1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. YAPAY DÜŞÜNME YÖNTEMLERİ VE KKTC MİLLİ EĞİTİMİNİN 'AMAÇLARI'!..
YAPAY DÜŞÜNME YÖNTEMLERİ VE KKTC MİLLİ EĞİTİMİNİN AMAÇLARI!..

YAPAY DÜŞÜNME YÖNTEMLERİ VE KKTC MİLLİ EĞİTİMİNİN 'AMAÇLARI'!..

YAPAY ZEKÂ NEDİR? Tek bir cümle ile özetlersek: Bir bilgisayarın yazılan zeki programlar (software) sayesinde ürettiği düşünme çabasıdır. “Yapay zekâ ile felsefe” ise şöyle tanımlanabilir: “Yapay zekâ ile felsefe”, Yapay ze

A+A-

 

 

YAPAY ZEKÂ NEDİR?



Tek bir cümle ile özetlersek:

Bir bilgisayarın yazılan zeki programlar (software) sayesinde ürettiği düşünme çabasıdır.

“Yapay zekâ ile felsefe”  ise şöyle tanımlanabilir:

“Yapay zekâ ile felsefe”, Yapay zekânın felsefe yapması durumudur. Yani buradan anlaşılacağı gibi, yapay zekâ kendisini geliştirmek için programını kendisi yeni baştan bile yazabilir.

“İNSAN”IN FARKI

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği; zekâ ve duygunun birlikte bulunması, sahip olduğu anlama, öğrenme, analiz ve yorumlama yeteneklerinin farklılığıdır.

İnsan, bu  yeteneklerini temel yapı elemanı olan sinir hücrelerine sahip beynine borçludur. İnsanın akıllı makine yapma isteğinin temelinde, işte bu sinir hücrelerini modelleyebilmesi ve kısmen de olsa insan beyninin bazı özelliklerini makineye kazandırması yatmaktadır. Gerçek ve yapay sinir sistemleri arasındaki benzerliği  iyi anlamak için, biyolojik sinir ağını oluşturan biyolojik nöronları iyi bilmek gerekir.

Konuya bu pencereden bakınca;  “kendimiz gibi” bir program yapmaktaki problemin merkezi, kendimizi tanımak olur.



REEL VARLIK ALANLARI
Alman filozof Nicolai Hartmann, reel varlık alanını şu dört alana ayırır:
 
1-Maddi varlık alanı;
2-Organik
varlık alanı;
3-Psişik
(Ruh) varlık alanı; ve

4-Tarihsel (düşünce dünyası) varlık alanı.



Bugün ulaştığımız noktada, örtük bilginin tümü açık bilgiye çevrilmeden , kendimizinkini taklit edeceğimiz yapay bir zekâ, evrimimiz süresince başımızdan geçen yaşantıların, kazanmış olduğumuz deneyimlerin tümünü barındıramayacaktır... fakat düşünsel tarafımıza, " kendilik bilgisi" çerçevesinde bakarsak; yapay sinir ağlarında benzetimi (analoji) kurulabilir.
 
Oxford Üniversitesi, kendi bünyesinde felsefe ve bilgisayar bilimlerini buluşturacak böyle bir alanı yaratmış bulunuyor: (
http://www.ox.ac.uk/admissions/undergraduate_courses/courses/computer_science_and_philosophy/computer_science_and.html).

BİLİMSEL UĞRAŞLARIN BOYUTLARI


Durun, daha bitmedi!..

Bilgisayar teknolojisi donanım (hardware) ve yazılım (software) olmak üzere iki ayrı yapıdan oluşuyor.

Öyle ise...

“Donanım tarafında neler oluyor?”, gelin,  güzel bir iktibasla beraberce bir göz atalım:

"Bilgisayar teknolojisinde DNA temelli bilgisayarlar konuşuluyor. Bilim insanları gerçek insan genetik materyalini alıp, yeni mikro işlemciler üretmekte kullanıyorlar. 10 trilyon DNA molekülü bir araya geldiğinde bir misket kadar yer kaplıyor. Tüm bu moleküller, eşzamanlı olarak data (very) işleme kapasitesine sahipler. Bu da, teorik olarak aynı anda o kadarcık bir alanda 10 trilyon işlem yapılması demektir. Bu miktar, günümüzün en hızlı süper bilgisayarının hızından 10 kat fazladır. Genetik bilgisayar, bazı hastalıkların yayılmasını durdurmak ve kökünü kazımakta da kullanılabilir. Gelecekte, insan vücuduna takılabilecek çiplerle de, hayal edilebilecek her şeyi gerçekleştirmek mümkün olabilecektir. Genetik bilgisayar yaratmak için en büyük uğraşı, biyotek şirketleri veriyor. Bu şirketlerde çalışan bilimadamları, içerisinde alışılmış elektrik devreleri yerine, DNA parçacıkları olan mikro işlemciler ürettiler. Bu çiplere mikro dizi deniyor ve içlerinde insan geni ile ilgili genetik bilgiler bulunduruyorlar." (Robotics-Automation@yahoogroups)

 

BİZDEKİ MENTALİTE “KEDİ-CİĞER TRAPEZİNDEKİ AKİL KÂRI” MI?!..

 

Peki, dünya üniversitelerinde bunlar olurken bizde neler oluyor?

KKTC Milli Eğitim Eski Bakanı Sayın Nazım Çavuşoğlu, Kıbrıslı Türk gençleri, Türkiye’ye şikayet ediyor!



Diyor ki;

“...Ancak tüm bu çabalarımız, yurt dışına, öğrencilerimizin İngiltere, Amerika veya diğer ülkelerde, yüksek öğrenime gitme teşebbüslerini durdurmaya yetmemektedir...

...Bu çocuklarımız, dört veya altı yıl süreyle yüksek öğrenim gördükleri ülkede kalmakta, bu sure zarfında içinde yaşadıkları toplumun kültüründen, örfünden âdetinden ve yaşantısından ciddi anlamda da etkilenmektedirler. Bu gençlerimiz KKTC’ye Anavatan’da okuyanlara gore düşünceleri, bakış açıları ve değerlendirmeleri farklı birer insan olarak dönmektedirler.

Gözlemlerimize gore KKTC’ye dönen bu gençlerimiz, hem toplumsal sorunlara hem de Anavatan’la olan ilişkilerimizi yorumlamada ciddi farklılıklar göstermektedirler. Ayrıca bu durumda olan gençlerimizin gelecekte bizlere sıkıntılar meydana getirecek bir bakış açısına sahip olacaklarını şimdiden içinde yer aldıkları farklı eylemlerinden görmekteyiz...”

Böylesine bir bakış açısı tabiri caiz ise bizden farklı olanları reddeden “ırkçı bir anlayışın ürünü olmakta, farklılıklara kelimenin en hafifi ile “tahammül etmeme” psikolojisinin bir ürünü olmaktadır ve oldukça da tehlikelidir toplumun bugünü ve geleceği açısından. Bu düşünceye sahip insanlara “bir yerde herkes aynı düşünüyorsa, aslında orda hiç kimse düşünmüyor” demektir sözünü anımsatmak gerekiyor.

NASIL BİR ANLAYIŞTIR BU?

Ne demek oluyor ki Sayın Nazım Çavuşoğlu’nun 14.10.2010 tarihinde TC Milli Eğitim Eski Bakanı Sayın Nimet Çubukçu’ya yazdığı özetle şu cümleler?

" ...Avrupa ve Amerika’da okumaları bizim için "sıkıntı" dır. KKTC’ye dönen bu gençlerimiz, hem toplumsal sorunlara hem de Anavatanla olan ilişkilerimizi yorumlamada ciddi farklılıklar göstermektedir...Çabalarımız onların bu ülkelere gitmesini durdurmaya yetmemektedir!..”

 

Sayın Nazım Çavuşoğlu, acı gerçek şu ki:

Siz ve bu konuda sizin gibi düşünenler, yukarıda bahsetmeye çalıştığım bilimsel çalışmalarla bilim dünyasına ve insanlığa hizmet etmeye çalışan, alanlarında saygın 3. dünya ülkesi üniversitelerinin kapısından, bu sahip olduğunuz anlayışları taşıdığınız müddetçe, değil öğrenci olarak, içeri misafir olarak bile  giremezsiniz!..

Bu yüzden, gölge etmeyin bu konularda, başka ihsan istemez insanlarımız sizlerden!..

 



 

Bu haber toplam 957 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler