1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. YAŞASIN BAHAR GELDİ!
YAŞASIN BAHAR GELDİ!

YAŞASIN BAHAR GELDİ!

Festivaller ya da konferanslarda birlikte hareket etmesi gereken bir grup içinde olur insan… Onca kişiyle beraber olmak bazen yorucudur; bazen de tam tersine enerji katar. Şiir festivalleri başkadır kuşkusuz… Söz cambazı şairlerle birlikte ol

A+A-

 

Festivaller ya da konferanslarda birlikte hareket etmesi gereken bir grup içinde olur insan… Onca kişiyle beraber olmak bazen yorucudur; bazen de tam tersine enerji katar.  Şiir festivalleri başkadır kuşkusuz… Söz cambazı şairlerle birlikte olmak keyiflidir. Hele uluslararası bir etkinlikse daha da zenginleşip çıkarsın. Bir süre anıları hüküm sürer içinde…  Anlamlı bir hayat zaten bazı güzel insanlar ve anılar biriktirmekten başka nedir?

Şimdi İstanbul’da bu yazıyı yazarken geçtiğimiz hafta katıldığım İzmir Konak Belediyesi’nin düzenlediği 7. Uluslararası Şiir Günleri’nin kelimeleri ve capcanlı kareleri hala benimle…

Özellikle yüzlerce kişiyle gerçekleştirilen yağmur altındaki müzikli, karnaval maskeli şiir yürüyüşü…  Alsancak iskelesi önündeki şiir dinletileri, zenginleştirici salon toplantıları, son gün yapılan Efes ve Şirince gezileri…

Konak Belediyesi tarafından bu yıl 7.si düzenlendi  Uluslararası Şiir Günleri’nin… Konuk  ülke Yunanistan’dı… Ben sanırım ilkine katılmıştım daha önce. Güzel anılarım var ona dair de… Farklı bir belediye başkanı vardı o zaman… Açılış konuşmaları içten ve kalpten, şiirin ne olduğunu anlamış biri tarafından yapılınca hiç de sıkıcı olmuyormuş. Belediye Başkanı Hakan Tartan ve Festivalin şiirsel dinamosu Namık Kuyumcu’yu kutlamak gerek şiiri böyle kucakladıkları için.

Çetin bir kıştan sonra bahar bizimle dalga geçip duruyor ama yine de bir vaat edilmiş zamanlar kıpırtısı var içimde.  İzmir’deki şiirli günlerden sonra İstanbul’da ucundan da olsa yetiştiğim film festivalinin heyecanı bir yandan da… Şimdi bu yazıyı yazmam gerekmese bir sinema salonunda keyif çatıyor ya sokaklarda sürtüyor olurdum ama neyse…

Bahar ve yaz yeni insanlara, sürprizlere doğru açılan bir pencere olmuştur çoğu kez benim için… Bu mutluluk kadar mutsuzluk da demek kuşkusuz… Cennet ve cehennem arasında bir otobüs seferi gibidir insan ilişkileri. Bazen kendine ya da başkalarına katlanamayıp inersin bir durakta…

Bu meselelere bu kadar takılmış olmam sadece kendi bazı talihsiz deneyimlerimle ilgili değil. Başkaları da çoğu kez beni dert ortağı olarak seçmişlerdir ve dinlediğim, tanık olduğum sayısız ilişki hikayesi vardır. Her birinde sanki kendim yaşamışım gibi kaygı ve üzüntü çekerim. Bende empati hastalığı vardır zaten. Bazen anlatırım da insanlar hayrete düşerler. Sevdiğim  birisi karnım ağrıyor dese benim de ciddi ciddi  karnım ağrımaya başlar. Birisi ameliyat olduğundan söz edince onun ameliyat yeri bende de ağrır. Sonbahar filminde film boyunca öksürüp durmuştum mesela.

Zaman zaman içime çekilmem, kalabalıklar arasında olmaktansa yalnızlığı tercih etmem bu yüzden biraz da… Kendimi başkalarının sorunlarına fazla kaptırıyorum ve yorucu oluyor bu… Yine de birisi içini açmak istediğinde “hayır” diyemem asla.

Aslında acılarımızı başkalarıyla paylaşmamız sadece onların verdiği ağırlığa başkalarının da el atmasını istemiz değildir. Biz içinde kaybolduğumuz için sorunun bütününü göremiyoruzdur. Bir başkası belli bir uzaklıktan baktığında hiç de farkında olmadığımız bir şey söyleyebilecektir.

Yıllar sonra, bizi bir zamanlar kahreden anılara karşı uzak ve yabancılaşmış olabiliyoruz. Bir başkası bu uzaklığı bu günden başarabilecektir ve bizim şu an sahip olmadığımız bir soğukkanlılıkla duruma yaklaşabilecektir.

Gerçek arkadaşlar iyileştiricidir. Eğer bizi ta içerden hissedecek, biz cümle kurmadan derdimizi anlayabilecek arkadaşlarımız yoksa o zaman zordur işte.

 İnsanları çıkmaza sürükleyen biraz da tabular, dışlanma korkusu gibi nedenlerle içlerindekini samimiyetle dile getiremiyor oluşlarıdır. Dışarıdaki kötülüğün bize yapabileceklerinin bilgisidir biraz da bizi sorunlarımız konusunda ketumlaştıran…

Bazen birilerinin gözlerinde bir kötülük görürüm. Dışarıya iğneleyici, acıtıcı sözlerle çıkar bu kötülük… Ardında ne vardır anlamaya çalışırım. Birisinin bize bir intikam duygusuyla yaklaşması için ya ona bilmediğimiz bir şey yapmışızdır ya da bu dünyadaki varlığımız bir biçimde tehdit etmektedir onu. Bireyler ve kurumlara sirayet etmiş bu kötülük hali ürkütücüdür. Böyle bir bakış ya da çok daha büyük bir meseleyi anlatan küçük bir kötü söz dengesini bozabilir insanın.

Baharı ve yaz kalabalıklar demektir biraz da… Güzel bir şiir festivaliyle açılışı yapılmış bir baharın heyecanı var şimdi içimde. Güzelliklerin yanı sıra pusuda bekleyen kötülükler de olduğunun bilincindeyim. Yine de “Yaşasın bahar geldi!” diye bir cümle vermek istedim hayata. Onca kötülüğe inat sevinçli bir başlangıç olsun diye.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1061 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler