1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK
YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK

YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK

Kıbrıs’ın yetiştirdiği başarılı ressamlardan Hüseyin Özinal, yaşamındaki izleri son sergisi ile anlatıyor

A+A-

 

 

 

 

 

 

 

Didem MENTEŞ

 

Kıbrıs onun anlatımında farklı… Resim onun tuvallerinde bambaşka… O özünü renklerle birleştirerek, hayattaki izleri dünyanın tüm tonlarıyla anlatan bir ressam… Kıbrıs Türk toplumunun bağrından kopan, sanatı sanat için yapan gerçek bir sanatçı. “Barış” umuduyla ülkesine yeniden dönen, aradığını bulamasa da hem Kıbrıs ile hem de kendisiyle resimlerinde buluşan bir kişilik…

Yaşamının çoğunu yurt dışında geçiren ve bu sıralar yeni sergisiyle gündemde olan Kıbrıslı bir ressam, Hüseyin Özinal…

 

İNSANIN KENDİ İÇİNE YOLCULUĞU VE İZLENİMLERİ…

1961 yılında Limasol’da doğan Hüseyin Özinal, 1986 yılında Marmara Üniversitesi A.E.F Resim Bölümü’nden mezun olur. Bugüne kadar 9 kişisel sergi, 18 de karma sergiye katılan sanatçı, onuncu kişisel sergisi 11 Mayıs 2012 Ankara Devlet resim ve Heykel Müzesi, Opera Ankara’da açıldı. 
Sanatçı, son eserinde “Yaşamın Ucuna Yolculuk” yapıyor… 

Geçtiğimiz yıl “Yaşamın Ucuna Yolculuk” sergisini Naci Talat Vakfı Barış ve Dostluk Evi’nde sergileyen sanatçı, aynı sergiyi bu kez 42 eser olarak Türkiye’de resim severlerle buluşturuyor.

Sergisi açılmadan önce sohbet etme fırsatı bulduğumuz Hüseyin Özinal, “Yaşamın Ucuna Yolculuk”u anlatıyor. Önemli bir içerik taşıyan Yaşamın Ucuna Yolculuk sergisi, Tezer Özlü’nün kitabından esinlenerek ismin sahibi oluyor. Bir insanın kendi içine yolculuğu ve izlenimleri yansıtıyor…

 

SERGİNİN OLUŞUM SÜRECİ…

Hüseyin Özinal, aslında bu yolculuğu toplumun ve ailenin dayatmaları ve tutsak ilişkilerini anlattığını söylüyor. Uzun zaman önce evren ve yer yüzünün oluşumu ile ilgili kafasından düşünceler belirlenen Özinal, Kıbrıs adasının oluşumuyla ilgili belgesel izleyerek sergisine ilk yolu çizmeye başlıyor.

Güney Kıbrıs’ta yayın yapan RIK kanalında Kıbrıs’ın oluşumuyla izlediği belgesel filminde, Girne Dağları ile Trodos Dağları’nın deprem ve volkanlarla oluşması Özinal üzerinde büyük etki bırakıyor. Yine Kıbrıs’ta gergedan ve kaplan iskeletlerinin bulunmasının, dünyanın her tarafından volkanların patlamasıyla ABD ve Avrupa’nın oluştuğunu belgesellerde izleyerek etkilenen ünlü ressam, lavların ve mağmaların çıkmasının resimlerinin canlanmasında büyük rol oynadığını aktarıyor.

“Volkan patlıyor denize giriyor ve inanılmaz bir buhar çıkıyor. Ve lavın deniz altından görüntüleri çıkıyor” diyen Hüseyin Özinal, resimlerin bu yoldan çıkılarak yapıldığını belirtiyor. Bu sergide kendi iç yolculuğuna giden Özinal, mağmaların oluş halini insanın kendi yaralarının oluşum haline benzettiğini söylüyor.

 

KABUK BAĞLAYAN YARALAR…

Aslında kendi içimizdeki yaraların ruhsal acıları, travmaları izleme süreci olduğunu anlatan Hüseyin Özinal,  bu süreçte kabuk bağlayan yaraların kapandığını ama izlerin kaldığını aktarıyor. Bu iki yolculuğu bir yerde buluşturmaya çalışarak bu sergiyi düzenleyen ressam, “hem kendimizi görmeyi hem de yaralarımızı bir şekilde iyileştirmeye çalışıyorum” diyor.

Hüseyin Özinal, “aslında kendi yaralarım bizim yaralarımızdır. Biz travmaları olan bir toplumuz. Sürekli ‘Kıbrıs sorunu’ ile güne uyanıyoruz. Bu aslında bir travmadır ve mazoşist bir yaşam biçimine dönüştürülüyor. Kendi kendime baktığımda dönüp dönüp kendi yaralarımla kalıyorum, aslında bu da varoluş biçimine dönüşüyor. Bu benim Kıbrıs’a döndüğümde kendime çizdiğim yoldu ya da hayat içinde hayata baktığım yerle ilişki halinde bir serüven bu.”

Özinal, yaşamın ucuna yolculuk ve yer yüzü hallerinin kendisinin Kıbrıs’a, Kıbrıs’ın da kendisine nasıl baktığını, bu toprakları, bu ülkeyi nasıl gördüğünü ve Kıbrıs’ın da kendisini nasıl gördüğünün izleri olduğunu vurguluyor. “Benim için bu son iki şey belki de Kıbrıs ile barışma sürecim oldu. Aynı zamanda kendimle barışma, kendimi görmek, buluşabilmek ve kendimle çıplak kalabilmekle ilgili…”

 

50 YILIN BİRİKİMİ…

Yaşamın Ucuna Yolculuk sergisine, 50 yılın birikimiyle baktığını anlatan Hüseyin Özinal, “dolayısıyla bu noktaya gelişimdeki yaşanmışlıklarım, kendi hikayemi ve kişisel tarihimi oluşturma işidir. Bugün geldiğim noktada kendi tarihimle bir kırılma noktası oluşturdum.” diyor.

50 yaşın birikimiyle hem kendisine hem yaşadığı ülkeye hem de Kıbrıs’a bakabildiğini, yeniden sorgulama sürecine girdiğini anlatan Özinal, kendisini iyileştirme yolu olarak resmin kendisi için çok büyük bir şey olduğunu vurguluyor. Resimde kendisini buluyor başarılı ressam…

 

İZLER ASLINDA BİR YOLCULUK…

1979 yılında Kıbrıs’tan ayrılan ‘Barış’ umuduyla 2004 yılında yeniden Kıbrıs’a dönen sanatçı, her gün Kıbrıs sorunuyla uyandığını söylüyor. “1974 yılında 13 yaşındaydım. Ve bir çocuğun gözleriyle savaşı gördüm. O zamandan bu zamana kadar bu sorunla yaşıyoruz ve bunlar iz bırakıyor. Ölüm ilanlarına baktığınız zaman ‘Aslen doğduğu köy burası ancak Lefkoş’da gömülecek’ diyor. Aslında bu çok ağır... İnsanın doğduğu yere gömülmemesi ülkenin trajedisi ve bunlarla birlikte yaşıyoruz. Bir yerde trajedi oluşuyor ve izler kalıyor. Ben de kalan bu izleri anlatmaya çalışıyorum. Bu izleri sunuyorum, aslında bu bir yolculuk.   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 616 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler