1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. YAŞAMLA DANS
YAŞAMLA DANS

YAŞAMLA DANS

Tasavvufa çok benzeyen Stoa felsefesi iradeci bir felsefedir. Yaşamla dans kolay değildir. İnsanın nefsini terbiye etmesi oldukça zordur. Çünkü insanın egosunu yenmesi söz konusudur.

A+A-

Özlem Onar

 


                      Tanrım, bana değiştiremeyeceğim
             şeyleri kabullenmek için kuvvet
                                                                                                             Değiştirebileceğim şeyler için cesaret ve
                                                                                                  Bu ikisini birbirinden ayırmak için akıl ver.”

                                                                                                                                                               Stoa duası

 

Kimdir yaşamla dans eden? Sadece arzuları ve istekleri karşılandığında coşku ve sevinç duyan kişi değil; içinde yaşadığı toplumsal yapıda statülerini, rollerini gerçekleştirirken bahtına düşen kederleri de kabullenerek, kederlerini daha anlamlı ve doyumlu bir yaşamın tohumlarına dönüştürebilen kişidir.

  İnsanlık tarihinde ve günümüzde yaşamla dans edebilen, olgun insanların varlığını yadsıyamayız. İster Hindistan’da olsun ister Yunanistan’da, dikkat çekici sayıda bilge dünyayı kendi arzularına uygun kılmaya uğraşan insanın düştüğü çıkmaza bir çıkış yolu bulduğunu iddia etmiştir: Bilge, problematiği tersine çevirerek, arzularını dünyaya uygun kılmaya çalışır. Başka bir deyişle, bilgenin mutluluğu artık, onun dışındaki dünyadan kaynaklanan (sağlık, zenginlik, şeref, minnet, vb.) gelip geçici olan olaylara bağlı değildir; kendi iç dünyasının uyumuna bağlıdır. (1)

 Hindistan’ın ve aslında tüm insanlığın özgürlük ve bağımsızlık idolü haline gelen Mahatma Gandi döneminin olumsuz koşullarına rağmen, değerlerinden taviz vermemiştir. Gandi, “Hind’e hizmet edeceğim diye İngiltere veya Almanya’ya kötülük edemem. Evimin dört bir yandan duvarlarla kuşatılmasını, pencerelerimin kapatılmasını istemem. Her ülkenin kültürü bir bahar rüzgarı gibi serbestçe esebilmeli odamda. Ama beni önüne katıp götürmemeli. İman bir zindan değildir. Tanrının bütün yaratıklarına açıktır bu iman. Ne ırk ayrılığı tanırım ne renk ayrılığı”, “Sevgi her zaman ıstırap çeker, hiçbir zaman ne gücenir ne de intikam almaya çalışır” demiştir. Elbette, hepimiz birer Gandi olmak durumunda değiliz. Ancak onun yaşamla olan dansından çıkaracağımız pek çok ders olduğuna, inanıyorum. Var olabilmek için istediğimiz koşulların yerine gelmesini bekleyerek aslında yaşamımızı erteliyoruz. Her erteleyiş bizi eylemsizliğe itiyor. Üretimden uzak, tamamen tüketici bireylere dönüştürüyor. Varoluşsal boyutta yaşayamayanlar ve üretmeyenler öfkelidirler. Öfke duygusuyla ya kaçıngan ya da saldırgan tepkiler veriyoruz. Gandi istedikleri olmadığı için küsmemiş ya da intikam almaya çalışmamıştır. Şiddete başvurmadan da devrimci olunabileceğini, tüm dünyaya göstermiştir.

Değiştiremezsen kabul et!

Filozofça tutumu gündelik yaşama indirgeyen düşünürlerin başında, M.Ö. 1. asırda Roma’da yaşamış olan Stoacı filozof, Epiktetos gelir. “Filozofça tavır” deyiminin zihninizdeki izdüşümleri nelerdir? Değiştiremeyeceğimiz durumları fark etmek ve olduğu gibi kabul etmek. Tefekkür etmek, şükretmek, her şeyin gelip geçici olduğunun farkına varmak, taşkın duygu durumlarından uzak durmak, her türlü maddi ve manevi arzulardan mümkün olduğunca arınmak, zor anlarda bile öfkemizi kontrol etmek v.b. Takdir edersiniz ki, yaşam yolculuğunda böylesi bir sabır yetisinin ürünü olan, ruh dinginliğine erişmek kolay değildir. Bunun için acılarla dolu yaşam deneyimleriyle geçen, uzun yıllara ihtiyacımız vardır. Bu yazıda da amacım ele aldığımız “Yaşamla dans” yetisinin; akademik eğitimden çok, yaşam bilgeliğiyle/filozofça tavırla geliştirilebileceğine vurgu yaparak, bireysel yaşamınız üstüne düşünmenizi sağlamaktır. Stoacı düşünür Epiktetos diyor ki: “Bir insanı koşullar oluşturmaz, koşullar sadece onun kim olduğunu ortaya koyar.” Burada Epiktetos, bana bir sözü hatırlattı. “Bir insanın gerçek kişiliğinin ortaya çıkmasını istiyorsan, o kişiye yetki ve servet vermelisin.”

“Razı ol, mutlu ol”

“Bazı şeyler bizim kontrolümüzdedir ve bazı şeyler de değil. Kontrolümüz altında olanlar fikirlerimiz, arzularımız, nefretimiz, isteklerimiz ve tek bir kelimeyle söylenecek olursa bizim yaptıklarımızdır. Kontrolümüz altında olmayanlar ise bedenimiz, varlıklarımız, ünümüz, sahip olduklarımız ve tek bir kelimeyle söylenecek olursa yapamadıklarımızdır… Eğer bunlardan hangisinin size ait olduğunu bilirseniz hiçbir zaman zor durumda kalmazsınız, hiç kimseyi yargılamazsınız ve yaptığınız her şeyi gönülden yaparsınız. Tek bir düşmanınız olmaz, kimse sizi incitemez, çünkü tüm bunlara karşı sizi koruyan bir kalkanınız olur.” (2) Epiktetos, bu görüşleri daha iyi anlaşılsın diye bir tiyatro oyuncusu örneğinden yararlanır: Oyuncu, ne rolünü -bir dilenciyi mi bir asilzadeyi mi, hasta birini mi sağlıklı birini mi canlandıracağını- ne de piyesin uzunluğunu seçebilir, ama canlandıracağı karakteri yorumlamada bütünüyle özgürdür: iyi ya da kötü oynayabilir. Epiktetos “Olayların senin istediğin gibi cereyan etmesini bekleme; başına gelene razı olmaya karar ver, mutlu olursun” sonucuna varır. Ve de, dışsal olaylar nedeniyle canımız sıkıldığında ya da kafamız bulandığında takınmamız gereken tavırla ilgili başka birçok örnek verir: “Başına gelen her şeye karşı kendine dönmeyi düşün ve onu göğüsleyebilmek için hangi yetiye sahip olduğunu araştırıp bul. Izdırap mı çekiyorsun? Dayanma gücünü bul. Sana hakaret mi ediliyor? Sabrı bul. Ve kendini böyle yaparak hazırlarsan, tasavvurlarının oyuncağı olmazsın.” (3)

Stoa Felsefesi

Tasavvufa çok benzeyen Stoa felsefesi iradeci bir felsefedir. Yaşamla dans kolay değildir. İnsanın  nefsini terbiye etmesi oldukça zordur. Çünkü insanın egosunu yenmesi söz konusudur. İnsan mükemmel olamasa da iradesi sayesinde çabalayarak, olduğundan daha iyi bir insana doğru devinebilir. İnsanın en büyük hazinesi iradesidir. Dilerim ki, günümüz dünyasında iyiyi seçen erdemli insanlar çoğalır ve dünyamız da hak ettiği huzura ve barışa kavuşur.


  

KAYNAKÇA

1) (FREDERIC LENOIR, Fransızcadan çeviren/ Doç. Dr. Atakan Altınörs, Mutluluk üstüne felsefi bir yolculuk, İstanbul, bilgeyayıncılık, 2016, s.139, 140)

2) (EPİKTETOS, Yayıma Hazırlayan: Aslı Peker, kendisinin efendisi olmayan hiç kimse özgür değildir,  İstanbul, Destek Yayınları, 2019, s.39, 40)

3) (FREDERIC LENOIR, s.144, 145)

 

 

 

   

 

  

    

 

Bu haber toplam 1123 defa okunmuştur
Etiketler : ,
Adres Kıbrıs 445 Sayısı ISSN 2672-7560

Adres Kıbrıs 445 Sayısı ISSN 2672-7560

Önceki ve Sonraki Haberler