1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. YAŞAM BİR GELİŞME ORTAMIDIR
YAŞAM BİR GELİŞME ORTAMIDIR

YAŞAM BİR GELİŞME ORTAMIDIR

BU DÜZENİ YETERİNCE ANLADIK KKTC’de strateji kavramı; toplumun kanıksamak durumunda bırakıldığı bir grup tarafından sahiplenilmiş, onu sürekli sunan, üreten bir ideoloji olarak görülüyor maalesef. Oysa ki, Strateji: - insanların içinde dola

A+A-

BU DÜZENİ YETERİNCE ANLADIK

KKTC’de strateji kavramı; toplumun kanıksamak durumunda bırakıldığı bir grup tarafından sahiplenilmiş, onu sürekli sunan, üreten bir ideoloji  olarak görülüyor maalesef.

Oysa ki, Strateji:

-      insanların içinde dolaştığı yerdir.

-      yaşamın ve sorunlarımızın ta kendisidir.

İşte bu yüzdendir ki ihtiyacımız olan Strateji buralardan üretilmelidir.

 

Marks’tan bir kez daha alıntılamak istiyorum şu anlamlı tümceyi:

 dünyayı yeterince anladık, şimdi artık onu değiştirmek lazım...”

Ve bizler de on yıllardır Kıbrıs’ın kuzeyinde yaratılan bu sistemsizliği (başkalarının stratejileri ile onların sürdürdüğü sistemi de diyebiliriz) yeterince anladık, şimdi artık onu toplumsal varlığımızla değerlerimizi ileriye taşıyacak şekilde değiştirmek lazım...

 

ŞİMDİ ARTIK ZAMAN DEĞİŞİM ZAMANIDIR

Öyleyse, Zaman:

-      toplumun bizlere sunduğu çeşitli verileri iyi şekilde değerlendirme zamanıdır.

 

-      somut projeler üretme zamanıdır.

 

-      kamu ve özel sektörün yanında alternatif olarak 3. sektörün projelendirilmesi zamanıdır.

 

-      yeni, çağdaş,  demokratik ve insani bir Anayasa taslağı hazırlama zamanıdır.

 

-      İnsan yetiştirme sistemimizi üretime dönük olarak planlama zamanıdır.

 

-      İnsan odaklı politikalarla insanca yaşamı gerçekleştirme zamanıdır.

 


Yukarıdaki işlerin yapılmasından sonra, topluma bunları öykünürken nasıl  ve kimler tarafından yapılması gerektiğini de yazdık geçmiş yazılarımızda: "Yapışkanlık ve çekicilik katabilecek toplumdan kabul görmüş kişiler seçilmeli" dedik; Anlaşılabilir olmak için de, Annan Planı döneminde bir çok insanımızın yaptığı katkıları unutmadan, özellikle rahmetli Doğan Harman'ın üstlenip başarı ile gerçekleştirdiği rolü örnekledik.




ANKETLERDEN VE DİBE VURUŞLARDAN STRATEJİYE DOĞRU

 

Geçtiğimiz hafta CTP’nin basın toplantısı yaparak kamuoyu ile paylaşmış olduğu bazı verilerden dolayı telaşa kapılmaya gerek yok!; anketteki verilerde önemli olan              " trend"ler yani eğilimlerdir ki bizlerin bunları doğru bir biçimde analiz etmemiz lazım.

 

CTP’nin KADEM'e yaptırdığı anketin içerdiği verinin analizlerinden insanların tecrübelerini, hedeflerini, yöntemlerini, gördükleri hataları çıkartıp, daha olumlu sonuçlara neyin sayesinde ve nasıl ulaşabiliriz hakkında bilgileri açığa çıkartarak, o işin nasıl yapılması gerektiği üzerine modeller kurmak gerekiyor şimdi. Anketlerin esas amacı dab u olmalıdır zaten.

 

Bunun için, öncelikle toplanan bu veriyi değerlendirip modelleme yapmakla uğraşmamız lâzım; sonra da bu modellemeyi topluma öykünmekle beraber, onlarla birlikte simülatör dediğimiz deneyimi tatmalıyız ki, ciddi anlamda değerli bir fikir örgütleyebilme şansımız olsun.

 

Yukarıda da yazmadık mı " stateji toplumun için bulunduğu yerdir" diye?...


İşte stratejiyi belirleyecek önemli bir veri toplumun tam da kendi içerisinden çıkmıştır...

 

Toplumun içerisinden çıkan bir diğer veri de, özellikle sanki 28 Ocak’tan sonra bir daha toparlanamaz denen toplumun, BES eylemiyle birlikte yeniden kendini göstermesi olmuştur...

 
Şimdi toplumun içerisinden çıkan bu stratejinin  modellenmesi ve ekonomik yaşama ivme ile motivasyon katması öngörülüp,  3. sektör diye adlandırdığımız, yeni bir düzen anlayışı içerisinde yeniden kurgulanıp, simülasyon deneyimi kazandıktan sonra, topluma öykünmesi gerekir ki; bunu her hal ve şartta yapmamız gerekiyor.


Yoksa, özellikle anketteki veri içerisinde belki de en geçici ve medyatik olanı, sıkıntılar içerisinde boğuşan halktan insanlarımızı huzursuz edeni, bunca beceriksizliğe ve halka rağmen halka karşı politikalarına, emir yumurcaklığına soyunmalarına rağmen UBP’nin oylarıdır sanırım...Ancak bu bence büyütülecek bir sorun değil... UBP %36 olabilir...Tabanları kaç ki zaten? Burada önemli olan bizim ne olduğumuz ve bizim stratejilerimizin günyüzüne çıkartılmasıdır...Onların değil bizim halkla birlikte ne yaptığımız ve yapacağımızdır esas olan...

 

İşte, CTP’nin halkın içerisinden çıkaracağı stratejiler ve politikaların toplumla paylaşılması ile birlikte, o zaman görülecektir ki UBP’nin %36’sı içerisinden halkın benimsediği ve güven duyduğu stratejilere kaymalar yüksek oranda yaşanacaktır...

 

 

FETİH HAKKI İLE KAZANILAN BİR HAKİMİYET

Dünyanın sadece maddi bir anlamı olduğunu ve manevi-ahlaki anlamının bulunmadığını söylemek, bütün yanlışların en büyüğü ve en tehlikelisi, en büyük ve en temel gaf, gerçek ruh ve mizaç sapkınlığıdır.


Ahlaki ve manevi araştırmalar maddî araştırmalardan ve genel olarak bütün diğerlerinden kıyas kabul etmez ölçüde daha önemlidir; çünkü ne yaptığımız ne olduğumuzdan ileri gelir.


Dolayısıyla maddi dünyanın temelinde fetih hakkıyla kazanılan bir hakimiyet düzeni olarak, manevi bir dünya düzeni tesis etmek; CTP'nin mizacına göre değildir.


“MİLLİ ŞUURSUZLAŞTIRMA POLİTİKALARI

Şu açıkça bilinmelidir ki, CTP "milli" şuursuzlaştırma poitikalarına ASLA izin vermeyecektir; KKTC'yi şekillendirmeye çalışan “hayasız” güçlere karşı tavrını, bermutat sergilemiş ve sergilemeye devam edecektir.

CTP topluma karşı, başkalarının yaptığı gibi nefret yahut küçümseme yerine, şefkat ve merhameti her zaman tecrübe edecektir.

CTP’nin tavrı, irade üzerinde hakimiyeti mutlak hale getirenler karşısında bir "katlanma tavrı" ya da bir “görece zayıflığı” değil, makullüğü içerisinde bir ilişki zemini bulmaktır.



YENİ SÜREÇTE CTP

Nitekim, bu yeni süreçte, ortaya koyacağımız somut projelerle, Kıbrıs Türk Halkı'nın kendi varlığının yazarı ve kendi kaderinin çizeri olmasını mutlaka sağlayacağız.

CTP için yaşam bir gelişme ortamıdır… Rehberi de akıldır.

 

Aklın hükmü ayrı CTP'nin hükmü ayrı olmaz; olamaz.

Son dönemlerde karşı karşıya bulunduğumuz UBP ve AKP “ortaklığının”, SEN ve BEN arasına ördüğü duvarı daha da kalınlaştırıp tahkim etmesine karşın; CTP duygudaşlıkla, sabır ve feragatle, bu duvarı inceltip geçirgen hale getirecek, duvarı bütünüyle kaldırıp; ben ve ben-olmayan ayrımını ortadan yıkacaktır.

Çünkü, CTP'nin temsil ettiği ve biriktirdiği hazinesi insanlıktır; insani değerlerdir...

İnsanlık ve insani değerler ise asla tedavülden çıkarılamaz; çünkü para gibi tüketim maddesi değildir ne insanlık ne de insani değerler...

Bilen biliyor, bilmeyen de öğrenecek ki; CTP'nin kıymeti: Sembolik bir tabela değil, temsil ettiği değerleridir. Eşitliktir, adalettir, özgürlüktür, barıştır, insan haklarıdır, hukukun üstünlüğüdür, emektir, bilgidir ve en nihayetinde insandır…

 

YARATTIKLARI DÜZEN SÜRGİT GÖZARDI EDİLEMEZ NOKTADADIR

Tohum yeşerdi ve filizlendi...

Bittabi artık iradenin de nesnelleşmesi gerek.

TC egemen çevreleri, özellikle son dönemlerdeki AKP hükümetinin Kıbrıs’ın kuzeyine dönük politikalarını yönlendirenler ve karşımıza dikilip bizi “şarlatan” sanan ülkemizdeki, deyim yerindeyse “soytarıları ve emir yumurcakları”, ve en nihayetinde alan-veren ve buyuran uygulayan politikaları hayata geçirmekten hicap dahi duymayıp halka karşı her geçen gün daha da baskı uygulayan  UBP hükümeti bilmelidirler ki; düşüncelerinin bizde fazla bir cevheri ya da muhtevası yoktur...

Ve bu düzen artık kesinlikle sürgit gözardı edilemez bir haldedir...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 870 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler