1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. YAŞAM UCUZLASIN
YAŞAM UCUZLASIN

YAŞAM UCUZLASIN

Önemli olan “maaş artışı” mı, yoksa “alım gücü”müz mü? Galiba, hepimizi ayakta uyutuyorlar... Ve tüm toplum, bir “aldatmaca”nın peşinden sürükleniyoruz, birlikte... - “Maaşlar artsın!..” Ne olacak ki? D

A+A-

 

 

Önemli olan “maaş artışı” mı, yoksa “alım gücü”müz mü?

Galiba, hepimizi ayakta uyutuyorlar...

Ve tüm toplum, bir “aldatmaca”nın peşinden sürükleniyoruz, birlikte...

- “Maaşlar artsın!..”

Ne olacak ki?

Diyelim ki, maaşlara iki yüz lira daha eklenecek...

Sonra benzin artacak!..

Elektrik artacak!..

Araba ruhsatıydı, doğum kağıdıydı, damga puluydu artacak...

Kaşıkla gelecek...

Kepçeyle gidecek...

Yine başlayacak bağırma: “Maaşlar artsın!..”

 

***

 

Bu “yanılsama” yıllardır sürüyor...

Ve maaşlar tartışılırken, cebimizdeki para eğitime gidiyor, sağlığa gidiyor, daha fazla...

Benzin, tüp gaz ha bire zamlanıyor...

Eti daha pahalı yiyor, iletişim için çok daha fazla para harcıyoruz cebimizden...

Maaşlar artmasın!..

YAŞAM UCUZLASIN...

Çünkü maaşlar artıkça, giderlerimiz çok daha fazla artıyor sürekli, çok daha pahalılaşıyor yaşam...

Ve kandırıyorlar hepimizi...

 

***

 

Bugün, ailelerin en önemli gideri, eğitim ve sağlık harcamaları haline geldi.

Eğer çocuğunuz devlet okuluna gidiyorsa, özel ders ve dersaneler için yıllık 6-7 bin lirayı gözden çıkarmanız gerekiyor...

“Ne yapalım, çocuğumuz daha iyi eğitim alabilsin diye”, demeyiniz...

Aptal yerine koyuyorlar, hepimizi...

Çocuğumuz “iyi eğitim” alabilsin diye vardır, okullar.

Özel okula gönderiyorsunuz, yine bir tomar para...

Sağlık giderlerine ne demeli?

Üstelik de, her ay prim yatırmamıza rağmen...

Vizite ücreti, ilaç parası...

Peki ya özel iletişim fonları sayesinde “cep telefonlarına” ödediğimiz yüklü fatura..

Eğer ki eğitim, sağlık, iletişim, enerji ucuzlasa, maaş artışına ihtiyaç yoktur...

YAŞAM UCUZLASIN diye açmalıyız gözümüzü, yoksa, göreceksiniz, kaşıkla vermeye, kepçeyle almaya devam edecekler, yine...

Hepimiz uyumaya devam ettikçe...

 


 

Bayram kartları

 

Bir “tomar” kart geldi önüme, postadan...

Tümü, bayram tebrik kartı..

Gördüğünüz gibi bayram da geçti...

Elbette, tüm kutlayanlar eksik olmasınlar...

Olmasınlar da...

Bu kadar para, yazık değil mi bu bayram kartlarına...

Hemen hemen tümü özel basılmış, üstelik...

Hem çevreye zarar, sonuçta kağıdın hammaddesi doğa!..

Hem de giden emeğe...

Böylesi özel günlerde kart göndermek yerine, bir kuruma bağış yapılsa, çok daha yerinde olur kanımca..

Üstelik, emin olunuz ki, bir tomar kartı kimse durup da incelemiyor uzun uzun...

Çabucak bakıyorsunuz isimlere.. Sonra, çöpe...

Gerçek bu... Eminim, sizin için de öyle...

 


 

Kaya, ERCAN!

 

KAYA HOLDİNG’in bir haberini okudum, Türkiye gazetelerinden birinde...

Büyük yatırımlar yapacakmış, Belek’te...

Diyor ki, Holding yöneticisi Burak Kaya, “Kıbrıs’ta Ercan ve İzmir’de Liman özelleştirmeleri için teklif vereceğiz. Bunları eğer alırsak, sıkıntı çekmeyeceğiz...”

Daha “teklif” vermeden böylesi hesaplar yapması, ilginç!.

Bir bildiği var herhalde !..

 


 

Livaneli

 

“Şarkıyla barış mı olur?”

Olur ya!..

“Müzakere” ile çok mu oluyor yani...

Ya da “kin”le, “öfke”yle, “kötüleme yarışı” ile... Tank, top resmi geçitle...

Pinpon topuyla olmuştu barış!..

Şarkıyla niye olmasın ki...

Birlikte şarkılar söylemeyi becersek daha fazla, daha az çatışırız belki..

Ve en azından, şarkılarla, umudu yeşerir barışın...

Girne’de izleyememiştim,

4 Eylül’de, Mağusa’ya kısmetmiş, Livaneli...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 817 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler