1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. "Yaralarımızı kanatmadan geçmişle yüzleşmeliyiz"
Yaralarımızı kanatmadan geçmişle yüzleşmeliyiz

"Yaralarımızı kanatmadan geçmişle yüzleşmeliyiz"

Mağusa İnisiyatifi Aktivisti Ulaş Gökçe, Kıbrıslıların acılarının halen taze ve kanamakta olduğunu, Kıbrıs sorununun bir kronik hastalığa dönüştüğünü savundu

A+A-

Mağusa İnisiyatifi Aktivisti Ulaş Gökçe, Kıbrıslıların acılarının halen taze ve kanamakta olduğunu, Kıbrıs sorununun bir kronik hastalığa dönüştüğünü savunduMağusa İnisiyatifi adına yazılı bir açıklama yapan  Gökçe, her şeye rağmen insanların yaralarının sarılmak zorunda olduğunu, bunun bir tek ülkenin birleşmesi için değil sağlıklı bir toplumsal hayata kavuşmak için de gerekli olduğunu ifade etti.

Açıklamanın tam metni şöyle:

Yaralarımızı kanatmadan geçmişle yüzleşmeliyiz

Toplumlarımız çok acılar çekti. Binlerce masum insanımız hayatını kaybetti.  Yüzlerce “kaybedilen” Kıbrıslı halen onlara acılı ailelerinin ve bizlerin ulaşmamızı bekliyor. Yüzbinlerce Kıbrıslı, binlerce yıl yaşadığı topraklardan kökleri sökülerek göç etmek zorunda kaldı veya zorla göç ettirildi. Tüm bu olgular gösteriyor ki Kıbrıslıların acıları halen tazedir ve kanamaktadır. Kıbrıs sorunu bir kronik hastalığa dönüştü. Ancak her şeye rağmen insanlarımızın yaralarını sarmak zorundayız. Bunu bir tek ülkemizin birleşmesi için değil sağlıklı bir toplumsal hayata kavuşma amacıyla gerçekleştirmeliyiz.

Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler toplumlar arası çatışmalar sonucu yaşanan acıları tartışmaya devam ediyorlar. Sistematik görünüm vermeyen, sadece zaman zaman vücut bulan bu tartışmalar genellikle toplumlarda ayrı ayrı yaşanıyor. Geçmişe yönelik her türlü fikir teatisi faydalıdır. Ancak bu tartışmaları yaparken bazı hususlara dikkat çekmek gerekliliği hissediyoruz.

Toplumsal çatışmalarda yaşanan acıların tartışılmasını günlük siyasetin öznesi halinden çıkarmak zorundayız. Bunun yanında acılarımızı toplum içi rekabet veya cepheleşme, toplumlar arası hesaplaşma aracı yapmamalıyız. Acılarımız cepheleşme ve hesaplaşma sonucu meydana gelmiştir. Bunu tekrar etmemeliyiz. Ölülerimizi, önce toplumlar içinde ayrı bir mertebeye yükseltmeliyiz. Yani kurbanların anısına tüm toplumsal kesimler olarak hep birlikte sahip çıkmalıyız. Bunun için bugüne kadarki çeşitli nesnel ve öznel siyasi nedenleri, insani korkuları bir kenara bırakıp kendi tarihimizle yeniden tanışmalıyız. Acılarımızı siyasi kariyer için kullananları, barış içinde bir memleket hayal edenler olarak samimiyetimizle yenip acılı insanlarımızın yanında durmalıyız. Onlarla, kurbanlarımızın mezarlarının başında olmalıyız. Anlamak için, acılarını paylaşmak için, anılarını yaşatmak için. Bir şey beklemeden, bir siyasi hedef gütmeden… Belki sessizce, bir damla gözyaşıyla… Kimsenin acısını depreştirmeden, kimseye zorlamadan, onların rızasıyla yapmalıyız bunu… Bizim önce toplumlar içinde yüzleşmeye ihtiyacımız vardır.

Bunun ardından toplumlar arası tarihimizle yüzleşmeye ihtiyaç duymaktayız. Bu bir toplumlararası hesaplaşma, ölçme, karşılaştırma, tartma olmamalıdır. Bu acılı insanların, başkalarının acılarını hissedenlerin kalplerinin kulaklarını açmalarıdır. Hepimizin öğrenecekleri, yüzleşecekleri var. Bizim dilimizden, başka dillerden ölenlerin, acı çekenlerin acılarını öğrenmemiz gerekiyor. Yüzleşecek bir toplumsal ve genel Kıbrıs tarihimiz var.

Toplumsal ve toplumlar arası yüzleşmede sistematik uğraşların önemi büyüktür. Bu nedenle her birey ve sivil toplum örgütü süreklilik arz edecek, büyük projeler değil somut yaklaşımlarla sürece katkı koymalıdırlar. Siyasi partilerimiz bu yüzleşmede öncü değil yardımcı rol üstlenmelidirler. Yani insanlarımızın, sivil toplum örgütlerinin diyaloğu, buluşması için zemin hazırlamalıdırlar. Mağusa İnisiyatifi olarak toplumsal ve toplumlararası yüzleşme için özel bir program üzerinde çalışmaktayız. Ancak bu sürecin hukuki, sosyal ve siyasal adımlarla desteklenmesi başta liderler olmak üzere herkesin gündeminde olmalıdır.

Kıbrıs’ın tüm toplumlarının barış içinde bir gelecek için geçmişten kaçmaları değil, geçmişin üzerine gitmeleri, yaşanan acıları anlamaları ve unutmamaları gerekiyor. Barış bir anlaşma değildir. Barış anlama, affetme, yüzleşme, unutmama, dayanışma ve empatidir.

Ulaş Gökçe
Mağusa İnisiyatifi Aktivisti

 

(yd/tak)

Bu haber toplam 766 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler