1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. Yalanın Son Kullanma Tarihi
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

Yazarın Tüm Yazıları >

Yalanın Son Kullanma Tarihi

A+A-

Bazı insanlar bir yalanı öyle sık tekrarlıyorlar ki sonunda onun gerçek olduğuna inanmaya başlıyorlar. Bir maskeyi öyle uzun süre takıyorlar ki esas yüzlerini unutup  kendi yüzlerini o sanmaya başlıyorlar.
Bazı gerçekler katlanılamayacak kadar can acıtıcıdır ne yazık ki. Onları kabul edip kelimelere dökmek etkilerini daha da güçlendirecektir. Bireyler ve toplumlar kendilerini utandıran, suçluluk duydukları olaylarla başa çıkmak için bazı savunma mekanizmaları geliştirmişlerdir. Kimi durumları inkar etmek, yokmuşlar gibi davranmak hayatı sürdürebilmek için elzem hale gelmiştir. Toplumların üzerinde uzlaştıkları yalanlar vardır. Resmi tarih anlatıları, ya da bugüne dair paylaşılmış anlatılar büyük oranda böylesi yalanlardan oluşmaktadır. Bir toplumun birlikte yaşadığı başka bir etnik gruba yaptığı zulüm örneğin… Bu bir biçimde inkar edilmiş ya da küçümsenmiş, ötekinin hatası üzerinden gerekçelendirilmiş ve ulusu rencide etmeyecek bir anlatı olarak tarihe geçilmiştir.
Yalan hep oradadır. Doğru bildiğimiz pek çok şeyin gerçeğini birgün öğreniyor ya da hiçbir zaman öğrenemiyoruz.
Dünyaya yapılacak en büyük iyiliklerden biri yalanların son kullanma tarihlerini kısaltmaktır. Yalanların ortaya çıkabileceğinin bilgisi bile onları engellemek için atılmış bir adımdır. Yalan söylemek ve sürdürmek zeka ve beceri ister. Bir kez söylenen yalanın ayakta kalması için yeni yalanlara ve onları koruyacak taktik ve stratejilere gereksinimi vardır çünkü...
Kimi zaman yalanı sürdürmenin koşulları oldukça uygundur. Yalan öylesine inandırıcı biçimde sunulmuştur ki ondan kuşku duymayız, aksini ispat etmemiz için gerekli verilere ulaşmamız bir biçimde imkansız hale getirilmiştir.
Öyle çok rol yapmak zorunda ki kimi insanlar, gerçekte kim olduklarını kaybediyorlar bir gün. Yalnız kalmaktan çok korkuyorlar bu yüzden. Yüzleşmeden kaçıyorlar sürekli.
Günümüzde bir meslek haline gelmiş kimlik illüzyonu... TV ekranlarındaki programların formatlarına uygun olarak aynı kişileri farklı maskelerle görebiliyoruz.  Geçenlerde hayretle izledim. Formata uygun olarak hırçın ve zor beğenen, acımasız eleştiriler yapan bir adam bir başka TV programında iyi niyetli, meleksi bir kişilik olarak karşımıza çıkabiliyor.
Seçimlerde adaylar da böyle pazarlanıyor bize… İncelikle düşünülmüş ayrıntılarla algımız maniple ediliyor. Topluca inanıyoruz bize sunulana. Bütün bu plastik görüntüler arasında gerçek birisi sırıtıyor ancak ve bir biçimde yok edilmeye çalışılıyor.
Edebiyat da nasibini almış bu pazarlama furyasından. Ünlü bir yazar olma hayali kuran hafif yetenekli genç insanların paraları alınıyor, metinleri bir editör tarafından adam edilmeye çalışılıyor; ardından da algı manipülasyonu göz önüne alınarak çeşitli pazarlama yöntemleriyle piyasaya sürülüyor.
Kuralı doğru uygulamadığın sürece seni ezip geçecek kıran kırana bir dünya bu… Gücü elinde tutanların onlara biat edip etmediğine bağlı olarak seni vezir ya da rezil etmeleri mümkün…
Sonuçta şu geçici dünyada yalan mutluluğa tercüme ediliyor bir biçimde. Birileri hiyerarşi basamaklarının üst kısımlarına çıkarılıyor, maddi ve manevi olanaklara sahip oluyor kendi refahı ve hayat kalitesi için. Beğenilmek ve onay görmenin, başkalarının önüne geçmenin keyfini sürüyor bir biçimde.
Kuşku duyulan “başarı”larla dolu dünya… Pek çok insanla konuştuğunda hayatta konumlandığı yer ile özündeki kendi arasındaki uçurumu fark etmemek mümkün değil. Maskenin ardını görebilirsen bu böyle sonuçta…
Bütün bu yalanların, plastik şişelerdeki sunumların bir son kullanma tarihi var kuşkusuz. Diğer yandaki organik ürünlere, bozkırda yetişen güzelim çiçeklere birileri dönüp bakıyor her zaman.
Yine de bazı yalanların gerçek olduğuna hep birlikte inanmaya devam ediyoruz ve edeceğiz. Yalanın kendisi oldukça güzel görünebiliyor çünkü…
Hakikatin kendisi olanlar ve hakikati aramaya kendini vakfedip yalanları ortaya çıkarmaya çalışanlar günümüzün gerçek kahramanları belki de…

Bu yazı toplam 7595 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar