değil, yeri geldiğinde Kıbrıslı Türkleri dışlayıcı ve aşağılayıcı davranışlar içine girmekten çekinmeyen kesimler var. Anlaşılan, geçtiğimiz günlerde Şener Levent’in Ledra Palas barikatında başına kötü şeyler gelmiş. Şener Levent gördüğü kaba muameleden o kadar bunalmış ki, Kıbrıs Rum polisine “Yaşasın İşgal!” diye bağırmak zorunda kalmış. Bu elbette öfke ve ironiyle söylenmiş bir sözdür fakat bir gerçeğin altını çiziyor: Kıbrıs Rum toplumunda statükoya sarılanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Nitekim Şener Levent Mayıs radyosundaki programda “Birleşik Kıbrıs istediğimiz için bizi galiba önce karşı taraf vuracak” diyordu.

Evet, Politis gazetesi yazarlarından Dionisis Dionisis Kıbrıslı Türkleri Federal Kıbrıs Devletine entegre etmenin bir zorunluluk, hatta erdem olduğunu anlatırken, aynı gazetenin Kıbrıslı Türk yazarı Şener Levent Kıbrıs Cumhuriyeti polisinin kaba muamelesine maruz kalıyor.

21 Nisan 2012 tarihli Gaile’de yazım şöyle bitiyordu: “Sonuç olarak “Kıbrıs Cumhuriyeti Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türkler de Türkiye’nindir” noktasına doğru süratle ilerliyoruz. Olmayanları da Kıbrıslı Rum yöneticiler kendi elleriyle Türkiye’ye itiyor. Tıpkı yakın dönem Kıbrıs tarihinde olduğu gibi…”

Meğer ben bu satırları yazarken, Şener Levent de Ledra Palas barikatında “Zito Katohi!” diye haykırıyordu…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1503 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler