1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Yaralı oğlumu bir Yunan albay cipe alıp gitti ve o günden beri kayıptır...'
Yaralı oğlumu bir Yunan albay cipe alıp gitti ve o günden beri kayıptır...

'Yaralı oğlumu bir Yunan albay cipe alıp gitti ve o günden beri kayıptır...'

“Kayıp” Zübeyir Hamit’in babası Hamit Zübeyir Yıldırıcı’yla yaşadıkları ve “kayıp” oğluna ilişkin röportajımızın devamı şöyle: SORU: Dört üst düzey Kıbrıslırum subay öldürüldü o çatışmada... HAMİT ZÜBEYİR YILDIRIC

A+A-

 

 

 

 

 

“Kayıp” Zübeyir Hamit’in babası Hamit Zübeyir Yıldırıcı’yla yaşadıkları ve “kayıp” oğluna ilişkin röportajımızın devamı şöyle:

 

SORU: Dört üst düzey Kıbrıslırum subay öldürüldü o çatışmada...

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: O Rumcuk “22 kişi vurdular” dedi bana... Ondan sonra geldiler, yanaştılar yakına da el bombası attılar kendilerine... Mermilerinan öldürmediler kendilerini da el bombası attılar kendilerine. Orhan parçalandı, bizim oğlancık da rahmetli Zübeyir, elleri ayakları koptu, koydular merdiven, çıktılar yukarı da indirdiler kendini aşağı. Orhan’ı da indirdiler aşağı, Orhan’ı gömdüler oraya, buldozer getirdiler, gömdüler. Evin yanında...

Zübeyir’i aldı bir albay...

 

SORU: Nereden eminsin ki biri aldı kendini? Çünkü herhangi bir Kıbrıslıtürk yoktu orada...

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Rumlar anlattı bana...

 

SORU: Nereden bilin ki onu da gömmediler oraya?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: E bulmadık kendini ki! Ama dur göresin... İndirdiler kendini aşağıya... O albay o şu ki aldı kendini ve kaçtı, Yunanlı albay, aldı ve merasim yaptı ve çağırdı askerlere da, geldiler oracığa. Çağırdı kendilerine da dedi, “Görün bu Türkler’i ne biçim harp ettiler, ibret olsun size” dedi kendilerine o Yunanlı albay.

 

SORU: Olmuş olabilir da böyle bir şey, olmayabilir da çünkü Kıbrıs’ta insanlar iki tarafta da çok atar... Uydururlar uydururlar giderler... Çünkü düşün sen, 22 kişi vurdularsaydı, 4 tane da subay öldürdülersaydı, o öfkeynan hiç da durup da öyle merasim yapsınlar, ben tahmin etmem yani... O öfkeynan, o hıncınan, canlı kalanı bile öldürebilirlerdi... Yok alacaktı hastaneye götürsün... Soru işaretini koyalım oracıkta...

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Ama orada gömeydiler kendini, üç gün sonra gitti, yolladık kadınları da gittiler oraya... Orhan’ı olduğu gibi buldular... Parçalanmış falan değildi... Bütünüdü...

 

SORU: Kardeşi “vücut parçaları buldular” dedi bana...

AYŞE HAMİT YILDIRICI: Yok, bütünüdü... İki tane kürek koydular böyle, kaldırdılar kendini. Ben pattaniya getirdim da koydular üstüne. Şarr dedi, barsaklarıdır, ciğerleridir, bilmem, o saat döküldü birşeyler ama kendi büsbütünüdü...

 

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: O Yunanlı albay almış oğlum Zübeyir’i, Rum’un dediğine göre. Biz orada değildik, onun yalançısıyık biz da. Almış kendini, cipe koydu kendini, aldı kaçtı... Ama nere götürdü kendini? Kadınları yolladım Limasol’a, Ayten Hanım vardı hastanede, orada ölüleri gömmeden urubalarından parça alırlardı da bir yere korlardı. Giderdin sen farzet, ölün vardır? Gösterirdi sana urubayı, tanırsaydın den kendine “Aha bu uruba benim evladımındır, ya kocamındır...”

 

SORU: Zaten çok ayrıntılı not tuttulardı gömerken, işte kemeri vardı böyle, kırmızı tişört giyerdi, potinleri böyleydi, pantolonu şöyleydi diye...

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Baktılar, yoktur öyle biri... Gittiler Rum hastanesine, karım gitti Rum hastanesine, sordu, baktılar dosyalarına, Zübeyir Hamit yoktur öyle bir şey, Leymosun hastanesinde. E o albay nere götürdü kendini?

 

SORU: Bu olay olduktan sonra köy düştü...

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Düştü ve hep kaçtı insanlar. Gittiler üslere... Biz da kaçtık... Aynı gün akşamüstü kaçtık, herkes Happy Valley’ye gittiydi.

 

SORU: Yani üç gün sonra, ateş-kes olduktan sonra, Happy Valley’den yolladıydın hanımını Piskobu’ya...

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Evet...

 

SORU: Herhangi biri gidip baktı mıydı Zübeyir’in bulunduğu mevziye, Happy Valley’ye doğru kaçarken?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Yok, mevziye gitmedi kimse... Yalnız gaçarkana, o şu gaçallardı, Mehmet Koççino’nun oğlu, o kayalık mahallesindeydi, onlardan yukarıydı... O mevziden daha yukarıydı ve kaçtılar. Gaçarkana Koloş’tan o şu atış yapallardı, yedi parça oğlancık. Oraşta göçmen evlerinin yanında, bizim kaldığımız evlerin yanında parça yedi, öldü oraşta yolda. Mustafa Koççino’ydu adı. Onu gömdüler oraya Rumlar. Bir tane da Mustafa Kombos’un evlerinin yanında ama o Rum’du... Onu da gene Rumlar vurduydu... Rumlar vurdular oraşta da öldü, onu aldılar getirdiler Rum mezarlığına gömdüler.

 

SORU: Nerden bilin ki Rumlar vurdu?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: E kim vuracaktı? Türk yoğudu ki vursunlar. Yanlışlığınan vurdular. Bir tane da Türk kulübünün yanında bizim, bu geldi ganimet yapsın ne haspa, onu da gördüler, zannettiler ki Türk’tür, sıktılar kendine bir tane, o da öldü kulübün yanında, Rum...

 

SORU: Nerden bilin ki Türkler öldürmedi?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: E yoğudu Türk kızım, hepsi kaçtıydı... Midem Türk yoğudu kim öldürdü? Kendi aralarında vurdular, öldürdüler... Bu ikisi o dört subaydan ayrıdır. Onlar, onda, o mevzide öldürüldüler, bunlar ayrıdır.

 


 

 

 

***  Kıbrıs Genetik Enstitüsü’nün DNA veri tabanını Kayıplar Komitesi’ne teslim etmesi bekleniyor...

 

Enstitü’ye yeni başkan ve yeni yönetim kurulu...

 

Lefkoşa (T.A.K): Kıbrıs Genetik Enstitüsü’nün Kıbrıs’taki kayıpların Bosna Hersek’teki laboratuarda kimlik tespiti yapılabilmesi için, kayıp yakınlarına ait verileri, Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk üyesi Gülden Plümer Küçük’e ve Rum hükümetine dün gönderme kararı aldığı bildirildi.

Fileleftheros ve diğer gazeteler, Kıbrıslırum hükümetinin talebi üzerine daha önce istifa eden Enstitü’nün yönetim kurulu üyelerinin yeniden belirlenmesi için önceki gün seçim yapıldığı, seçim sonrasında belirlenen yeni yönetim kurulunun, kayıp kişilerin yakınlarına ait veri bankasının Kıbrıslırum hükümetine ve Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’ne teslim edilmesi kararı aldığını yazdılar.

Habere göre, enstitünün yeni başkanı olarak Hristos İliadis seçilirken, yeni oluşturulan yönetim kurulu da kayıp yakınlarına ait verilerin dün Kıbrıslırum hükümetine teslim edilmesi kararı aldı.

Kıbrıslıtürk kayıpların yakınlarının son günlerde Enstitü’ye mektuplar göndererek yakınlarının verilerinin teslim edilmesini istediklerini vurgulayan gazete, bu çerçevede Kıbrıslıtürk kayıpların verilerinin Kıbrıslıtürkler’e, Kıbrıslırumlar ve Yunanlı kayıpların verilerinin de Kıbrılırum hükümetine verileceğini yazdı.

Gazete, mahkemeye intikal eden dosyaların ise bunun dışında tutulacağını vurguladı.

Alithia gazetesi ise, AB’nin kayıpların kimlik tespitlerinin yapılması programına yapacağı finansmanın geçerli olabilmesi için veri bankasının teslim edilmesi için son tarih olarak 25 Temmuz’u öngördüğünü hatırlattı.

Gazete, veri bankasının dün teslim edilmesiyle AB’nin finansmanının kaybedilmesi tehlikesinin ortadan kaldırılmasının amaçlandığını belirtirken, Kıbrıslırumlar’a ait verilerin Yorgos Yakovu’ya, Kıbrıslıtürkler’e ait verilerin ise Gülden Plümer Küçük’e teslim edileceğini yazdı.

(TAK Ajansı Rumca Haber Bülteni’nden – 25.7.2012)

 

 

 


 

KAZILARDA SON DURUM... KAZILARDA SON DURUM...

 

Maşera’da Kıbrıslıtürk “kayıplar”dan geride kalanlar bulunuyor...

 

Kayıplar Komitesi’nin kazı ekipleri adamızın iki tarafında kazılarını sürdürüyor. Maşera’da 1963-64 “kaybı” Kıbrıslıtürkler’den geride kalanların arandığı kazılarda önceki gün bazı yeni kalıntılar bulunduğu öğrenildi. Maşera’da bu yıl içerisinde yürütülen kazılarda yedi “kayıp” Kıbrıslıtürk’ten geride kalanlar bulunmuş, çok yoğun yağışlarla geçen kış mevsiminde bölgede kazı yapılması imkansızlaşınca, bu kazılara bir süre ara verilmiş ve buradaki ekip Atalassa’ya kaydırılmıştı. Toprak kazıya uygun hale gelir gelmez ekip yeniden Maşera’da kazılarına başlamıştı. Bir dere yatağında yürütülen kazılarda önceki gün yeni kalıntıların bulunduğu öğrenildi.

Lefkonuk’ta (Geçitkale) da kazılarda bazı “kayıp” Kıbrıslırumlar’dan geride kalanlar bulunuyor. Halen Kayıplar Komitesi’nin kazı ekipleri Hamitköy’de (Mandrez), Sazlıköy’de (Livadya), Cihangir’de (Abohor-Ebiho), Yiğitler’de (Arçoz), Lefkoşa’da hapishanenin arkasında, Bozdağ’da (Aspro Mutti) ve Strovulos’ta kazılarını sürdürüyor.

Kazı ekiplerinde bulunan tüm arkeologlarımıza, şirocularımıza ve diğer çalışanlara bu aşırı sıcaklarda yürüttükleri kazılarda “Kolay gelsin” diyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 920 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler